Hadi sokağa!

Bugün yazıma iki özür ile başlamak istiyorum. Bunlardan ilki uzun zamandan beri yazmadığım daha doğrusu yazamadığım için... Diğeri ve en önemlisi de yapmış olduğum en büyük hatalı tahmin için...

Bu hatalı tahminime göre AKP bu seçimlerde gidecekti. Çünkü Davos'dan sonra İsrail'in dolayısıyla ABD'nin gözünden düşen AKP'nin verilen yetkilerinin geri alınması gerekiyordu. Bunun içinde kendimce bazı ispatlarım da vardı. Bu ispatları genel hatları ile hatırlatmam gerekir ise: “Ortadoğu eş başkanıyım diye söylevlerde bulunan başbakan, düşüncelerinden dolayı fazlasıyla “dincilik” politikası güttüğü için ve bunun yanında İran'da yapılan hatayı bir daha yapmamak vede yerine ortadoğu karakol şefliğini yapabilecek kişi yahut ekibini değiştirmesi gerekiyordu.

Zaten halk her ne derse desin Beyaz saray'a gidip de kazanılmayan seçimler dahi kazanılmış gibi gösterildiği için -ki bu yöntem artık sandık çalınması ile değil AKP iktidarının gelmesi ile ABD'den ithal edilen bilgisayar sistemi ile yapılıyor- sokağa inmeyen insanlar için bu durumun yutturulması kolay oluyor.


Ancak umduğum sonuç ortaya çıkmadı. Ama halen bu durumun şaşkınlığı üzerimde çünkü, halen İsrail ile nasıl bir oyun olduğunu çözebilmiş değilim...Eğer bu konu hakkında beni bilgilendirmek isteyen olursa bilgilendirmesinden onur duyarım. Ancak dediğim sebeplerden dolayı çok özür diliyorum... Bilmiyorum ne kadar kabul edersiniz...

Bu benim için “anlamı büyük olan özürden” sonra konunun esas kısmına gelmek istiyorum. Az önce bahsettiğim gibi , AKP'nin gelmesi ile yeni gelen bilgisayar sistemi ABD tarafından hediye gibi geldi. Hatta gelmesi ile sözcüğü biraz geç oluyor. AKP'nin gelmesi için getirilen sistem ile oy kaybı büyük olan AKP elektriklerin kesilmesi ile oylar üzerinde oynama yapılmıştı.Bunun en büyük ispatı ise: Bir partinin 6 ay içinde kurulup seçilmesinin Dünya'nın en saçma durumu olmasıdır! Bu durumun olduğu yıl 2007...

Yine bu yıllarda hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum...

Atatürk'e haraket suçundan içeride olan bir kişi, dışarı çıkar çıkmaz birden bire ABD'ye gidiyor. Ve bu gidiş sonucunda sürekli olarak basında gözükmeye başlıyor...

Sonra ne mi oldu?

Başbakan...

Bitmedi...

Yerel seçimlerde özellikle İstanbul başta olmak üzere seçimler başlamıştı...

Yıllardan 2009'du...

Kılıçdaroğlu diye bir zat çıktı... Belediye başkanlığı için oynamaya başladı... Hatta başlangıçta kazanıyordu da...

Sonra ne mi oldu?...

Kılıçdaroğlu'nun yardımcısı çıktı ve seçimi kazandık diye açıklama yaptı... Ancak bu açıklamadan yarım saat sonra yani seçim kesin sonuçlarının bitmesine 1 saat kala elektrikler kesildi ve birde ne olsun?
AKP birden bire zıplamaya başladı ve biz kazandık diye sevinç çığlıkları atmaya başladı...

Beyoğlunda seçim sandıkları çalındı ve ne tasadüftür ki bu sandıkların hepsi CHP sandığıydı... Ve kamera kayıtları elektriklerin kesilmesi ile silindi... Ancak bu bilgiler haberlerde çıkıp anında yayından kaldırıldı...

İstanbul'un Gazi Mahallesinde bağımsız bir adayın çıkması kesin gözüyle bakılırken birden bire yine elektriklerin gitmesi ile bahsi bile geçmeyen AKP adayı belediye başkanı oldu.

Yerel seçimler geçti...

Yıl 2011 günlerden 12 Haziran, yani daha geçen gün...

52 milyon oy kullanacak kişi vardı. Ancak 69 milyon tane oy pusulası basıldı... Peki geri kalanlar nereye gitti? Bilinmiyor ama bahane hazır: “Yedek olarak basılmış...”Yahu pusulanın yedeği olur mu? Eğer öyle olsaydı oy pusulaları neden iptal ediliyor? Oylar neden geçersiz sayılıyor?

Hadi geçtik bunu...

Oy sonuçlarını neden sadece Cihan Haber ajansı bildiriyor? Hemde Zaman gazetesine çalışan tamamen taraflı bir ajans olduğu halde...

Hemde Anadolu ajansı, Doğan Haber Ajansı yahut İhlas Haber ajansları varken neden sadece bu ajans? Hem önceki seçimlerde böyle bir şey yoktu bu da yeni mi çıktı?!

Hadi bunu da geçelim...

Cihan haber ajansı, 2010 referandum seçimlerinde daha sandıklar kapanmadan yani saat 17 'de kapanan sandıkların sonuçlarını 16'da veren haber ajansı,- Ki YSK'nın kesin sonuçları iki hafta sonra açıkladığı halde- ne kadar güvenilir bir haber ajansı olabilir? (ki bu sonuçlar Cihan Haber Ajansı'nın haber sitesinde yayınlanmıştı)

Hadi bunu da geçelim...

Referandum sonuçlarını bu şekliyle ortaya koyan bir vatandaşımızı neden Ergenekondan içeri attınız?

Geçelim hadi bunları da...

Cihan haber ajansı'nın bu seçimlerde dağıtmış olduğu sistemi gösteren demo resminde yer alan oy oranları ile (Ki bu demo 1 hafta önce görsel basına dağıtılmıştı) neden bu kadar birebir?

Hadi onu da geçtim...

YSK bile 1 günde sadece baraj altında kalan partileri tespit edebiliyorsa, nasıl oluyorda seçim sonuçları sadece iki saat içerisinde açıklanıyor?

Hadi onu da geçtim...

Cihan haber ajansına nasıl bu kadar hızlı sonuçları yayınladığını sorduklarında: “Her iki sandığın başına 1 kişi koyduğunu ve sonuçların YSK'dan değil de kendi adamlarının söylemiş olduğu sonuçlar ile olduğunu” (ki bu seçimlerde 199.207 adet sandık vardı) söyledi.
Tüm bunlar düşünüldüğünde sizce bu seçim ne kadar geçerlidir?

Her iki kişiden biri nasıl oluyorda bu adamlara oy verdi? Diye soruyorsanız bunları bir düşünün...

Ben bu hükümet benim hükümetim değil dediğim zaman yahut bu ülkede ileri demokrasi diyenlere inanmadığımı söylediğimde bu dediklerimi bir dakikalığına durup düşünün ve “yeter bizi kandırdığın!” Deyip “Sokaklara çıkın!”

Ancak tüm bunlara rağmen AKP'nin bu yaptıklarına neden diğer partiler itiraz etmiyor diye kendinize soruyorsanız ben size yardımcı olayim: “Düzen partisi bunlar düzen!...”

Yazımı Banu Avar'ın yazısıyla bitirmek istiyorum...

Sevgili dostlar; Türkiye bir “demokratik seçim”den daha çıktı. Sonuç iki saat sonra açıklandı!
Şimdi birileri Türk milletinin ne kadar ebleh, aymaz olduğundan söz edecek. Birileri, birilerini ihanetle suçlayacak. Bırakalım suçlamaları… Önümüze bakalım… Seçimler SEÇSİS hile sistemiyle yapılmıştır. Hiçbir şekilde demokratik bir ortam söz konusu değildir, partiler ve adaylar madden ve manen eşit şartlarda değillerdir. İktidar partisi açlıkla terbiye edilen büyük bir kesime sızmıştır.. Çekilen bunca cefaya rağmen muhalefet halkın ezici çoğunluğunu samimiyetine ikna edememiştir. Yerel örgütlenmede başarı sağlanamamıştır. Aydınlar susturulmuştur. Halk üzerinde psikolojik savaş en üst düzeyde sürdürülmektedir ve bununla mücadele imkanlarının tümü tıkalıdır..

Umutsuzluğun kucağına düşmek, kolayı seçmektir. İnfiale kapılma zamanı değildir. Sonucu üç aşağı beş yukarı bilmiyor muyduk?

Tarihte benzer birçok dönemden geçtik.. Hepsinden alnımızın akıyla çıktık ki bugün buradayız.. Durumu bir süreç olarak değerlendirmek ve hezeyana kapılmamak esas meseledir. Kendi eleştirimizi yapmak, “delikleri ve kaleleri” bulma zamanıdır.. Yaklaşan tehlikeye karşı yerel düzeyde nasıl elele vereceğiz, bunu tartışma zamanıdır! Bir kez daha hatırlatalım, bunu partiler üstü bir anlayışla gerçekleştirmek zorundayız.

Attilâ abinin dediği gibi: “Haydi, marş marş!”

Banu Avar
İLK KURŞUN

VOLKAN KAHYALAR Bugün yazıma iki özür ile başlamak istiyorum. Bunlardan ilki uzun zamandan beri yazmadığım daha doğrusu yazamadığım için... Diğeri ve en önemlisi de yapmış olduğum en büyük hatalı tahmin için...

Bu hatalı tahminime göre AKP bu seçimlerde gidecekti. Çünkü Davos'dan sonra İsrail'in dolayısıyla ABD'nin gözünden düşen AKP'nin verilen yetkilerinin geri alınması gerekiyordu. Bunun içinde kendimce bazı ispatlarım da vardı. Bu ispatları genel hatları ile hatırlatmam gerekir ise: “Ortadoğu eş başkanıyım diye söylevlerde bulunan başbakan, düşüncelerinden dolayı fazlasıyla “dincilik” politikası güttüğü için ve bunun yanında İran'da yapılan hatayı bir daha yapmamak vede yerine ortadoğu karakol şefliğini yapabilecek kişi yahut ekibini değiştirmesi gerekiyordu.

Zaten halk her ne derse desin Beyaz saray'a gidip de kazanılmayan seçimler dahi kazanılmış gibi gösterildiği için -ki bu yöntem artık sandık çalınması ile değil AKP iktidarının gelmesi ile ABD'den ithal edilen bilgisayar sistemi ile yapılıyor- sokağa inmeyen insanlar için bu durumun yutturulması kolay oluyor.


Ancak umduğum sonuç ortaya çıkmadı. Ama halen bu durumun şaşkınlığı üzerimde çünkü, halen İsrail ile nasıl bir oyun olduğunu çözebilmiş değilim...Eğer bu konu hakkında beni bilgilendirmek isteyen olursa bilgilendirmesinden onur duyarım. Ancak dediğim sebeplerden dolayı çok özür diliyorum... Bilmiyorum ne kadar kabul edersiniz...

Bu benim için “anlamı büyük olan özürden” sonra konunun esas kısmına gelmek istiyorum. Az önce bahsettiğim gibi , AKP'nin gelmesi ile yeni gelen bilgisayar sistemi ABD tarafından hediye gibi geldi. Hatta gelmesi ile sözcüğü biraz geç oluyor. AKP'nin gelmesi için getirilen sistem ile oy kaybı büyük olan AKP elektriklerin kesilmesi ile oylar üzerinde oynama yapılmıştı.Bunun en büyük ispatı ise: Bir partinin 6 ay içinde kurulup seçilmesinin Dünya'nın en saçma durumu olmasıdır! Bu durumun olduğu yıl 2007...

Yine bu yıllarda hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum...

Atatürk'e haraket suçundan içeride olan bir kişi, dışarı çıkar çıkmaz birden bire ABD'ye gidiyor. Ve bu gidiş sonucunda sürekli olarak basında gözükmeye başlıyor...

Sonra ne mi oldu?

Başbakan...

Bitmedi...

Yerel seçimlerde özellikle İstanbul başta olmak üzere seçimler başlamıştı...

Yıllardan 2009'du...

Kılıçdaroğlu diye bir zat çıktı... Belediye başkanlığı için oynamaya başladı... Hatta başlangıçta kazanıyordu da...

Sonra ne mi oldu?...

Kılıçdaroğlu'nun yardımcısı çıktı ve seçimi kazandık diye açıklama yaptı... Ancak bu açıklamadan yarım saat sonra yani seçim kesin sonuçlarının bitmesine 1 saat kala elektrikler kesildi ve birde ne olsun?
AKP birden bire zıplamaya başladı ve biz kazandık diye sevinç çığlıkları atmaya başladı...

Beyoğlunda seçim sandıkları çalındı ve ne tasadüftür ki bu sandıkların hepsi CHP sandığıydı... Ve kamera kayıtları elektriklerin kesilmesi ile silindi... Ancak bu bilgiler haberlerde çıkıp anında yayından kaldırıldı...

İstanbul'un Gazi Mahallesinde bağımsız bir adayın çıkması kesin gözüyle bakılırken birden bire yine elektriklerin gitmesi ile bahsi bile geçmeyen AKP adayı belediye başkanı oldu.

Yerel seçimler geçti...

Yıl 2011 günlerden 12 Haziran, yani daha geçen gün...

52 milyon oy kullanacak kişi vardı. Ancak 69 milyon tane oy pusulası basıldı... Peki geri kalanlar nereye gitti? Bilinmiyor ama bahane hazır: “Yedek olarak basılmış...”Yahu pusulanın yedeği olur mu? Eğer öyle olsaydı oy pusulaları neden iptal ediliyor? Oylar neden geçersiz sayılıyor?

Hadi geçtik bunu...

Oy sonuçlarını neden sadece Cihan Haber ajansı bildiriyor? Hemde Zaman gazetesine çalışan tamamen taraflı bir ajans olduğu halde...

Hemde Anadolu ajansı, Doğan Haber Ajansı yahut İhlas Haber ajansları varken neden sadece bu ajans? Hem önceki seçimlerde böyle bir şey yoktu bu da yeni mi çıktı?!

Hadi bunu da geçelim...

Cihan haber ajansı, 2010 referandum seçimlerinde daha sandıklar kapanmadan yani saat 17 'de kapanan sandıkların sonuçlarını 16'da veren haber ajansı,- Ki YSK'nın kesin sonuçları iki hafta sonra açıkladığı halde- ne kadar güvenilir bir haber ajansı olabilir? (ki bu sonuçlar Cihan Haber Ajansı'nın haber sitesinde yayınlanmıştı)

Hadi bunu da geçelim...

Referandum sonuçlarını bu şekliyle ortaya koyan bir vatandaşımızı neden Ergenekondan içeri attınız?

Geçelim hadi bunları da...

Cihan haber ajansı'nın bu seçimlerde dağıtmış olduğu sistemi gösteren demo resminde yer alan oy oranları ile (Ki bu demo 1 hafta önce görsel basına dağıtılmıştı) neden bu kadar birebir?

Hadi onu da geçtim...

YSK bile 1 günde sadece baraj altında kalan partileri tespit edebiliyorsa, nasıl oluyorda seçim sonuçları sadece iki saat içerisinde açıklanıyor?

Hadi onu da geçtim...

Cihan haber ajansına nasıl bu kadar hızlı sonuçları yayınladığını sorduklarında: “Her iki sandığın başına 1 kişi koyduğunu ve sonuçların YSK'dan değil de kendi adamlarının söylemiş olduğu sonuçlar ile olduğunu” (ki bu seçimlerde 199.207 adet sandık vardı) söyledi.
Tüm bunlar düşünüldüğünde sizce bu seçim ne kadar geçerlidir?

Her iki kişiden biri nasıl oluyorda bu adamlara oy verdi? Diye soruyorsanız bunları bir düşünün...

Ben bu hükümet benim hükümetim değil dediğim zaman yahut bu ülkede ileri demokrasi diyenlere inanmadığımı söylediğimde bu dediklerimi bir dakikalığına durup düşünün ve “yeter bizi kandırdığın!” Deyip “Sokaklara çıkın!”

Ancak tüm bunlara rağmen AKP'nin bu yaptıklarına neden diğer partiler itiraz etmiyor diye kendinize soruyorsanız ben size yardımcı olayim: “Düzen partisi bunlar düzen!...”

Yazımı Banu Avar'ın yazısıyla bitirmek istiyorum...

Sevgili dostlar; Türkiye bir “demokratik seçim”den daha çıktı. Sonuç iki saat sonra açıklandı!
Şimdi birileri Türk milletinin ne kadar ebleh, aymaz olduğundan söz edecek. Birileri, birilerini ihanetle suçlayacak. Bırakalım suçlamaları… Önümüze bakalım… Seçimler SEÇSİS hile sistemiyle yapılmıştır. Hiçbir şekilde demokratik bir ortam söz konusu değildir, partiler ve adaylar madden ve manen eşit şartlarda değillerdir. İktidar partisi açlıkla terbiye edilen büyük bir kesime sızmıştır.. Çekilen bunca cefaya rağmen muhalefet halkın ezici çoğunluğunu samimiyetine ikna edememiştir. Yerel örgütlenmede başarı sağlanamamıştır. Aydınlar susturulmuştur. Halk üzerinde psikolojik savaş en üst düzeyde sürdürülmektedir ve bununla mücadele imkanlarının tümü tıkalıdır..

Umutsuzluğun kucağına düşmek, kolayı seçmektir. İnfiale kapılma zamanı değildir. Sonucu üç aşağı beş yukarı bilmiyor muyduk?

Tarihte benzer birçok dönemden geçtik.. Hepsinden alnımızın akıyla çıktık ki bugün buradayız.. Durumu bir süreç olarak değerlendirmek ve hezeyana kapılmamak esas meseledir. Kendi eleştirimizi yapmak, “delikleri ve kaleleri” bulma zamanıdır.. Yaklaşan tehlikeye karşı yerel düzeyde nasıl elele vereceğiz, bunu tartışma zamanıdır! Bir kez daha hatırlatalım, bunu partiler üstü bir anlayışla gerçekleştirmek zorundayız.

Attilâ abinin dediği gibi: “Haydi, marş marş!”

Banu Avar
İLK KURŞUN

VOLKAN KAHYALAR

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"