[1mk] DÜŞÜŞ

Yazan: www.saneminpenceresi.blogspot.com

Düşüş'le yıldızlarımızın barışmasını dilerdim ama olmadı. Kitabın yarısına gelmeden sıkılmaya başladım. Ortalarına geldiğimde ise oflaya puflaya okumaya devam ettim. İnat bu ya, bitecek, bitmeli. Bende yarattığı durum,  tam bir iç sıkıntısı.
Kitabı okurken, kollarını birbirine bağlamış, bacak bacak üstüne atmış, başını kaldırıp başka bir şeyle ilgilenmeden sürekli konuşan biri karşınızda oturuyormuş gibi hissediyorsunuz. İşte bu kişi romanımızın anlatıcısı ve tek karakteri, Jean Baptiste Clamence…
Cezaevi yargıcı olup da kendisini bu kadar çok yargılayan kaç kişi vardır hayatta? Bir anlamda kutluyorum bu kahramanı. Kendisini yargılayarak, elindeki aynayı okuyucusuna uzatıp, okuyucusunun da kendisini görmesine çalışmasını ise ikinci kez kutluyorum. Kitabı böyle bir teknik kullandığı için (teknik mi demeli?) çok sevdim. Hatta kitabın sevdiğim tek yönü buydu. Bunun dışında, okurken dönüp dolaşıp aynı yere gelmek pek bunaltıcıydı: Jean Baptiste Clamence ve hayatı boyunca tatmin etmeye çalıştığı o şişirilmiş egosu…  
Kitabın adı neden "Düşüş" ola ki? Asil davaların savunucusu çok değerli yargıcımız, sürekli tepelerde gezmiş zira.


--
5/06/2011 01:10:00 PM tarihinde Blogger tarafından 1mk adresine gönderildi
Yazan: www.saneminpenceresi.blogspot.com

Düşüş'le yıldızlarımızın barışmasını dilerdim ama olmadı. Kitabın yarısına gelmeden sıkılmaya başladım. Ortalarına geldiğimde ise oflaya puflaya okumaya devam ettim. İnat bu ya, bitecek, bitmeli. Bende yarattığı durum,  tam bir iç sıkıntısı.
Kitabı okurken, kollarını birbirine bağlamış, bacak bacak üstüne atmış, başını kaldırıp başka bir şeyle ilgilenmeden sürekli konuşan biri karşınızda oturuyormuş gibi hissediyorsunuz. İşte bu kişi romanımızın anlatıcısı ve tek karakteri, Jean Baptiste Clamence…
Cezaevi yargıcı olup da kendisini bu kadar çok yargılayan kaç kişi vardır hayatta? Bir anlamda kutluyorum bu kahramanı. Kendisini yargılayarak, elindeki aynayı okuyucusuna uzatıp, okuyucusunun da kendisini görmesine çalışmasını ise ikinci kez kutluyorum. Kitabı böyle bir teknik kullandığı için (teknik mi demeli?) çok sevdim. Hatta kitabın sevdiğim tek yönü buydu. Bunun dışında, okurken dönüp dolaşıp aynı yere gelmek pek bunaltıcıydı: Jean Baptiste Clamence ve hayatı boyunca tatmin etmeye çalıştığı o şişirilmiş egosu…  
Kitabın adı neden "Düşüş" ola ki? Asil davaların savunucusu çok değerli yargıcımız, sürekli tepelerde gezmiş zira.


--
5/06/2011 01:10:00 PM tarihinde Blogger tarafından 1mk adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.