[.] CAMLARIN ARKASINDAN BAKANLAR

Yazan: Hare


Kendimizi korumak için etrafına görünmez camlar ören bizler, bir süre sonra yaşamı kendi camlarımızın arkasından izlemeye başlıyoruz. Ne yapacağımıza, nereden başlayacağımıza ve nereye varacağımıza bir türlü karar veremiyoruz. Seyirci kalmaktan başka yapacak bir şey bulamıyoruz. Hayatımızın kontrolünü ya çoktan kaybetmiş ya da kaybetmek üzereyiz.Kalplerimizde ki çaresizlikle kelebek gibi çırpınıyoruz. Elden bir şeyin gelmediği durumlarda da sessiz çığlıklarımızda boğuluyoruz. Kendimizi bir ifade etmeyi bilsek kendime karşı, biraz olsun su serpelecek yüreklerimize ama zor, işimiz çok zor. Seçimlerimizin bedelini ödüyoruz sanki... Ya bu yolu seçmeseydik ya o insanı hayatımıza sokmasaydık ya oraya gitmeseydik diye varolan durumumuza yeni anlamlar katmaya çalışıyoruz. Dahil olamamanın acısını hem kendimizden hem de çevremizden çıkarıyoruz.
         
           İşin kötüsü ya da farkedilmesi gereken kısmı; sesimizi ne kadar yükseltirsek o kadar anlaşılır sanıyoruz. Ne kadar bağırırsak o kadar kabul edilir sanıyoruz kendimizi. Ne kadar sert bir ifade taşırsak ya da duygularımızı ne kadar inkar edersek o kadar güçlü olduğumuzu sanıyoruz ve her seferinde yine kendi iç mahkememizde, kedimiz tarafından yargılanıp cezalandırılıyoruz. Sonuç, daha öfkeli, saldırgan, kırılgan, küs, hantal, bezgin insanlara dönüşüyoruz. Kendi farkındalığından bir haber insanların karşısında daha da eziliyoruz.
Bu nedenle sizde kendinizi camların ardından hayatı seyrederken yakalıyorsanız, hayatın içinde olmak için çaba sarfedin, zaman çok geç olmadan. Acılarınızı, dertlerinizi, sıkıntılarınızı değişmez kabul etmek yerine yel değirmenleri ile mücadele etmek için kendinizi hayat sahnesine atın.

8.NİSAN.2010
hare: haleninharesi.blogspot.com


--
7/02/2010 02:18:00 AM tarihinde HARE tarafından . adresine gönderildi

Yazan: Hare


Kendimizi korumak için etrafına görünmez camlar ören bizler, bir süre sonra yaşamı kendi camlarımızın arkasından izlemeye başlıyoruz. Ne yapacağımıza, nereden başlayacağımıza ve nereye varacağımıza bir türlü karar veremiyoruz. Seyirci kalmaktan başka yapacak bir şey bulamıyoruz. Hayatımızın kontrolünü ya çoktan kaybetmiş ya da kaybetmek üzereyiz.Kalplerimizde ki çaresizlikle kelebek gibi çırpınıyoruz. Elden bir şeyin gelmediği durumlarda da sessiz çığlıklarımızda boğuluyoruz. Kendimizi bir ifade etmeyi bilsek kendime karşı, biraz olsun su serpelecek yüreklerimize ama zor, işimiz çok zor. Seçimlerimizin bedelini ödüyoruz sanki... Ya bu yolu seçmeseydik ya o insanı hayatımıza sokmasaydık ya oraya gitmeseydik diye varolan durumumuza yeni anlamlar katmaya çalışıyoruz. Dahil olamamanın acısını hem kendimizden hem de çevremizden çıkarıyoruz.
         
           İşin kötüsü ya da farkedilmesi gereken kısmı; sesimizi ne kadar yükseltirsek o kadar anlaşılır sanıyoruz. Ne kadar bağırırsak o kadar kabul edilir sanıyoruz kendimizi. Ne kadar sert bir ifade taşırsak ya da duygularımızı ne kadar inkar edersek o kadar güçlü olduğumuzu sanıyoruz ve her seferinde yine kendi iç mahkememizde, kedimiz tarafından yargılanıp cezalandırılıyoruz. Sonuç, daha öfkeli, saldırgan, kırılgan, küs, hantal, bezgin insanlara dönüşüyoruz. Kendi farkındalığından bir haber insanların karşısında daha da eziliyoruz.
Bu nedenle sizde kendinizi camların ardından hayatı seyrederken yakalıyorsanız, hayatın içinde olmak için çaba sarfedin, zaman çok geç olmadan. Acılarınızı, dertlerinizi, sıkıntılarınızı değişmez kabul etmek yerine yel değirmenleri ile mücadele etmek için kendinizi hayat sahnesine atın.

8.NİSAN.2010
hare: haleninharesi.blogspot.com


--
7/02/2010 02:18:00 AM tarihinde HARE tarafından . adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.