BOZUK SAAT (kendini tekrarlayan zaman)

saatin yelkovanını düzeltse akrebi bozuluyordu..zaman denen kavram bozuk bir saate bağlıydı artık..günlerce düzeltmese dışarıda olan çatışmaların bile farkına varmayacaktı..bu ülke ona duyarsız olmayı öğretmişti çünkü..iş bulabilse tamir edilmesi gerekeni bir kenara koyar yenisini alırdı..ama bulamıyordu işte..

olmayacak birşeye amin demeyi düşünemeyecek kadar dinsizdi..yobazlığın altında ezilmektense böyle olmak işine geliyordu.."ben en iyisini bilirim" diyen iktidarın, mecliste uyuklayan adamların kuklası olmaya yakın, televizyonu kapatıyordu..evlenmeyi hiç düşünmedi..düşünseydi sigorta ve evi olması gerekirdi ki bu yüzden izdivaç tekliflerini reddetti.. yani o; saçma sapan evlilik programlarında şansını deneyenlerden biri değildi..

stand up showlara konuk edilmesi muhtemel şahsiyetlerden olmayı düşünmediği için geyik muhabbetlerinde kendini geliştirmedi..anti sosyal yazarların cümlelerinde düşünsel yolculuğa çıkmayı gereksiz bir seyahatin dengesiz yolcusu olmak gibi gördü..bu yüzden yazarlığı üstürubuyla yapanların kalemlerine hayran kaldı..

yemekteyiz programına katılmak için ilk önce adabına göre giyinmemeyi ve kahve ağzıyla konuşmayı öğrenmesi gerekiyordu..buzdolabının sefaletle kıvranması ise ona alış veriş için verilecek para miktarının maksimum bir şekilde cebine girmesi gerektiğini fakat bu durumun aynı zamanda da, olası bir fakirliğin örtülmesi anlamına geleceğini düşünüyordu..sonra o programa katılmaktan vazgeçti..

sevişmenin kurallarını anlatan ve pozisyonları beceriksiz bir karikatürist'in elinden çıkmış olan kitaplarını sobaya atıyordu..sanata iyilik mi kötülük mü yaptığını tartarak ısınmaya çalışıyordu..çünkü sanatın bozuk kalemle kadını altta, adamı üstte çizecek kadar heteroseksist olmaması gerektiğini biliyordu..gazete okumak ise koca bir zaman kaybıydı.. o gün verilen şehitlerin sayısını loto kağıtlarına yazdığı rakamlarla kıyasladığında hep tutturuyordu çünkü..

düşüncelerini analiz ederken, tekrar bozuk saate yöneldi ve elleriyle kavrayıp çöp kutusuna attı..

"bu makale; ülkemdeki bozuk saatlere ve kendini tekrarlayan zamanlara adanmıştır.."

saatin yelkovanını düzeltse akrebi bozuluyordu..zaman denen kavram bozuk bir saate bağlıydı artık..günlerce düzeltmese dışarıda olan çatışmaların bile farkına varmayacaktı..bu ülke ona duyarsız olmayı öğretmişti çünkü..iş bulabilse tamir edilmesi gerekeni bir kenara koyar yenisini alırdı..ama bulamıyordu işte..

olmayacak birşeye amin demeyi düşünemeyecek kadar dinsizdi..yobazlığın altında ezilmektense böyle olmak işine geliyordu.."ben en iyisini bilirim" diyen iktidarın, mecliste uyuklayan adamların kuklası olmaya yakın, televizyonu kapatıyordu..evlenmeyi hiç düşünmedi..düşünseydi sigorta ve evi olması gerekirdi ki bu yüzden izdivaç tekliflerini reddetti.. yani o; saçma sapan evlilik programlarında şansını deneyenlerden biri değildi..

stand up showlara konuk edilmesi muhtemel şahsiyetlerden olmayı düşünmediği için geyik muhabbetlerinde kendini geliştirmedi..anti sosyal yazarların cümlelerinde düşünsel yolculuğa çıkmayı gereksiz bir seyahatin dengesiz yolcusu olmak gibi gördü..bu yüzden yazarlığı üstürubuyla yapanların kalemlerine hayran kaldı..

yemekteyiz programına katılmak için ilk önce adabına göre giyinmemeyi ve kahve ağzıyla konuşmayı öğrenmesi gerekiyordu..buzdolabının sefaletle kıvranması ise ona alış veriş için verilecek para miktarının maksimum bir şekilde cebine girmesi gerektiğini fakat bu durumun aynı zamanda da, olası bir fakirliğin örtülmesi anlamına geleceğini düşünüyordu..sonra o programa katılmaktan vazgeçti..

sevişmenin kurallarını anlatan ve pozisyonları beceriksiz bir karikatürist'in elinden çıkmış olan kitaplarını sobaya atıyordu..sanata iyilik mi kötülük mü yaptığını tartarak ısınmaya çalışıyordu..çünkü sanatın bozuk kalemle kadını altta, adamı üstte çizecek kadar heteroseksist olmaması gerektiğini biliyordu..gazete okumak ise koca bir zaman kaybıydı.. o gün verilen şehitlerin sayısını loto kağıtlarına yazdığı rakamlarla kıyasladığında hep tutturuyordu çünkü..

düşüncelerini analiz ederken, tekrar bozuk saate yöneldi ve elleriyle kavrayıp çöp kutusuna attı..

"bu makale; ülkemdeki bozuk saatlere ve kendini tekrarlayan zamanlara adanmıştır.."

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.