[1mk] Ah Aşk!

"ah aşk!
bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra
dağıldığı
an."

Ah Muhsin Ünlü


Yazıma kendi deyimiyle "tüyük bürk şair" Ah Muhsin'in o güzel dizelerinden bir epigraf ile başlamayı istedim. "Aşk" kelimesi kısa ama bi ömür yaşamımızın içinde. Yaşım daha 22 ama ben bıktım. Aşık olmaktan değil elbet. Her yerde "aşk"! Belki de epigraf olarak "..ve aşk çağımızın lanetiydi" lafzını kullanmalıydım.

Aşk, o kadar içi boşaltılan bir kavram oldu ki ve o kadar hayatın içinde, herkesin dilinde oldu ki "aşk"sız gün geçmiyor. Yani sevgilin olmasa bile bu kelimeyi duymak, anmak zorundasın. Her yerde "aşk" cümleleri çoğu da içi boş. İnsanların birbirlerine söylediklerinden bahsetmiyorum, sosyal medyada, tv'de sürekli duyduklarımızdan bahsediyorum. Herkesin kendince bir arayışı, aşk tanımlaması falan filanlar. Aşka ya da aşık olmaya karşı biri değilim ve aşkın varlığına inanıyorum elbette. İnsana verilmiş en güzel duygulardan biridir de bunu da hep söylerim. Ve "aşksız geçen ömrüme yazıklar olsun" diyor ya Orhan Baba (böyle demeliyim saygıda kusur etmemeliyiz) işte ben de o cümleye katılıyorum.

Mesela açın gugılı ve "şiir" yazın, aşk şiirleri çıkacaktır. Belli bir döneme kadar aşktan başka bi şeye şiir yazılmazmış gibi hissederdim. Ya da en çok satan kitaplara bakalım (best-seller diyene teesüf ederim) yine en tepede AŞK! Bir dizide önemli bir padişah anlatılıyor seferleri var, başarıları var, stratejik bilinci var, teknolojisiz (ya da günümüze göre daha az teknoljik) o günlerde stratejisi var ama biz onun aşkını tanıyoruz! O anda dilimden epigrafta da verdiğim o mısralar dökülüyor: Ah Aşk... Bu mısraları daha iyi anlıyorum. Aşk artık çokça anlamsızlaşıyor.

Bu ay içinde çıkan filmlere bakıyoruz, "Aşk Tesadüfleri Sever" hemen karşımıza çıkıyor. Bunun gibi bir kaç tane daha. Ve bunlar en çok tutan filmler olacak. Nedeni yok her gün her yerde izlediğimiz o tutkulu aşkı orada izleyeceğiz de ondan. Özetle söyleyim gözümüze gözümüze aşk sokuluyor. Aşka çok afedersiniz ama... Neyse yani aşka kötü davranılıyor!

Ortadoğu'da isyanlar var, insanlar aç, savaşlar ya da başka bir sürü konular ama hayatımız aşktan ibaret! Feysbukta bile aşkı anlatır herkes. Her biri "Küçük Emrah'tır, Bergen'dir". Aşk ile ilgili bir söz yazarsam bir kaç yorum, beğeni gelebiliyor. Gündemle ilgili bir şey yazsam ya da hayatın bir başka alanına müdahale eden şeyler yazsam bunlar aşk cümleleri kadar tutulmuyor. Hatta bazen ne beğeni ne yorum öyle kaybolup gidiyor. Körün gözüne sokar gibi bu kavram, olgu, duygu sokuluyor ve artık anlamsızlaştırılıyor. Hani fado, futbol, fiesta var ya işte bugünün o üçlemesine ek ya da hepsine tek başına yetecek kelime AŞK!

Sonuç olarak, uzunca bahsettiğimiz "içi boşaltılmış bir kavram olarak aşk" var ancak tekrarlıyorum aşkı bu kadar hayatınızın oyuncağı yapmayın. Hele bi de "ask" yapanlar var "askııım" falan diye sesleniyolar onlara hiç dokunmuyorum.

--
2/26/2011 02:29:00 AM tarihinde kartalizma_okan tarafından 1mk adresine gönderildi
"ah aşk!
bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra
dağıldığı
an."

Ah Muhsin Ünlü


Yazıma kendi deyimiyle "tüyük bürk şair" Ah Muhsin'in o güzel dizelerinden bir epigraf ile başlamayı istedim. "Aşk" kelimesi kısa ama bi ömür yaşamımızın içinde. Yaşım daha 22 ama ben bıktım. Aşık olmaktan değil elbet. Her yerde "aşk"! Belki de epigraf olarak "..ve aşk çağımızın lanetiydi" lafzını kullanmalıydım.

Aşk, o kadar içi boşaltılan bir kavram oldu ki ve o kadar hayatın içinde, herkesin dilinde oldu ki "aşk"sız gün geçmiyor. Yani sevgilin olmasa bile bu kelimeyi duymak, anmak zorundasın. Her yerde "aşk" cümleleri çoğu da içi boş. İnsanların birbirlerine söylediklerinden bahsetmiyorum, sosyal medyada, tv'de sürekli duyduklarımızdan bahsediyorum. Herkesin kendince bir arayışı, aşk tanımlaması falan filanlar. Aşka ya da aşık olmaya karşı biri değilim ve aşkın varlığına inanıyorum elbette. İnsana verilmiş en güzel duygulardan biridir de bunu da hep söylerim. Ve "aşksız geçen ömrüme yazıklar olsun" diyor ya Orhan Baba (böyle demeliyim saygıda kusur etmemeliyiz) işte ben de o cümleye katılıyorum.

Mesela açın gugılı ve "şiir" yazın, aşk şiirleri çıkacaktır. Belli bir döneme kadar aşktan başka bi şeye şiir yazılmazmış gibi hissederdim. Ya da en çok satan kitaplara bakalım (best-seller diyene teesüf ederim) yine en tepede AŞK! Bir dizide önemli bir padişah anlatılıyor seferleri var, başarıları var, stratejik bilinci var, teknolojisiz (ya da günümüze göre daha az teknoljik) o günlerde stratejisi var ama biz onun aşkını tanıyoruz! O anda dilimden epigrafta da verdiğim o mısralar dökülüyor: Ah Aşk... Bu mısraları daha iyi anlıyorum. Aşk artık çokça anlamsızlaşıyor.

Bu ay içinde çıkan filmlere bakıyoruz, "Aşk Tesadüfleri Sever" hemen karşımıza çıkıyor. Bunun gibi bir kaç tane daha. Ve bunlar en çok tutan filmler olacak. Nedeni yok her gün her yerde izlediğimiz o tutkulu aşkı orada izleyeceğiz de ondan. Özetle söyleyim gözümüze gözümüze aşk sokuluyor. Aşka çok afedersiniz ama... Neyse yani aşka kötü davranılıyor!

Ortadoğu'da isyanlar var, insanlar aç, savaşlar ya da başka bir sürü konular ama hayatımız aşktan ibaret! Feysbukta bile aşkı anlatır herkes. Her biri "Küçük Emrah'tır, Bergen'dir". Aşk ile ilgili bir söz yazarsam bir kaç yorum, beğeni gelebiliyor. Gündemle ilgili bir şey yazsam ya da hayatın bir başka alanına müdahale eden şeyler yazsam bunlar aşk cümleleri kadar tutulmuyor. Hatta bazen ne beğeni ne yorum öyle kaybolup gidiyor. Körün gözüne sokar gibi bu kavram, olgu, duygu sokuluyor ve artık anlamsızlaştırılıyor. Hani fado, futbol, fiesta var ya işte bugünün o üçlemesine ek ya da hepsine tek başına yetecek kelime AŞK!

Sonuç olarak, uzunca bahsettiğimiz "içi boşaltılmış bir kavram olarak aşk" var ancak tekrarlıyorum aşkı bu kadar hayatınızın oyuncağı yapmayın. Hele bi de "ask" yapanlar var "askııım" falan diye sesleniyolar onlara hiç dokunmuyorum.

--
2/26/2011 02:29:00 AM tarihinde kartalizma_okan tarafından 1mk adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.