Kendi Seçimimizdir !

  Sürekli ,kendin olmak/olmamak kelimesi dolanıyor ortalarda..Kim ne kadar kendi, kim maskeler takıyor...Kafam karışmış durumda..Sanki bu durum da bir şeylerle karıştırılmaya başladı gibi geliyor bana..İnsan evlat olduğu gibi arkadaş olamaz,sıradan arkadaşlarıyla olduğu gibi dostlarıyla olamaz,büyüklerinin yanında olduğu gibi yaşıtlarının yanında olamaz..gibi.Hepimiz gün içerisinde farklı rollere bürünüyoruz ve bu durumlarda samimi olduğumuz sürece sorun olmaz diye düşüyorum...

  Konu riyakarlıksa tamam riyakarlığa hepimiz karşıyız..Ama durum ve kişilere karşı hal ve hareketlerimizin farklı olması  doğal gibi geliyor bana..Arada uçurumlar olmadığı sürece sorunda olmaz diye düşünüyorum..Eğer uçurumlar varsa yine konu riyakarlığa giriyor..Neyse benim konum bu değil zaten ,ben bu konuyla alakalı farklı bir şeyden bahsetmek istiyorum...

  İnsanlar sizi ne kadar tanıyabilir? Aslına bakarsanız kimse kimseyi gerçekten tanıyamaz ama yine de hakkımızda iyi ya da kötü izlenimleri fikirleri olabilir insanların...Ve bunu sağlayanda bizin hal/hareket ve olaylar karşısındaki tutumlarımızdır...Sevgiyi içerimizde ve dış dünyamızda ne derece yer edindiğimizle alakalıdır..Kendimizi kime ne kadar ifade etmek istiyorsak o kadar tanınırız...Tanınmak bizim elimizde diye düşünüyorum..

  İzin verdiğimiz sürece yaklaştırıyoruz insanları kendimize...! Ne derece özümüzü paylaşıyorsak karşımızdakiyle o derece samimi oluyoruz o derece tanımalarına fırsat veriyoruz bizi... Birileri sizin hakkınızda kötü zanlarda bulunuyorlarsa ya siz çoğunluğu rahatsız edecek kadar kötü birisinizdir ya da sizi tanmayanların zanlarıdır söylenenler..Arkadaşlarımızı, dostlarımızı kendimiz seçeriz..Ve herkes kendine yakın (ruhen yakın)kişilerle dostluk kurmayı SEÇER ..

  Kendisinde bilgi edinebileceğim,samimi,akıllı, merhametli,her türlü konuda sohbet edebileceğim, hatalarımı söyleyebilecek ve hatalarını kabul edebilecek karakterde, okumayı seven, tebessüm edebilen ve tebessüm olabilen, hanımefendi/beyefendi, saygılı kişlerle özüme yakınımdır ben; ve arkadaşlarımı/dostlarımı da böyle insanlar içinden seçerim genelde..Buradan, ben bu özelliklere sahibim anlamı çıkmaz ben böyle insanları seviyorum ve böyle insanların bana katacağı çok şey olur diye düşünüyorum anlamı çıkar :) Bazen de hayat güzel insanları size gönderir hiç ummadığınız bir anda bu da güzel süprizdir sizin için :)

  Hayatımda çok fazla insan oldu bir kaçı dışında hiç kimse için ''keşke karşılaşmasaydık''demedim şükür..O bir kaç kişinin de hayatıma girmesinde bir hikmet vardır muhakkak. Onlar hakkında hiç yorum yapmasam da silgi olsa silmek isterdim var oldukları zaman dilimlerini :)(aynı şey biliyorum )

  Biriyle dot olmuşsanız bence bu karşılıklı izin verişten kaynaklanıyor..Onun için (kişinin özü kutsaldır) dostlarımıza layık oldukları değeri vermeliyiz...Özümüzü açıp özünü gördüğümüz insanların sayısı kaç tanedir ki zaten :)

Sevgiyle kalın ...










  Sürekli ,kendin olmak/olmamak kelimesi dolanıyor ortalarda..Kim ne kadar kendi, kim maskeler takıyor...Kafam karışmış durumda..Sanki bu durum da bir şeylerle karıştırılmaya başladı gibi geliyor bana..İnsan evlat olduğu gibi arkadaş olamaz,sıradan arkadaşlarıyla olduğu gibi dostlarıyla olamaz,büyüklerinin yanında olduğu gibi yaşıtlarının yanında olamaz..gibi.Hepimiz gün içerisinde farklı rollere bürünüyoruz ve bu durumlarda samimi olduğumuz sürece sorun olmaz diye düşüyorum...

  Konu riyakarlıksa tamam riyakarlığa hepimiz karşıyız..Ama durum ve kişilere karşı hal ve hareketlerimizin farklı olması  doğal gibi geliyor bana..Arada uçurumlar olmadığı sürece sorunda olmaz diye düşünüyorum..Eğer uçurumlar varsa yine konu riyakarlığa giriyor..Neyse benim konum bu değil zaten ,ben bu konuyla alakalı farklı bir şeyden bahsetmek istiyorum...

  İnsanlar sizi ne kadar tanıyabilir? Aslına bakarsanız kimse kimseyi gerçekten tanıyamaz ama yine de hakkımızda iyi ya da kötü izlenimleri fikirleri olabilir insanların...Ve bunu sağlayanda bizin hal/hareket ve olaylar karşısındaki tutumlarımızdır...Sevgiyi içerimizde ve dış dünyamızda ne derece yer edindiğimizle alakalıdır..Kendimizi kime ne kadar ifade etmek istiyorsak o kadar tanınırız...Tanınmak bizim elimizde diye düşünüyorum..

  İzin verdiğimiz sürece yaklaştırıyoruz insanları kendimize...! Ne derece özümüzü paylaşıyorsak karşımızdakiyle o derece samimi oluyoruz o derece tanımalarına fırsat veriyoruz bizi... Birileri sizin hakkınızda kötü zanlarda bulunuyorlarsa ya siz çoğunluğu rahatsız edecek kadar kötü birisinizdir ya da sizi tanmayanların zanlarıdır söylenenler..Arkadaşlarımızı, dostlarımızı kendimiz seçeriz..Ve herkes kendine yakın (ruhen yakın)kişilerle dostluk kurmayı SEÇER ..

  Kendisinde bilgi edinebileceğim,samimi,akıllı, merhametli,her türlü konuda sohbet edebileceğim, hatalarımı söyleyebilecek ve hatalarını kabul edebilecek karakterde, okumayı seven, tebessüm edebilen ve tebessüm olabilen, hanımefendi/beyefendi, saygılı kişlerle özüme yakınımdır ben; ve arkadaşlarımı/dostlarımı da böyle insanlar içinden seçerim genelde..Buradan, ben bu özelliklere sahibim anlamı çıkmaz ben böyle insanları seviyorum ve böyle insanların bana katacağı çok şey olur diye düşünüyorum anlamı çıkar :) Bazen de hayat güzel insanları size gönderir hiç ummadığınız bir anda bu da güzel süprizdir sizin için :)

  Hayatımda çok fazla insan oldu bir kaçı dışında hiç kimse için ''keşke karşılaşmasaydık''demedim şükür..O bir kaç kişinin de hayatıma girmesinde bir hikmet vardır muhakkak. Onlar hakkında hiç yorum yapmasam da silgi olsa silmek isterdim var oldukları zaman dilimlerini :)(aynı şey biliyorum )

  Biriyle dot olmuşsanız bence bu karşılıklı izin verişten kaynaklanıyor..Onun için (kişinin özü kutsaldır) dostlarımıza layık oldukları değeri vermeliyiz...Özümüzü açıp özünü gördüğümüz insanların sayısı kaç tanedir ki zaten :)

Sevgiyle kalın ...










BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"