* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm (2011)

Okumaya başlamadan size belirtmem gereken bir şey var! Sıkı bir Behzat Ç. hayranı değilim; diziyi denk geldikçe az biraz seyrederim. Yani tarafsız yazabiliyorum :) Hayranlarının uzun süredir beklediği 107 dakikalık polisiye aksiyon filmi, gene hayranlarını şüphesiz mutlu ediyor. Emrah Serbes’in “Son Hafriyat” adlı kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Serdar Akar oturuyor. Dizinin de yönetmeni olan Akar’ı daha önce “Koçum Benim”, “Kurtlar Vadisi”, “Sağır Oda”, “Geniş Zamanlar”, “Elveda Rumeli” dizilerinin yönetmeni olarak keyifle izlemiştik. Dizilerin yanında “Gemide”, “Kurtlar Vadisi Irak”, “Barda” ve “Gecenin Kanatları” filmlerini sinema perdesine taşımıştı. Afişin öyküyü çok iyi yansıttığını düşündüğüm projenin oyuncu kadrosunda Erdal Beşikçioğlu, Cansu Dere, Tardu Flordun, Fatih Artman, Berkan Şal, Canan Ergüder, Ege Aydan, Hazal Kaya, Rıza Kocaoğlu ve Tolga Tekin yer alıyor.

Red Kit lakaplı psikopat bir katil, kurbanlarını yarı canlı yarı ölü olarak Ankara’nın çeşitli yerlerine kazdığı çukurların içine gömer. Böylece, geçmişin intikamını polislerden aldığını umar. Behzat Ç. ve ekibi olayı çözmeye çalışırken, bir de olay yeri inceleme amiri işin içine girer.

Müzik çalışmalarında Pilli Bebek ve Cem Kısmet’ı dinlemek en az dizideki kadar keyifliydi. + 13 yaş sınırı ile ekrana yansıyan proje için genel olarak dizinin bir bölümü gibi eleştiriler duyuluyor. Bunu ne olumlu ne de olumsuz olarak değerlendirebilirim çünkü dizi o kadar çok seviliyor ki onun bir bölümü olması itici gelmiyor. Diğer yandan, sinema için daha farklı şeyler denenebilir miydi ve eğer denenseydi hayran kitlesinin buna tepkisi nasıl olurdu; kestirmek güç görünüyor. İlk bölümü ciddi şekilde güldürüyor ve hatta kahkaha attırıyor. Dizideki gibi oldukça komik ve doğal diyaloglar buraya da taşınıyor. En büyük avantajı da sansürsüz olarak yayınlanması. Yer alan küfürler umarım kendini elit gören bazı kesimler tarafından seviyesizlikle suçlanmaz. Zira Behzat Ç. ve ekibi için bu tür tartışmaların yersiz olduğunu çoğu kitle anlamıştır. Baştan aşağı dolu olan sinema salonunda da bu küfürlerden rahatsız olanı görmedim ve duymadım. İkinci yarıda ise gülme kısmı arka plana atılıp biraz daha polisiye ve macera türüne geçiş yapılıyor. Daha fazla öfkelenmenize, gerilmenize ve belki de üzülmenize sebep oluyor. Mekan, dekor, kostüm gibi detaylar diziden çok farklı değil. Görsel teknik olarak da sadece Hayalet karakterinin yaptığı araştırmalar anlatılırken birkaç sahnede öyküye renk katmak amaçlı teknikler değerlendirilmiş. Kötü de durmamış.
Son Hafriyat”ı okumadığımdan filme uyarlanışının başarısı nasıldır bilmiyordum. Zaten senaryoya çeviren de Emrah Serbes olduğu için bu konuda eleştiri yapmak ne denli doğrudur? Öbür yandan, kitabı okuyanlardan gördüğüm kadarıyla birebir aynı uyarlanmamış. Arada bazı farklılıklar (ki bu karakterler için de geçerli) kitabı okuyanlar ve sevenler için bir eksiklik yaratmış. Diziyi izlemeyenler ya da kitabı okumayanların bu öyküye başlarda biraz yabancı kalacağını düşünüyorum. Bunun başlıca sebebi de karakterlerle ilgili herhangi bir detaylandırma olmamasıdır. Nadiren diziyi izleyen biri olmama rağmen, karakterlerin ne için o takma isimleri aldıklarını, öykülerinin ne olduğunu anlatan bir sahne göremedim. Bilemediğim için de bazı kısımları havada kaldı. Bu durumu olumsuz eleştirdiğim için hayranları kızabilir fakat diziyi takip etmeyenler için zor bir durumdu. Gerçi “İzlemiyorsan sinemasına da gitme” diye bir yorum ortaya atılabilir, saygı duyabilirim (garanti vermiyorum). Kurgunun fena olmadığını düşünsem de sinema filmi için ayrı bir emek sarf edildiğini göremedim. Bu film için bilinen bir eleştiri olsa da denilen gerçekten doğru: Başarılı bir dizi bölümü!

Oyunculara gelince… Cansu Dere’nin ne sebeple bu projeye dahil edildiğini çok merak ediyorum! Yok yani olmuyor, ne doğallık var ne oyunculuk. Tardu Flordun’u yer aldığı dizilerde onu beğenerek izlesem de filmde karakteri çok iyi yansıttığını düşünmüyorum. Aslında en büyük silah onun karakteriydi. Hem nefret edilebilen, hem acınılabilen, hem de kilit birini oynarken pek çok kılığa bürünme imkanı vardı. Filmde favori üç oyuncu çıtayı yükseltiyordu: Rıza Kocaoğlu, Tolga Tekin ve Erdal Beşikçioğlu. Rıza Kocaoğlu'nun yer aldığı sinema ve TV projelerine baktığımda, çoğunu seyrettiğimi ve hepsinde de oldukça başarılı olduğunu hatırlıyorum. Hani ekranda gördüğünüzde bir oyuncunun başarısından şüphe etmezsiniz ya, Rıza Kocaoğlu da o nadir oyunculardan birisi! “Bizim Evin Halleri” dizisinden beri tiyatro dışında ekranda da hızla bir çıkış yakalayan Tolga Tekin ise muhteşem bir performans sergiliyor. Bu sıçrayışın geç bile kalındığını söylemek gerekir. Konservatuar mezunu ve Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı olmanın avantajını elbette göreceği şüphesizdi.

1970 doğumlu Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuar mezunu Erdal Beşikçioğlu, halen Ankara Devlet Tiyatrosu kadrosunun oyuncusudur. Birçok tiyatro oyununda yer alan Beşikçioğlu, “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyunu ile Baykal Saran Tiyatro Ödülü’ne layık görülmüştür. “Barda”, “Eve Giden Yol”, “Hayat Var”, “Vali”, “Kardelen”, “Bal”, “Kurtlar Vadisi Filistin” filmlerine yer alırken, “Köprü”, “Es-Es”, “Leyla ile Mecnun” gibi dizilerde televizyon seyircisinin evine misafir olmuştur. 48. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde fazlasıyla hak ederek en iyi erkek oyuncu ödülüne nail olmuştur. Behzat Ç.’yi sırf Beşikçioğlu, Kocaoğlu ve Tekin’in performanslarını görmek için bile izlemeye değer. Diğer oyuncuları övmediğim onların başarısız olduğunu tabi ki göstermez fakat öne çıkanlar bu muhteşem üçlü, ben ne yapayım… Yazmadan da geçemeyeceğim. Selim karakterini canlandıran Hakan Hatipoğlu görüntüde var ama dekor gibi duruyor. Öğrendiğim kadarıyla dizide çok ön plana çıkmayan bir karakteri canlandırıyormuş. Fakat hiç mi filmde bir iki cümle kurmasına izin verilmez karakterin? İzlerken bu durum rahatsız ediyor.



Bizi de Okusana ;) × +