* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *



Geçenlerde düşünüyordum ki hala düşünüyorum. Zaten ben hep düşünüyorum. Başka hiçbir şey yaptığım. Artık düşünmek nefes alıp vermek gibi benim için. Hep düşünüyorum. O kadar boş ve anlamsız bir hayatım var ki anlatamam. Ancak hayatı boyunca hiç düşünmemiş insanlardan daha dolu yaşıyorum. Düşünmek önemli, düşünmüyorsan eğer yaşamıyorsun. Bende yaşamıyorum o zaman insan evriminde bir üst kademeye ulaşmış olabilirim. Sadece düşünen bir varlığım ben. Ben niye güldüm acaba, komik değildi. Fıkra da anlatmadım, eşşeğe ters binen bir adamdan bahsetmedim. Herhalde sakinleştiricilerimin içine biraz ot katıyorlardır. Başka türlü beni izleyenler eğlenemez. Kameraya el sallayayım o zaman. Bir de şey diyeyim lütfen kabuklu yemiş atmayınız. Yine çok güldüm. Gülenleri dövüyorlardı ağlatmak için hatırlamıyorum.

Neyse bunları konuşmak değil amacım. Hani amacım da yok da varmış gibi davranıyorum. Şunu düşünüyorum aslında ben hani burda kimse yok ve ben kimseyle konuşmuyorum ya hani sesimin çıktığını nasıl anlayabilirim. Kimse yok burada yani sesime kimse tepki veremiyor. O zaman ben konuşuyor mu oluyorum. Konuşmak nedir mesela. İnsan kendi kendine konuşabilir mi? O kadar yalnızım ki sesin çıktığına bile inanamıyorum. Belki ses tellerimi alıp keman yapmışlardır. Aslında ses tellerimden keman yapılma fikri güzel geldi, en azından güzel bir ses çıkar. Neyse konu keman değil. Aslında konu yok ama önemli değil.

Şey diyecektim. O ya sapık mısınız onu demeyecektim. Töbe töbe, hep kötü niyetlisiniz. Neyse dicektim ki kendi sesimi duyduğumu zannediyorda olabilirim. Beynim bana oyun oynuyor olabilir mesela. Zaten boş kalınca tavla falan oynuyoruz beraber ama hep o kazanıyor. Bundan da bahsetmeyecektim. Şimdi hatırladım diyecektim ki beynim zaten gözlerimle oyunlar oynuyor. Olmayan şeyleri görüyorum. Yoksa burda kimse yok. Yeşil tavşanlar veya yürüyen bonfileler yok. Bana işkence eden, kemiklerimi kıran zebaniler de yok. Hep duvarları yumrukladığım zaman kırıyorum kemiklerimi. En azından dünyada bir şeyleri değiştirebiliyorum. O şeyler kemiklerimle sınırlı olsa da önemli değil hiç. Acaba kafamla ayağımın yerini değiştirebilir miyim. Bunu söylüyorum çünkü sanırım parmaklarım yer değiştirdi. Artık sağ elim solda. Diyorum evrimin en son üyesi benim diye ama inanmıyorsunuz. Siz zaten hiçbir şeye inanmıyorsunuz. Sahi bir zamanlar okkalı bir küfür vardı ama nasıl olduğunu unuttum onun. Yoksa size çok fena küfredesin var.

Biraz da kendimden bahsedeyim sevgili günlük. Günlük derken. O anlamda günlük değil ama. Her gün yaptığın rutin iş anlamında. Günlük uyku, günlük tuvalet falan. Öyle işte sevgili günlük yani günlük olan sevgili. Bunun bir de haftalı, aylık olanları var ama onlar hep paralı. Çok kontör istiyorlar. O kadar da param yok zaten. Aslında cüzdanım da yok. Yani cebimde yok. Hayır telefon anlamında değil, bayağı cebim yok. Yırtıldılar. Daha doğrusu ben yırttım onları ve elime bandaj yaptım. Zaten işime yaramıyorlardı. Cebime ne koyabilirim ki ben. Çok gereksiz valla. Konu cebime nereden geldi şimdi. Hay benim sakinleştiricimin işine o otu atanın ta... Bak yine unuttum küfrü. Kafalarına pisleyeyim, onlarda piyango bileti alsınlar. Bak yine çok güldüm. İyiyim galiba, normalde gülmem ben.

Yani sevgili günlüğüm, haftalığım ve aylığım. Evet üçünden de var bende. Çok zenginim, dünyalar benim. Neyse sevgili zamanlıklarım. Bu da çok komik oldu. Neyse onu görmüyorum bir süredir. Yanıma gelsin, benimle ilgilensin diye hep duvarları yumrukluyorum. Geçenlerde duvara kafa attım, kafam yarılmış. Hatta pekmezim akmış hep tabi bayılmışım bir de ama ayılınca içtim tüm kanımı. Seviyorum ben kanımı içmeyi hem faydalı oluyor. Mideye çok yararlıymış biliyor musun. Yine saçmalamaya başladım galiba.

O gelmiyor. Hayatımdaki tek güzel şey olan o gelmiyor. Hem de iç gelmiyor. Galiba küstü bana. Neden küstüğünü bilmiyorum. Acaba evlenmemi teklif etmeliydim de ona verecek yüzüğüm yok ki benim. Sadece yediğim farelerin lades kemiği var. Başka da hiçbir şeyim yok. Cebim bile yok. Hayır be salak telefon değil. Olsa da buradan çekmez ki. Dünyanın merkezinde falanım. Nerden çek. Yiyemem de ne işim olur telefonla. Galiba konudan yine saptım. O gelmiyor diyordum. Belki gelir diye hiç uyumuyorum. Uyanık kalmak için duvarlara yumruk atıyorum. Başka duvara atıyorum ama. Amaçlarım değiştikçe duvarları da değiştiriyorum. O değil de her şey bir yana ben neden ölemiyorum?

Neden hala hayattayım ben? Ölmek isteyip de ölememek veya intiharı istemek falan değil. Ölemiyorum ben. Bu hayatı yaşamamın hiçbir anlamı yok ama ölemiyorum. Acaba onun için mi yaşıyorum. Eğer öyleyse ben yaşarım ki. Hiç şikayet bile etmem. O bir gün gelecekse ve elimi tutacaksa, hatta bir gün gelip beni sevecekse yaşarım ki ben. Asla şikayet etmek. Merak ediyorum birisi beni sevebilir mi acaba?

düş mezarlığı

Reklamlar

Bizi de Okusana ;) × +