Harlem'in Harlem olduğu zamanlardan, belki de her evdeki durumun bir kopyası niteliğindeki hikayenin şahane oyunculuklarla ekrana yansıtılmış şekli. 6 dalda Oscar adaylığı olmak üzere, katıldığı yaklaşık 20 festivalden toplamda kazanılan 53 ödül ve 60 adaylık. Muazzam bir başarı.Başrolde oynayan 27 yaşındaki Gabourey Sidibe (Precious)'nin 16 yaşındaki bir kızı canlandırması, üstüne ilk filmi olmasına karşın En İyi Kadın Oyuncu olarak Oscar'a aday gösterilmesi ve bunu sonuna kadar da haketmesi.
5 haftada çekimleri tamamlanan, şarkıcı Mariah Carey'in de rolünün bulunduğu, En İyi Film ve En İyi Yönetmen gibi dallarda da Oscar'da kendine adaylık kazandıran filmin yönetmen koltuğunda Lee Daniels oturuyor.
Aile içi şiddet, taciz, etrafındakiler tarafından hor görülme ve daha nice aklımıza bile getirmek istemediğimiz olay.
1996 yılında Sapphire'in yazdığı Push adlı romanın Geoffrey S. Fletcher tarafından ekrana uyarlanmış ve bu uyarlamasıyla Oscar'a da aday gösterilmiş halini ilk fırsatta izlemenizi tavsiye ederim. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız, müthiş oyunculuklar ve konusuyla pişman olmayacağınız yapımlardan... 9/10

2 Yorumlar
TALİBAN KADIN DÜŞMANI DA BATILILAR KADIN DOSTU MU?
Eğer Taliban Hareketi, Batı’nın kontrolünden çıkmamış olsaydı, Afganistan’da ki kadınların durumu bugünde tartışılıyor olmayacaktı.Peki ya Batı’da ki kadınların durumu? Ya da Batılıların kadınlara yaklaşımı farklı mı? Bunlar neden hiç tartışılmaz da, Afganistan’da ki kadınların durumu tartışılır?Ne yapmış Talibanlar Afganistan’da: kadınları çarşafın içine hapsetmişler, kadınların çalışmasını yasaklamışlar, kadınların okula gitmesini yasaklamışlar vs. vs… Eğer kadın özgürlüğünden, kadınların okula gitmesini, çalışma hakkına sahip olmasını, çarşaf giymemesini vs. anlıyorsak; doğrudur, Batı’da kadın bu tür bir özgürlüğe sahiptir. Yok, eğer kadının özgür olmasından bunun ötesinde bir şeyi anlıyorsak; bu durumda kadınların Batı’da çarşaftan çıkartılıp vitrine bir et parçası olarak konularak yeniden köleleştirildiğini görürüz.Tabii ki Batı’da yaşayan kadınlar bir takım temel haklara sahiptirler ve bu temel haklar, kadınlar açısından oldukça da önemlidir. Ama buradan hareketle Batı toplumlarında kadınların özgür oldukları, ya da artık obje olarak görülmedikleri sonucuna varmak doğru değildir. Batı’da ki kadınların sosyal yaşamlarında ya da sosyal yaşam içerisindeki yerlerinde kadınların lehine bir takım değişimler yaşanmış olsa da, öz itibari ile kadına yaklaşım aynı şekilde korunmuştur.Kadınlar, Talibanlar tarafından bir obje olarak görüldüğü için çarşafa konulurken, Batı’da aynı şekilde obje olarak görüldüğü için, vitrine konulmuştur. Ve böylece Batı’da kadınlar, özgürleştirilme adı altında yeniden çarmıha gerilmişlerdir.“Özgür” kadınların yaşadığı Batı’da her köşe başında “sexshop”larda kadınlar et olarak parça parça satılmaktadır. Gazete ve dergi sayfalarında kadınlar her hangi bir eşya gibi pazarlanmaktadır.Televizyonlarda ve Internet sayfalarında kadınların vücudu parça parça erkek dünyasına sunulmaktadır.Sigaradan motor yağına kadar birçok mamulün reklâmında kadın vücudu obje olarak kullanılmaktadır.Ve nedense bunlar hiç bir şekilde tartışma konusu yapılmamaktadır.Yine aynı şekilde, “özgür” kadınların cenneti Batı’dan, Tayland benzeri fakir ülkelere seks safarileri düzenlenmektedir. Batılılar, bu fakir ülkelere kadınlara ve çocuklara tecavüz etmek için her gün uçaklarla bu ülkelere gitmektedirler. Ve bu seks safarilerinin reklâmı, televizyon ve gazetelerde özgürce yapılmaktadır.Çok uzağa da gitmeye gerek yok, Almanya’dan Çek Cumhuriyeti’ne bir yolculuk yapmak, Batılıların nazarında kadının durumunun ne olduğunu anlamak için yeterde artar bile. Almanya sınırdan Prag’a kadar, yol boyunca kadınlar, kar kış demeden çırıl çıplak bekleyerek Almanya’dan gelen Erkeklere vücutlarını satmaktadırlar.