Banner

1MK ile tanışma hikayem..



Okul bülteninin ilk sayısı çıkmıştı. Saçma bir heyecan hissiyatıyla Mirkelam gibi koşuyordum koridorlarda. Öğretmenler odasına ramak kala "yazı işlerinden sorumlu" öğretmenle karşılaştım. Sormayı düşündüğüm iki soru vardı, ancak önceliği hangisine vereceğimi bilememiştim. "Hmm.. Şimdi yazımı okuyup okumadığını sorsam, peşisıra bülteni nereden bulabileceğimi sorarım. Yok, önce bültene giden yolu öğreneyim sonra yorumlarını alayım. Yok yok, aptal aptal sırıtayım ben, hoca zaten anlar niyetimi. " şeklinde melankolilere dalmıştım ki, sormayı düşündüğüm soruları yüzümdeki şaşkın ifadeden anlamış olacak "yazı işlerinden sorumlu" :

- Bültenler dağıtıldı sınıflara, yazını da okudum.

Bu noktada sohbetin devam edebilmesi için cevap vermem gerekiyordu. Ama ben ÖSS sonucunu bekleyen acur öğrencinin ÖSYM sayfasını dakikada bir yenilemesi gibi yenilemeye çalışıyordum "yazı işlerinden sorumlu"nun sözlerini. Baktım ki olmayacak, cevap verme zorunluluğu hissettim kendimde. Beş saniye içinde " Her türlü yorumu/eleştriyi kabul edecek olgunluğa sahip, yazın alanında daha çok yeni olduğunun bilincinde olan ve yazılarında kullandığı yabancı kelimeler için pişmanlık duyan (Edebiyat öğretmenlerinin malum Türkçe takıntısı) " bir öğrenci profili çizebileceğim sözler sarfetmem gerekiyordu. Kendime bahşettiğim beş saniye sonucunda şu cevapta karar kıldım:

- Hehe, sağolun..

Konuşma çizgisinin sağ bölümünde yer alan "hehe" , şahsi natüral gülüşüm aslında. Ama o bağlamda o kadar yapmacık gözüktü ki, "yazı işlerinden sorumlu" bu yapmacıklığa fazla dayanamadı :

-Neyse, sağlıcakla kal, betimlemelerine sağlık.

"Betimlemelerine sağlık"tan sonra anladım ki, "mizahi" yazılarım pek hoşuna gitmemiş olmalıydı "yazı işlerinden sorumlu"nun..

Çıkarttığımız okul bülteni bana bi' anlamda cesaret vermişti, yazılarımı çeşitli mizah dergilerinin yazarlarına göndermeye başlamıştım. Fırsat bulduğum anlarda hemen yerleşiyordum okul kütüphanesinin bilgisayarına ( Aslında hala aynı eylemi gerçekleştiriyorum ama ne yaparsınız, öyküleyici anlatımın azizliği ve edebi kaygı..) . Kısa bir süre sonra Ankara'ya gidecektim ve bültenin bir sonraki yazısını da Ankara'da yazmayı planıyordum.

Yazıyordum yazmasına, ancak "form" konusunda büyük sıkıntılarım vardı. Mizahi söyleşi, siyasi fıkra, durum hikayesi, şiir... Neredeyse hepsini denemiştim. Bu sıkıntımı bir şekilde çözebilirdim, o da benim gibi "form sıkıntısı" yaşayan amatör/profesyonel yazarların fikrini almaktan geçiyordu. Okuyan,yorumlayan,yazan kişilerle çözebilirdim ancak bu sorunu.

Ankara'da karar verdim; yazılarımı benim gibi "yorumlanıp yorumlamak isteyen" kişilerin yazdığı bir sayfada paylaşacaktım. Ancak bu kolay olmadı. Edebiyatın ilham işi olduğunu unutan editörlere rastladım çoğu kez, bu elbette moralimi bozdu. Ancak "gökte ararken yerde bulmak" deyişini doğrulayan bir durumla karşılaştım. Yine bir gün "ne yazacağım/nerede yazacağım" gibisinden sorularla boğuşurken ve bu doğrultuda "arama motorlarını" fütursuzca yoruyorken, bir akraba toplantısında (İsminden ciddi bir müesseseymiş gibi algılanmasın, gayet eğlencelidir..) önerildi bana 1MK.

Siteye yazarlık amacıyla başvurmadan önce yazarların yazılarına göz attım ve yazarlık başvurusu konusunda tereddüt ettim. Okuyan/yazan bilir, 1MK'dan niteliksiz yazı çıkmaz , ya da henüz ben rastlamadım. Gönüllülerin sosyal projeleri de cabası.

1MK yazarları sayesinde aradığım "form"u buldum , kalemimi özgünleştirdim. Artık okul kütüphanesindeki bilgisayarın "sık kullanılanlar listesi"nde tek söz sahibi 1MK.

"5 Maddede Lise" isimli "mizahi saptama" yazılarım, her hafta 1MK'da.

"Bir milyon kalemin en genç ferdi" olarak tüm yazarlara teşekkür ediyorum ve şunu söylemek istiyorum:

Şayet bir gün edebiyat benim için "hobi" kategorisinden daha yükseklere terfi ederse, bu başarının mimarı 1MK olacaktır.

Yorum Gönder

5 Yorumlar

leithygurumi dedi ki…
umarım hobi kategorisinden çıkar ve daha yükseklere terfi eder hayatında edebiyat :)

ben matematikçiyim ama hala içimde edebiyat aşkı yanıp duruyor. kitap okumaktan, yazmaktan kendimi alamıyorum. insanın ruhunu besleyen bir yanı var yazmanın. ne zaman ara versem sanki kendimde birşeyler eksilmiş gibi oluyorum. çözümlemeli bir zeka ürünüyle uğraşırken yaratmak, o cümleleri kurmak insanı besliyor. matematik kabuller olduğu sürece ileriye gider ama edebiyat her zaman var. sevgiyle kal =)
Bence hobi olmaktan çıkmış bile. Eğer bir işi yaparken heyecan duyuyor ve sıkılmıyorsan Geleceğe taşıdın demektir. Ailemizin en kücük ferdine Başarılar diliyoum tüm hayatı boyunca. İyi bir yazar olacaksın sen bak gör. Afferim sana :)
fethiyıldırım dedi ki…
çok teşekkürler :)
Unknown dedi ki…
Ben aslında bütün yarışma yazılarını okuyacaktım:))Ama şimdilik sizin sayfalarda takıldım kaldım.)) Umarım her yazıya yorum yapmam:))Haydi hayırlısı...
fethiyıldırım dedi ki…
ilginiz ve youmlarınız için çok teşekkür ederim, yorumlarınızı gördüm :)