Derler ki, Şehr-i İstanbul'un değerini, ondan uzaklaştığında anlarsın..
Belki bu sözün hakikatliğini kanıtlamak, belki farklı bir havada soluk almak için geçen ay bir haftasonu Şehr-i İstanbul'dan uzaklaştım.. Manisa'da akrabalarımın yanına gittim.. Sağolsunlar, iyi baktılar, gezdirdiler, yedirdiler, içirdiler.. İki günlük süre zarfında, her anını iyi geçirmem için ellerinden gelen her şeyi yaptılar..
Manisa'da, şehrin merkezinde gezinirken, bir çiçekçinin camekânında adını bilmediğim bir çiçek gördüm.. Beğendim.. Mor renkli idi ve zarif bir duruşu vardı.. Kuzenime, çiçeğin adını sordum, bilmediğini söyledi.. Sırf merakımdan içeri girdim.. Çiçeğin adının Glayör olduğunu, beyaz, pembe ve mor renklerde olduğunu, hepsinin farklı bir anlamı olduğunu, mor glayörün 'inanç' anlamına geldiğini öğrendim..
***
Şehr-i İstanbul'a geldiğimde, artık çok iyi anladım ki, havasından mıdır, suyundan mıdır bilmiyorum, biz bu şehirde yaşayanlar olarak, tüm olumsuzluklarına rağmen ve olumsuzlukları ile beraber bu şehrin âşığı olmuşuz.. Bu şehirden uzaklaşmak, hayattan uzaklaşmak gibi.. Pis havasına, kirli suyuna, perişan eden trafiğine, aşağılık insanlarına rağmen, bu şehirde minik bir nokta olmak, farkında olmadan bize bahşedilmiş büyük bir lütûf aslında..
***
Üç gün önce, yedi kız yeğenden sonra bir erkek yeğen sahibi olacağımı öğrendim.. Ana rahminde, yedinci ayını tamamlayan bebeğimiz, artık inat etmekten vazgeçti ve bize cinsiyetinin ne olduğunu gösterdi.. İnanır mısınız, üç gündür doğacak yeğenimle ilgili hâyâller kuruyorum.. Gebze'de oturan ablamı, nasıl her hafta buraya getireceğimi düşünüyor, ilk iki seneden sonra çocuğu bana teslim edip-etmeyeceği ile ilgili hâyâller kuruyorum.. Doğunca, "şunu alacağım, şuraya götüreceğim" diye plânlar yapıyorum.. Çok uzakta olmaları sebebiyle üzüntüye kapılıyorum ama bebek kana-cana geldiğinde, ne yapıp-edip bebeğimi bizim eve almak, beraber uyumak, oynamak, gezmek ve ne yalan söyleyeyim tüm hayatımı ona adamak istiyorum.. Rabb nasip eder de sağlıklı bir şekilde kucağımıza alabilirsek, onlarca hâyâlimden hiç değilse bir kaçını onunla birlikte gerçekleştirmek istiyorum..
...Ama doğar-doğmaz yapacağım ilk şey ne biliyor musunuz..?
Şehr-i İstanbul'dan uzakta iken ve Manisa sokaklarında Şehr-i İstanbul'u özlediğimi farketmeden gezinirken, gördüğüm o mor renkli glayör çiçeğini, hastahane odasında annesinin yatağında uyuyan yeğenimin yanıbaşına koymak olacak..
Biz, hakikati kaybetmiş nesildeniz.. Hiç değilse yeğenim, mor glayör gibi inançlı, dik başlı, dediğim dedik, inandığından sapmayan, eğilmeyen, bükülmeyen biri olsun..
Belki bu sözün hakikatliğini kanıtlamak, belki farklı bir havada soluk almak için geçen ay bir haftasonu Şehr-i İstanbul'dan uzaklaştım.. Manisa'da akrabalarımın yanına gittim.. Sağolsunlar, iyi baktılar, gezdirdiler, yedirdiler, içirdiler.. İki günlük süre zarfında, her anını iyi geçirmem için ellerinden gelen her şeyi yaptılar..
Manisa'da, şehrin merkezinde gezinirken, bir çiçekçinin camekânında adını bilmediğim bir çiçek gördüm.. Beğendim.. Mor renkli idi ve zarif bir duruşu vardı.. Kuzenime, çiçeğin adını sordum, bilmediğini söyledi.. Sırf merakımdan içeri girdim.. Çiçeğin adının Glayör olduğunu, beyaz, pembe ve mor renklerde olduğunu, hepsinin farklı bir anlamı olduğunu, mor glayörün 'inanç' anlamına geldiğini öğrendim..
***
Şehr-i İstanbul'a geldiğimde, artık çok iyi anladım ki, havasından mıdır, suyundan mıdır bilmiyorum, biz bu şehirde yaşayanlar olarak, tüm olumsuzluklarına rağmen ve olumsuzlukları ile beraber bu şehrin âşığı olmuşuz.. Bu şehirden uzaklaşmak, hayattan uzaklaşmak gibi.. Pis havasına, kirli suyuna, perişan eden trafiğine, aşağılık insanlarına rağmen, bu şehirde minik bir nokta olmak, farkında olmadan bize bahşedilmiş büyük bir lütûf aslında..
***
Üç gün önce, yedi kız yeğenden sonra bir erkek yeğen sahibi olacağımı öğrendim.. Ana rahminde, yedinci ayını tamamlayan bebeğimiz, artık inat etmekten vazgeçti ve bize cinsiyetinin ne olduğunu gösterdi.. İnanır mısınız, üç gündür doğacak yeğenimle ilgili hâyâller kuruyorum.. Gebze'de oturan ablamı, nasıl her hafta buraya getireceğimi düşünüyor, ilk iki seneden sonra çocuğu bana teslim edip-etmeyeceği ile ilgili hâyâller kuruyorum.. Doğunca, "şunu alacağım, şuraya götüreceğim" diye plânlar yapıyorum.. Çok uzakta olmaları sebebiyle üzüntüye kapılıyorum ama bebek kana-cana geldiğinde, ne yapıp-edip bebeğimi bizim eve almak, beraber uyumak, oynamak, gezmek ve ne yalan söyleyeyim tüm hayatımı ona adamak istiyorum.. Rabb nasip eder de sağlıklı bir şekilde kucağımıza alabilirsek, onlarca hâyâlimden hiç değilse bir kaçını onunla birlikte gerçekleştirmek istiyorum..
...Ama doğar-doğmaz yapacağım ilk şey ne biliyor musunuz..?
Şehr-i İstanbul'dan uzakta iken ve Manisa sokaklarında Şehr-i İstanbul'u özlediğimi farketmeden gezinirken, gördüğüm o mor renkli glayör çiçeğini, hastahane odasında annesinin yatağında uyuyan yeğenimin yanıbaşına koymak olacak..
Biz, hakikati kaybetmiş nesildeniz.. Hiç değilse yeğenim, mor glayör gibi inançlı, dik başlı, dediğim dedik, inandığından sapmayan, eğilmeyen, bükülmeyen biri olsun..

4 Yorumlar
Yeğeniniz hayırlı olsun, sağlıklı bir şekilde kucağınıza almanız duasıyla..
Mor glayör çiçeğini bende duymamıştım, nasıl birşey merak ettim :)) Google amcaya bi sormak lazım.
Sevgi ve saygılarımla..
Hayatımızda iyi ki Google Amca var değil mi..? Sağolsun, ne sorsak cevap veriyor:)
...ve teşekkür ederim.. Seninle yeniden iletişim kurmak da güzel..