Hani derler ya, üslup açısından en özgün edebiyatçılar/mizahçılar dahi ilk eserlerinde -kendilerine göre- büyük edebiyatçılardan etkilenirlermiş. Ancak yaza yaza bu durumu değiştirirlermiş, kendi üsluplarını kazanırlarmış. Benimki de o hesap. Peki nasıl oldu da ben bu yaman çelişkinin farkına vardım, hemen açıklıyorum:
Tamı tamına 3 aydır, çeşitli mizah dergilerine başvuruyorum yazabilmek için, ve bu dergilerin başını "Uykusuz" çekiyor. Çeşitli yazarlarla/çizerlerle görüşme imkanı buldum bu sayede. Bu görüşmelerin en verimlisi Ersin Karabulut'la yaptığım görüşmeydi diyebilirim. Sevgili Ersin Karabulut'un , "kendi formunu yarat,bahsettiğim kendi dünyan." önerisi bi' kulağımdan girdi, hala çıkmak bilmiyor.
Kendi formumu yaratabilmem için -sevgili Ersin Karabulut'un deyimiyle "kendi dünyamı" yaratabilmem için- , gazelhanlıktan istifa etmem gerekiyor.
Haftada bir yazacağım tabii ki, ancak farklı formlarda denemelerim olacak. Tavsiyeleriniz benim için çok önemli.Hatta bu yazı bir "anket" yazısı olsun istiyorum form önerileriniz için. Dakikabaşı kontrol edeceğim yorum bölümünü.
Yeni yazılarla 1mk'da görüşmek üzere.
3 Yorumlar
Kaderin bir cilvesi mi, demeli bilmiyorum; Bir Milyon Kalem'i ve Hariçten Gazel'i tam da son yazında keşfettim. Çok anlamlı ve soylu bir işe soyunmuşsun, bunun için seni kutluyorum.
O bir kulağından girip çıkmayan önerilere verdiğin değer; özgüvenini, iç gücünü, senin bu yolda ilerleyecek ve başaracak olmanı gösteriyor bence.
Kendi dünyasını yaratabilmek ve zenginleştirebilmek ise her yaşta herkesin, hepimizin çabası olmalı diye düşünüyorum.
Yolun çok doğru, sen bu yolda yürürken en azından her hafta karşılaşacak olmak ve senin yazı- yazarlık serüvenini izlemek çok keyifli olacak.
Başarılar diliyorum....