“Abla”ya Göre Hâl ve Gidiş 49 (Yosun ve hayatı denizlere taşımak) - Bir milyon kalem

Bir milyon kalem

Blog yazarları topluluğu

6 Kasım 2018 Salı

“Abla”ya Göre Hâl ve Gidiş 49 (Yosun ve hayatı denizlere taşımak)

 
4. Tasarım Bienali Okullar Okulu’nun altı mekânından İstiklâl Caddesi civarındaki dördünü gezen “abla” bakalım neler öğrenmiş:
Pera Müzesi’ndeki Ölçekler Okulu’ndan aklında kalan; değişik modellerde ince belli çay bardakları dolu kutu, oturanların yüz ifadeleriyle çalışan karşılıklı iki koltuk, ellerle ifade edilen duyguları anlatan eğlenceli bir video kaydı.
Akbank Sanat’taki Bozum Okulu’nun “abla” için en güzel parçası, caddeden geçenlerin de görebileceği şekilde yerleştirilmiş, aynı zamanda bir iki cümlelik gündelik sohbet de yapabilen bir tür çay araba robotu.
Yeni binasının yarı şeffaf cephesinden ahaliyi kucaklayan İlhan Koman yapıtı Akdeniz ile Yapı Kredi Kültür Sanat’taki Akışlar Okulu, “abla”nın ilgisini çeken donanımlı bir nakış atölyesini barındırır. Bir başka alanda, yaşanılan ülkede kazanılan, ejder uçurtma, karpuz seçimi, pazarlık, -Afrika’da- kulübe yapımı türünden becerilerin başka ülkelerde anlamını yitirebileceği konulu çalışmalar sergilenmekte. Bangkok’ta tüm bir mahallenin değişik aşamalarını gerçekleştirdiği, tapınaklar için üç metal şeritten bin zahmetle tas üretimini anlatan videoda 83 yaşındaki kadın “tüm aşamaları yapabilen bir tek kendisi olduğunu” söyler.
Arter’deki Dünya Okulu’nun alt katları, deprem olasılığı ve önerileri üzerine düzenlenmiş. Üzücü, ürkütücü konulardan uzak duran “abla”yı sevindiren, tsunami olmayacağı saptanmış Haliç’te su üzerinde barınabilmeyi mümkün kılan katlanabilir evler. Yakında Koç Müzesi’nde sergilenebileceği duyurulan, çok iyi planlanmış minik ev, “abla”nın şimdi bile kalkıp taşınabileceği güzellikte.
Yakında Rus yazar Belyaev’in yazdığı bilimkurgu Su Adamı’nı okuyup çok etkilenmiş “abla” için en üst katta bir sürpriz! Dünya’nın dörtte üçünün sularla kaplı oluşunun anlamının araştırılıp iklim koşullarının sabit oluşu, yerçekiminin düşüklüğü gibi üstünlükleri dolayısıyla hayatın denizlerde sürebileceğini öneren yazar, anne karnında solungaç solunumu yaptığımızı hatırlatır.
Kap kacak üretilebilen, plastiğe temiz bir seçenek getiren yosun, on üç kat hızlı çoğalmasıyla besin problemini de çözümleyebilecek bir deniz ürünü.
Gördükleri arasında “abla”nın aklına en çok yatan, giderek kalabalıklaşan Dünya’da barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçların -uzaydakinden çok daha- kolayca karşılanabileceği denizlere, hayatın taşınması fikridir.

Sayfalar