“ABLA”YA GÖRE HAL VE GİDİŞ 26 - Bir milyon kalem

Bir milyon kalem

Blog yazarları topluluğu

6 Temmuz 2018 Cuma

“ABLA”YA GÖRE HAL VE GİDİŞ 26

Kız kardeşlerinin maddi manevi desteğiyle “abla” iki kültürel olaya dâhil olur:
İlki, Zorlu PSM’de; 9. İstanbul Uluslararası Opera Festivali’nden, Verdi’nin La Traviata’sı: Kardeşler salonun ortalarında yerlerini alırlar, perde açılır; dip kısmı sabit, yerden yavaşça yükselen devasa ayna, gösteri boyunca, dibe doğru toparlanarak değiştirilen, yere serili kumaş üzerine iç ve dış mekân resmedilmiş beşten fazla manzarayı yansıtmakta! Henning Brockhaus’un rejisini yaptığı Macerata Opera Festival, “abla”yı hayrete düşüren bu şahane fikrin tasarımcılarına büyük hayranlık duyar. Üzgün Violetta’yı Türk soprano Burcu Uyar seslendirirken ona en az kendisi kadar ünlü, Dünyanın önemli tenor ve baritonları yanı sıra Ankara Devlet Operası Orkestra ve Korosu eşlik eder. İki perdelik opera deneyimi “abla”ya trajik konusuna karşın, tanıdık melodileri ve eşsiz saydığı dekoruyla hiç de zor gelmez.
 
İkincisi “abla”nın, zamanında yıllarca taş sıralarında yer aldığı artık plastik koltuklu Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde; 25. İKSV Caz Festivali kapsamında Benjamin Clementine: Caz genelde “abla”nın dışında durduğu bir müzik türü ise de sanatçının kendine has melodileri, sahnedeki sakin huzurlu hali etkilenilmeyecek gibi değil. Bonkör kardeşinin önden ikinci sırada izleme olanağı sağladığı Clementine arada, yukarıda gezinenlere takılır, ışığı görünen ICC Kongre Merkezi üzerine ayaküstü, doğaçlama mini bir beste yapar. Festivalin “yeni nesil deha” diye tanıttığı “aşk, melankoli ve başkaldırı” şarkılarının yazarı ve seslendiricisi Clementine, yaylılar arasında dört Türk genç kızın da eşlik ettiği konser bitiminde yeniden sahneye çıktığında “abla”ya göre ciddi hayal kırıklığına uğrar: Türkiye’ye “mutluluk ve özgürlük” dilediği parçasına, ne yapsa coşkulu katılım sağlayamaz. Kalbi kırık izleyicinin cılız katılımı, ülke gerçeğinden haberli olduğu belli Clementine’nin ısrarıyla bir parça yükselirse de öylece kalır; “abla”, “konser 24 Haziran öncesine rastlamış olsaydı nasıl bir şey olabilirdi” diye hüzünle düşünmeden edemez.

Sayfalar