“Abla”nın Vietnam, Kamboçya, Laos Gezisi 6



1 Şubat 2018 Perşembe sabaha karşı 03:30’da kapıya konan, “abla”nın damadından ödünç aldığı bavulu, ‘tekinin yarısı kırık tekerleğine dikkat çekilerek’ alınır. Pek beğendiği otele de, uykuya da doyamamış gruba kahvaltısı, kumanya olarak dağıtılır; araca binilir, hareketli ışıl ışıl balık hali önünden geçilir, havaalanına yollanılır. Saat 04:35.

 

06:30’da, serin ama giderek grubun az rastladığı üzere güneşli Hanoi’ye inip araca yerleşen grubu, yeni yerel rehber Quen, “Sincao” (merhaba) diyerek karşılar ve günün en önemli etkinliği gördüğü Ho Şi Minh Mozolesi ziyareti sırasında uyulması gerekli kuralları sıralar: “Sırayla girilecek, büyük çanta, yiyecek, girişte gözlük, şapka yasak… Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti başkenti Hanoi 1000 yıllık geçmişinde, Fransızlar döneminde bile hep başkent. Alt yapı Japon yatırımı. Sapa’dan Çin Denizi’ne dek nehir Red River geniş deltasıyla şehri besler.”

Sisler içinde köprü geçilirken “…En pahalı arazi Hanoi ‘de, 1 metrekaresi 35.000 USD… İsmi, ‘nehir içinde kalan’ anlamına gelir. Eski şehrin tarihi M.Ö. 3000’e dayanır. Şehir içinde küçük göller ile kasaplar, terziler gibi isimler taşıyan caddeleriyle bir kapalı çarşı vardır… 1890’da doğan, bir mandarinin oğlu olan Ho Şi Minh çok iyi Çince bilip öğretiyor. Sonra gemilerde çalışıp Fransa’nın sömürgelerini tanıyor. Beşi anadili gibi on dil konuşuyor. Hep başka isimlerle 30 yıl ülkesinden uzak, 29 ülke gezdi. Çin’de hapis yatarken şiir kitapları basıldı. 2 Eylül 1945’te bağımsızlık ilan etti ‘69’da öldü. Tek dileği, birleşme hayaliyle, yakılıp küllerinin üç ırmağa serpilmesiydi ama mumyalandı.”

 

Öğrenci ve turist gruplarının düzgünce yürüdüğü, ağacı az çok geniş yeşil alana yayılmış, uzaktan Anıtkabir’i anımsatan binaya gidilirken sorulan “30 yıl uzakta, nasıl yapabilmiş?” sorusu “Fransa’da çıkarttığı dergiler Dünya ‘da büyük yankı buluyor” yanıtı alır. Kuyruk yavaş yavaş ilerlerken “abla”nın, “acaba ilkokuldaki gibi kollarımızı uzatsak mutlu olurlar mı” dediği, disiplini tartışılmaz görünen çakı gibi genç muhafızlar gözetiminde ikişerli sıralar halinde duraklamaksızın –bir ihtimal vasiyeti göz ardı edildiğinden gücenmiş, bu önemli liderin solgun bedenini barındıran- mozoleye girip bir başka kapıdan akar gibi çıkan gruptan bazıları bu ziyareti gereksiz bulmuştur; diğerleri ise “biz niye turistleri Anıtkabir’e götürmüyoruz”u sorgulamakta…

1958’e dek kullandığı sarı boyalı küçük evi, yatağı, çalışma masası, üç beş giysi barındıran dolap, yemek ve çalışma odası, “Ho Şi Minh’in karakteri gibi yalın”. Bahçede iki araba.

1958 sonrası yaşadığı, önündeki ufak girintide balıkları beslediği gölete bakan, bambu güneşlikli, üst katı ufak çalışma odası, yatak odası ile alt katta beyaz üniformalı bir muhafızın nöbet tuttuğu şezlonglu, toplantı masalı yaşam alanları bulunan, yerden yüksek ahşap evi gezen grup, dikey kökleri toprak üzerinde çok ilginç sedirlerin gölgelediği göleti çevreleyen yolla ayrılıp Tek Sütun Pagodası’na gider.

 

Acente kitapçığına göre Tek Sütun Pagodası, M.Ö. 1049’da kendisine bir oğul ihsan eden Merhamet Tanrıçası Quan Am’ı onurlandırmak üzere gölet içinde nilüferi temsilen, tek sütun üzerine İmparator Ly Thai Tong tarafından inşa ettirilmiş. Pek çok hasara uğrasa da en önemlisi Fransızlar tarafından yakılması olmuş. Orijinal boyutunun yarısının, karşısında, altında Buda’nın aydınlandığı Bodhi Ağacı bulunan hali, merdivenle ulaşılan sunakta sakince tütsüler yakmakta –bir ihtimal ağırlıklı olarak- bebek isteyenler tarafından ziyaret edilmekte.

 

Bindikleri araçla büyükelçiliklerin bulunduğu caddeyi geçen grup Edebiyat Tapınağı’na ulaşır. Tepesinde bir çan bulunan görkemli kapı, diğer kapılarla birbirinden ayrılmış, ortasından geçen yolun ikiye böldüğü birbiri ardına beş avluya açılır. Üçüncü avluda ülke bayrağının dalgalandığı havuza bakan üstü kapalı bölmelerde 82 iri taş kaplumbağanın sırtındaki stellerde mezunların isimleri yazılı. Son bölüm iki tapınak ve avluya bakan çalışma odalarını kapsamakta. “Konfüçyüs felsefesi doğrultusunda edebiyat eğitimi alan mezunlar mandarin oluyor, 3-7 yıl süren eğitim, herkese açıldıktan sonra ilk sınav kendi kasabalarında, ikincisi burada, son sınav ise krala verilmekteydi. Sırtlarında çantaları 1000 km öteden yürüyerek geliyorlar. 1802 tarihli pavyon kentin simgesi…”

Acente kitapçığına göre, Konfüçyüs’ün en yakın öğrencilerine adanmış bölümler bulunan dördüncü avluda, Têt kutlamaları sırasında insan satrancı oynanırmış.

 

Sokak arasında, alçakgönüllü cephesi sarı boyalı 5 Spice lokantası; birkaç katlı binada güzel bir öğle yemeği ardından grup Etnografya Müzesi’ne yollanır:

 

Cham topluluğuna ait açık havadaki birebir boyutlu evlerin, çeltik örtülü çatıları her yıl eklenerek yağışa karşı mükemmel korunma sağlamakta, yükseklik hava dolaşımı için.

1.5 m x 25 m boyundaki Kmer teknesi, Musonlar ardından yapılan festivalde, Mekong’da akışın tersine kürek çekerek, en çok 52 kürekçiyle yapılan yarışlarda kullanılıyor.

Su Kuklası, su içinde pirince saklanıp uzun çubuklarla oynatılan geleneksel kuklalar.

Kalabalık aileyi barındırır Viet Evi, Kuzeyde daha çok kiremit çatılı, atalara, aileye ve hayvanlara ait bölümler.

Bana toplumuna ait birkaç basamakla çıkılan, neredeyse dik çeltik örtülü çok yüksek çatısıyla (“göğe yakınlık prestij demek”) görkemli toplantı binası, çok modern görünmekte.

En başta yaşlıların oturduğu, ince uzun Ede Evi; konukların sağ, ev halkının soldan işlediği (“sağ dişiliği, sol ise erkekliği temsil eder”), tek girişteki kabartma memelere dokunmak bereket sağlama amaçlı.

Katu Mezarı; “Ölen gündelik eşya ile gömülüyor. Mezara bir zaman yemek getirilir.” Ahşap çatı, boyanmış desenli hasır kaplı. Dışındaki korkuluk üzerinde aktif cinsel yaşamdan sahneler, hamile eşler, öleni üzgün ya da düşünceye dalmış gösteren ahşap basit heykeller sıralı. Diğer örnek, süslü kabartmalı tabut, dört köşesi hayvan başlı ahşap çatıyla örtülü.

Ocağın, yemek köşesinin, aile fertlerine ve hayvanlara ayrılmış bölümleriyle Tai Evi.

Mong Evi: “Girişteki odalar yaşlılar ve misafir için, gelin arkada; üst kat tarım ürünleri ve ortak yaşam alanı; alt kattan, ocaktan gelen duman, böcekleri tarım ürünlerinden uzak tutuyor. İyi ve kötü büyüye inanırlar, siyah ve kırmızı pirinç tarımı ihtiyaçlarına yetmediğinden alkolizm ve şiddet artmış ama sonra ürünlerine enginar ekleyince ekonomik açıdan toparlanmışlar.”

Köyün merkezinde duran hayat ağacı öyle uzunmuş ki, sergileme amacıyla müze binasına sokarken ikiye bölmeleri gerekmiş.

Bir panoda 5 dil ailesi konuşan 54 topluluktan fotoğraflar. Geleneksel şapka ve balık tuzağı sepetlerin yapımı, 1000 yıllık su kuklası. “Bir kadın ömrünce biriktirdiği 15.000 USD’yi, kızına iyi bir kısmet, iyi bir yaşam beklentisiyle şamana veriyor.” Detaylı bir atalar sunağı, el sanatları (lake), tekstil (baskı), mandarin adayının okul malzemesini koyduğu sırtta taşınan sandık, bambu yemek sepeti, pirinç orağı. “Cenaze ritüelini şaman eşliğinde ölenin kardeşinin oğlu yürütür, tabutu renkli örtüyle örter; taze pirinç şarabı içilir, ortam tütsülenir, matem rengi beyazdır, beyaz giyilir.”

Bizdeki dilek ağaçları benzeri bir ağaç, dokuma tezgâhı, mutfak düzeni, fil aksamı…

 

 

Grup akşam yemeğine hareketli, ışıklı kapalı çarşıdan geçerek gider. Yemek sonrası Su Kuklaları gösterisi bir ihtimal, Vietnamlıların izlediğine göre kıyasla, epey turistik: Eğimli salonun hâkim olduğu su dolu sahnenin iki yanında şarkıcı ve müzisyenler yer almakta.

Folklorik bir parçanın geleneksel enstrümanla çalınışıyla yapılan açılışı, palyaço Têu’nın prelüdü, ejderhanın dansı, buffalo çobanı flüt çalıyor, pirinç tarımı, kurbağa yakalamak, balık avı, Anka kuşunun dansı, dönen kılıç efsanesi, tek boynuzun dansı, sekiz perinin dansı ve son olarak dört kutsal yaratığın -ejder, Anka, tek boynuz, kaplumbağa- dansları izler.

Önünde oturan kızın, cep telefonuyla candy crush oynadığı için “abla”dan yediği azar ardından, belli ki zor dayanmış kendi grubuyla kalkıp gitmelerine bakılırsa, çok sevimli bulduğu (bir yanıyla da su içinde teknik olarak bu işin nasıl yapıldığı bir muamma) su kuklası gösterisi herkes tarafından aynı biçimde algılanmamakta.

Otele dönüşte birden önlerine çıkıp onları şaşırtan Notr Dame benzeri kilise, lagün, dolunay, kırmızı ışıklandırılmış köprü fotoları çeken ortancayla “abla”, bir köşede müzik eşliğinde jimnastik yapan bir grup kadına rastlar, onları da çekerler. Sokaklar, binalar yeni yıl süsleriyle ışıl ışıl…

 

Red River görselleri:


Ho Şi Minh Mozolesi görselleri:



Edebiyat Tapınağı görselleri:


Etnografya Müzesi görselleri:



Su Kuklaları görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=Su+Kuklalar%C4%B1+Hanoi&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0ahUKEwjCo9mc-IHaAhWHiqYKHdMnCgkQsAQIKg&biw=1051&bih=518


1 Şubat 2018 Perşembe sabaha karşı 03:30’da kapıya konan, “abla”nın damadından ödünç aldığı bavulu, ‘tekinin yarısı kırık tekerleğine dikkat çekilerek’ alınır. Pek beğendiği otele de, uykuya da doyamamış gruba kahvaltısı, kumanya olarak dağıtılır; araca binilir, hareketli ışıl ışıl balık hali önünden geçilir, havaalanına yollanılır. Saat 04:35.

 

06:30’da, serin ama giderek grubun az rastladığı üzere güneşli Hanoi’ye inip araca yerleşen grubu, yeni yerel rehber Quen, “Sincao” (merhaba) diyerek karşılar ve günün en önemli etkinliği gördüğü Ho Şi Minh Mozolesi ziyareti sırasında uyulması gerekli kuralları sıralar: “Sırayla girilecek, büyük çanta, yiyecek, girişte gözlük, şapka yasak… Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti başkenti Hanoi 1000 yıllık geçmişinde, Fransızlar döneminde bile hep başkent. Alt yapı Japon yatırımı. Sapa’dan Çin Denizi’ne dek nehir Red River geniş deltasıyla şehri besler.”

Sisler içinde köprü geçilirken “…En pahalı arazi Hanoi ‘de, 1 metrekaresi 35.000 USD… İsmi, ‘nehir içinde kalan’ anlamına gelir. Eski şehrin tarihi M.Ö. 3000’e dayanır. Şehir içinde küçük göller ile kasaplar, terziler gibi isimler taşıyan caddeleriyle bir kapalı çarşı vardır… 1890’da doğan, bir mandarinin oğlu olan Ho Şi Minh çok iyi Çince bilip öğretiyor. Sonra gemilerde çalışıp Fransa’nın sömürgelerini tanıyor. Beşi anadili gibi on dil konuşuyor. Hep başka isimlerle 30 yıl ülkesinden uzak, 29 ülke gezdi. Çin’de hapis yatarken şiir kitapları basıldı. 2 Eylül 1945’te bağımsızlık ilan etti ‘69’da öldü. Tek dileği, birleşme hayaliyle, yakılıp küllerinin üç ırmağa serpilmesiydi ama mumyalandı.”

 

Öğrenci ve turist gruplarının düzgünce yürüdüğü, ağacı az çok geniş yeşil alana yayılmış, uzaktan Anıtkabir’i anımsatan binaya gidilirken sorulan “30 yıl uzakta, nasıl yapabilmiş?” sorusu “Fransa’da çıkarttığı dergiler Dünya ‘da büyük yankı buluyor” yanıtı alır. Kuyruk yavaş yavaş ilerlerken “abla”nın, “acaba ilkokuldaki gibi kollarımızı uzatsak mutlu olurlar mı” dediği, disiplini tartışılmaz görünen çakı gibi genç muhafızlar gözetiminde ikişerli sıralar halinde duraklamaksızın –bir ihtimal vasiyeti göz ardı edildiğinden gücenmiş, bu önemli liderin solgun bedenini barındıran- mozoleye girip bir başka kapıdan akar gibi çıkan gruptan bazıları bu ziyareti gereksiz bulmuştur; diğerleri ise “biz niye turistleri Anıtkabir’e götürmüyoruz”u sorgulamakta…

1958’e dek kullandığı sarı boyalı küçük evi, yatağı, çalışma masası, üç beş giysi barındıran dolap, yemek ve çalışma odası, “Ho Şi Minh’in karakteri gibi yalın”. Bahçede iki araba.

1958 sonrası yaşadığı, önündeki ufak girintide balıkları beslediği gölete bakan, bambu güneşlikli, üst katı ufak çalışma odası, yatak odası ile alt katta beyaz üniformalı bir muhafızın nöbet tuttuğu şezlonglu, toplantı masalı yaşam alanları bulunan, yerden yüksek ahşap evi gezen grup, dikey kökleri toprak üzerinde çok ilginç sedirlerin gölgelediği göleti çevreleyen yolla ayrılıp Tek Sütun Pagodası’na gider.

 

Acente kitapçığına göre Tek Sütun Pagodası, M.Ö. 1049’da kendisine bir oğul ihsan eden Merhamet Tanrıçası Quan Am’ı onurlandırmak üzere gölet içinde nilüferi temsilen, tek sütun üzerine İmparator Ly Thai Tong tarafından inşa ettirilmiş. Pek çok hasara uğrasa da en önemlisi Fransızlar tarafından yakılması olmuş. Orijinal boyutunun yarısının, karşısında, altında Buda’nın aydınlandığı Bodhi Ağacı bulunan hali, merdivenle ulaşılan sunakta sakince tütsüler yakmakta –bir ihtimal ağırlıklı olarak- bebek isteyenler tarafından ziyaret edilmekte.

 

Bindikleri araçla büyükelçiliklerin bulunduğu caddeyi geçen grup Edebiyat Tapınağı’na ulaşır. Tepesinde bir çan bulunan görkemli kapı, diğer kapılarla birbirinden ayrılmış, ortasından geçen yolun ikiye böldüğü birbiri ardına beş avluya açılır. Üçüncü avluda ülke bayrağının dalgalandığı havuza bakan üstü kapalı bölmelerde 82 iri taş kaplumbağanın sırtındaki stellerde mezunların isimleri yazılı. Son bölüm iki tapınak ve avluya bakan çalışma odalarını kapsamakta. “Konfüçyüs felsefesi doğrultusunda edebiyat eğitimi alan mezunlar mandarin oluyor, 3-7 yıl süren eğitim, herkese açıldıktan sonra ilk sınav kendi kasabalarında, ikincisi burada, son sınav ise krala verilmekteydi. Sırtlarında çantaları 1000 km öteden yürüyerek geliyorlar. 1802 tarihli pavyon kentin simgesi…”

Acente kitapçığına göre, Konfüçyüs’ün en yakın öğrencilerine adanmış bölümler bulunan dördüncü avluda, Têt kutlamaları sırasında insan satrancı oynanırmış.

 

Sokak arasında, alçakgönüllü cephesi sarı boyalı 5 Spice lokantası; birkaç katlı binada güzel bir öğle yemeği ardından grup Etnografya Müzesi’ne yollanır:

 

Cham topluluğuna ait açık havadaki birebir boyutlu evlerin, çeltik örtülü çatıları her yıl eklenerek yağışa karşı mükemmel korunma sağlamakta, yükseklik hava dolaşımı için.

1.5 m x 25 m boyundaki Kmer teknesi, Musonlar ardından yapılan festivalde, Mekong’da akışın tersine kürek çekerek, en çok 52 kürekçiyle yapılan yarışlarda kullanılıyor.

Su Kuklası, su içinde pirince saklanıp uzun çubuklarla oynatılan geleneksel kuklalar.

Kalabalık aileyi barındırır Viet Evi, Kuzeyde daha çok kiremit çatılı, atalara, aileye ve hayvanlara ait bölümler.

Bana toplumuna ait birkaç basamakla çıkılan, neredeyse dik çeltik örtülü çok yüksek çatısıyla (“göğe yakınlık prestij demek”) görkemli toplantı binası, çok modern görünmekte.

En başta yaşlıların oturduğu, ince uzun Ede Evi; konukların sağ, ev halkının soldan işlediği (“sağ dişiliği, sol ise erkekliği temsil eder”), tek girişteki kabartma memelere dokunmak bereket sağlama amaçlı.

Katu Mezarı; “Ölen gündelik eşya ile gömülüyor. Mezara bir zaman yemek getirilir.” Ahşap çatı, boyanmış desenli hasır kaplı. Dışındaki korkuluk üzerinde aktif cinsel yaşamdan sahneler, hamile eşler, öleni üzgün ya da düşünceye dalmış gösteren ahşap basit heykeller sıralı. Diğer örnek, süslü kabartmalı tabut, dört köşesi hayvan başlı ahşap çatıyla örtülü.

Ocağın, yemek köşesinin, aile fertlerine ve hayvanlara ayrılmış bölümleriyle Tai Evi.

Mong Evi: “Girişteki odalar yaşlılar ve misafir için, gelin arkada; üst kat tarım ürünleri ve ortak yaşam alanı; alt kattan, ocaktan gelen duman, böcekleri tarım ürünlerinden uzak tutuyor. İyi ve kötü büyüye inanırlar, siyah ve kırmızı pirinç tarımı ihtiyaçlarına yetmediğinden alkolizm ve şiddet artmış ama sonra ürünlerine enginar ekleyince ekonomik açıdan toparlanmışlar.”

Köyün merkezinde duran hayat ağacı öyle uzunmuş ki, sergileme amacıyla müze binasına sokarken ikiye bölmeleri gerekmiş.

Bir panoda 5 dil ailesi konuşan 54 topluluktan fotoğraflar. Geleneksel şapka ve balık tuzağı sepetlerin yapımı, 1000 yıllık su kuklası. “Bir kadın ömrünce biriktirdiği 15.000 USD’yi, kızına iyi bir kısmet, iyi bir yaşam beklentisiyle şamana veriyor.” Detaylı bir atalar sunağı, el sanatları (lake), tekstil (baskı), mandarin adayının okul malzemesini koyduğu sırtta taşınan sandık, bambu yemek sepeti, pirinç orağı. “Cenaze ritüelini şaman eşliğinde ölenin kardeşinin oğlu yürütür, tabutu renkli örtüyle örter; taze pirinç şarabı içilir, ortam tütsülenir, matem rengi beyazdır, beyaz giyilir.”

Bizdeki dilek ağaçları benzeri bir ağaç, dokuma tezgâhı, mutfak düzeni, fil aksamı…

 

 

Grup akşam yemeğine hareketli, ışıklı kapalı çarşıdan geçerek gider. Yemek sonrası Su Kuklaları gösterisi bir ihtimal, Vietnamlıların izlediğine göre kıyasla, epey turistik: Eğimli salonun hâkim olduğu su dolu sahnenin iki yanında şarkıcı ve müzisyenler yer almakta.

Folklorik bir parçanın geleneksel enstrümanla çalınışıyla yapılan açılışı, palyaço Têu’nın prelüdü, ejderhanın dansı, buffalo çobanı flüt çalıyor, pirinç tarımı, kurbağa yakalamak, balık avı, Anka kuşunun dansı, dönen kılıç efsanesi, tek boynuzun dansı, sekiz perinin dansı ve son olarak dört kutsal yaratığın -ejder, Anka, tek boynuz, kaplumbağa- dansları izler.

Önünde oturan kızın, cep telefonuyla candy crush oynadığı için “abla”dan yediği azar ardından, belli ki zor dayanmış kendi grubuyla kalkıp gitmelerine bakılırsa, çok sevimli bulduğu (bir yanıyla da su içinde teknik olarak bu işin nasıl yapıldığı bir muamma) su kuklası gösterisi herkes tarafından aynı biçimde algılanmamakta.

Otele dönüşte birden önlerine çıkıp onları şaşırtan Notr Dame benzeri kilise, lagün, dolunay, kırmızı ışıklandırılmış köprü fotoları çeken ortancayla “abla”, bir köşede müzik eşliğinde jimnastik yapan bir grup kadına rastlar, onları da çekerler. Sokaklar, binalar yeni yıl süsleriyle ışıl ışıl…

 

Red River görselleri:


Ho Şi Minh Mozolesi görselleri:



Edebiyat Tapınağı görselleri:


Etnografya Müzesi görselleri:



Su Kuklaları görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=Su+Kuklalar%C4%B1+Hanoi&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0ahUKEwjCo9mc-IHaAhWHiqYKHdMnCgkQsAQIKg&biw=1051&bih=518

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.