“Abla”nın Vietnam, Kamboçya, Laos Gezisi 4


30 Ocak 2018 sabahı kahvaltı, puslu da olsa şahane Parfüm Nehri manzaralı…

 

Grup hafif yağışlı kapalı havada, kahvaltı sonrası yürüyerek vardığı nehir kıyısında girişinin iki yanında, tenis topu büyüklüğünde gözleri olan iki ejderhayla süslü tekneye biner. Kırmızı plastik sandalyeler dizili içerisi ılık. Aralarında, “abla”nın kendisi için kitap ayracı -20.000 Dong- ile torunu için ahşap ejder yapbozun -5 USD- yer aldığı, ortada ve pencere kenarındaki tezgâhlara serili hediyelik eşya, grubun ilgisini hak eder nitelikte… Chan, “Evleri bu, teknenin arka kısmı kendi evleri” diye anlatır, “oğul evlenince daha küçük bir tekne yapıp ayrılır. Ailenin tek geçimi bu. Hue sanat, özellikle resim şehri, buradan alabilirsiniz… Nehirde adacıklarda da yaşam var. Suya temas ettiğinde hoş koku salan bitki yüzünden adı Parfüm Nehri… 1968’de Têt bayramında 36 bölgede aynı anda başlayan ayaklanma burada, Hue’de bastırılamıyor.” Teknenin altından geçtiği köprü -Iron Bridge- parçalanmış. Kontrol noktasına yaklaşılırken içeri giren gruba Chan açıklama yapar: “Yeni yıl dolayısıyla para lazım; turistlerin ayakta durması yasak, içeride olmazsak ceza keserler”

 

Tekneden inip basamaklardan çıkılarak ya da eğimli asfalt patikayı izleyerek 1601 tarihli Thien Mu Pagodası’na varan grup, manastırın hikâyesine kulak verir. “Cennetten gelen kadın manastırı, anlamına gelen adını, tepede belirip ‘buraya kim gelir de bir manastır yaptırırsa ülkeye hâkim olacak’ diyen kadından alır… Rahip adayı, doğa seni dinginleştirecektir öğretisiyle bonsai yetiştirir.”

Taş kameriyede dingin, istikrarlı yaşamı temsil eden kaplumbağanın sırtındaki stelde yer alan 1715 tarihli Budizmi öven metnin karşısında, sekizgen şekilli yedi katlı, Mutluluğun Kaynağı Kulesi. Bahçede bir başka kameriyede, sesi 10 km öteye ulaşan çan, ana mabette ise şişkin karnı Dünyanın kötülükleri ile doluyken gülen, tunçtan büyük bir Buda heykeli ile havarilerinin bir de cehennemin on kralının heykelleri yer almakta.

Adım başı yerden yükseltilmiş bonsai düzenlemeleriyle dolu arka bahçede kırmızılı beyazlı balık dolu arkların ötesinde üstü kapalı girintide, 1963’te, rahiplerin askere alınmalarını, Saygon’da meydanda kendini yakarak -sonradan CIA’in tezgâhı olabileceği söylenen-protesto eden din adamını kente getiren mavi araba* sergilenmekte.

Kütüphanenin ötesindeki alçak binalar önünde Chan, duvardaki günlük çalışma panosunu göstererek anlatır; “Bir manastırda çocuğunun olması aile için onur… 21:30’da yatarlar, gündelik program 03:30’da uyanmalarıyla başlar. 04:00 meditasyon, Kral Ashoka zamanında dört kitap haline getirilen -Budist metin- sutraların okunması ile sürer. Öğle yemekleri bağışlardan gelir. Çocuk oldukları için eğlenceye ayrılan zaman da var… Hue nüfusunun %60’ı Budist.”

Ufak bir aralıktan, masalara dağılmış bir grup gencin yemek yediği görünen yere yakın kuytuda biri basket, birkaç top…

Buda’nın altında oturduğu ağacı geçen grup, yüksekçe bir duvarın ötesinde, ‘68’de Têt bayramı bombalaması sırasında çoğunluğu harap olan eski güzel mezarları fotoğraflar. ‘97’de yapılan anıt, savaş sırasında sağ kalanları toparlayıp örgütleyen rahip anısına dikilmiş.

 

Pagoda çıkışı eğimi izleyerek aşağı inen gruptan birkaç kişi, yolları üzerinde bir davet aldıkları eğlenceye katılır, güzel zaman geçirirler.

 

Grup araçtan iner, yoğun motosiklet akışını yarar, çepeçevre 10 km boyunca su dolu geniş hendeği, köprüyle aşıp üç katlı kapıdan Hanedanlık Sarayı’na girer. Sağlı sollu devasa dokuz top, dört mevsim ile toprak, metal, ağaç, su, ateş olmak üzere beş elementi temsil etmekte.

Avludan ve yine hendek üzerinden aşan bir diğer köprüyle ulaşılan görkemli kapının yöneticilere ayrılmış kısmından geçilir.

Kırmızı balık dolu havuza bakan köprü başında, para atılan şeffaf bölümüyle balık yemi kutusu.

Karşılama bölümünden girilen sarayda fotoğraf çekimi yasak, “abla” kaleme kuvvet: Taht on altı sütunlu, üzeri üç katlı altın oymalı saçakla, çevresi iri altı adet vazoyla süslü. Bariyerle sınırlanmış taht çevresi hariç zemin koruyucu örtü ile kaplı. “Topraklara hâkim tüm felsefelerin ölçülü bir bileşimi şeklinde inşa edilmiş. Alınlıkta şiirler yazılı; biri soyadları ve unvanların nasıl aktarılması gerektiğiyle ilgili, bu sayede kişiler sarayla bağlarını kanıtlayabiliyorlar. Ironwood, böcek almayan ağaç sütunlar kraliyet rengi sarı boyalı… Armoninin olduğu bir saray deniyor ama mükemmellik Tanrı’ya ait olduğundan bir karo ters döşenmiş.”

Kaya bahçeleri, havuzlar, hendekler, tapınaklarıyla geniş saray maketini inceleyen grup, “valide sultan”a da ayrılan binaya bakıp bizdekine benzediği fikrine varır.

 

Kahve molasını izleyen rota, havanın serin olması yüzünden grubu ilgilendirmeyen, -kadın erkek, diz, sırt, bel, göğüs çatalını gösteren giysiler üzerine bir çarpı konmuş- pano geçilerek girilen Unesco Dünya Mirası listesinden Mor Yasaklı Şehir: “30 yılda yapılan şehir, bombalama sırasında birkaç günde harap oldu, restorasyon zor ve zahmetli, surda alçı süsleri görebilirsiniz.” Üstü kapalı galerilerde fotoğraflar önünde anlatılan, “’49’da çekilmiş valide sultan fotosu; 1800’lerde giyilen tek tip tunik pantolonlu, bir diğerinde ejder esinli çarık biçimli çizmeleriyle gruplar; biri, 7-8 yaşlarında kral olup 16 yaşında dayanamadığı Fransız hâkimiyetine karşı ayaklanma başlatıp kaçan, sonra yakalanıp sürüldüğü Afrika’da ölen, bazısı bir hafta, hatta üç gün hüküm süren on bir kral… Sonuncusu mezarını vergi artırımıyla yaptırmış. Kralların kalanları Avrupa’da, kapıları çalınırsa, neden olmasın, deniyor ama…”

 

Ayakkabılarını girişe bırakan grup, kırmızı ve sarı rengin hâkim olduğu, sağda maske, kostüm, solda bambu ud, sitar, keman, davul benzeri çalgı sıralı camekânlı, ortası oturma bölümlü Kraliyet Tiyatrosu’na girer. Dansçılarla müzisyenlere ait mavi ışıkla aydınlatılmış sahne, zemini açıldığında su kuklası gösterileri için. Acente kitapçığına göre “Zarif Müzik ya da Tören Müziği anlamına gelen Nha Nhac, UNESCO tarafından “Sözel ve Elle Tutulamayan Dünya Mirası Şaheseri ilan edilmiş.”

 

1821’de imparatorun sakince kendi başına kitap okumak için yaptırdığı Kütüphane’ye ulaşan koridorun taş oyma pencerelerinin her biri ayrı motifli. Grubun, önünde toplu fotoğraf için bir araya geldiği, bina girişindeki sütunlar cam ve seramik bitki motifleriyle, çatı ejder, tek boynuz, kaplumbağa, anka kuşu figürleriyle bezeli.

İçerde, masa gibi bir yükseltide yastıkla oturan kişinin önünde, çok tanıdık alçak bir rahle bulunmakta. Cariyelerin havuzuna bakan bir diğer cephede alınlık, kuşaklar boyu eğitimi simgeleyen üç bilge adam kabartması ile süslü.

 

Öğle yemeğinin yeneceği, Saray içindeki üst düzey görevlilere ait bahçeli evlerden biri, bir mandarine ait; yemek sonrası bir hanım değişik formlu bıçaklarla, nasıl havuçtan kuş, salatalıktan nilüfer gibi süslemeler yaptığını uygulamalı olarak gösterir.

 

Araç, bir yanı Vietnamlıların, diğer yanı zamanında Fransızların oturduğu Parfüm Nehri’ne paralel yol alır; Chan’in demesine göre ‘şehirde gezerken nehir birkaç kez geçilecek’. Kral geçerken halkın çiçekler attığı yeri, Leydi Buda Barışın Pagodası ve kralların yağmur için kullandıkları yeşil mabet alanı izler.

 

Fransız sömürgesi döneminde göstermelik kral Khai Dinh mozolesi, öncekiler ahşap ağırlıklıyken beton, alçı, çelik, -Japonya’dan, İspanya’dan gelme- cam kullanıldığından farklı. Fransa’da bronzdan bir heykelini döktüren Dihn, beğendiği toprağı gasp edip mezara başlar. İki yıl sonra ölünce oğlu, vergi artırımıyla mezarı tamamlar. Beş kademeden oluşan alanda mezar, önünde değişik rütbeli askerler ile at ve fillerden oluşan maiyetinin heykellerinin yer aldığı tepenin içine çelik bir tünelle yerleştirilmiş. Güç ve sonsuzluğun ifadesi klasik iki sütun, merdiven trabzanlarında cam gözlü (bir yerde bira markası da okunan Japonya’dan gelme şişe dipleri) ejderler, nemden, yeşilden siyaha koyu renklere bürünmüş.

En üstteki alanda kapalı kısımda Khai Dinh, alçıdan rengârenk püskülü saçaklı tente altında tahtında oturur durumda. Duvarlarda alçı sıva üzerine muhteşem güzellikte dört mevsim panoları, tavanda dokuz ejder yer almakta. Ünlü ressam gelip gidip kendisini rahatsız eden kralın ziyaretlerine, yapmakta olduğu resme ayağıyla devam ederek son vermiş. Çinko yapraklı çelenkler Fransa’dan; uzun yaşam, bilgelik sembolü kaplumbağa üzerinde de Khai Dinh’in kendi fotoğrafı. Tam karşıda, bakımda Buda heykeli, kalın bulut tabakası altında puslu.

 

Araca binen grup, mezarların suyun doğusunda olması prensibine uygun olarak Parfüm Nehri’nin sol kıyısında yer alan Minh Mang Mozolesi’ne yollanır. “1841’de ölen, 400 cariye, 138 çocuklu Minh Mang’ın mezar alanı bir önceki gibi ama yatay bir alana serili.” Hendeklerle çevrili heykelli, göletli geniş bahçede anmaya gelenlerin kalacağı köşkler.

 

Dönüş yolunda grup rehberi, Vietnam’da anlatılan, sivrisineğin yaratılış öyküsünü aktarır: “Çok güzel bir kadın yıllarca kendisini bir mandarinin almasını bekler, neden sonra bir çiftçiyle evlenir. Bir zaman sonra mutsuz ölür, koca, bir yıl üç gün sonra yasa son verir, ölü kadınla nehre açılır. Yolda kırmızı gözlü, beyaz saçlı Doğu’nun ruhuna rastlar, ondan karısını geri ister. Adamın verdiği üç damla kan kadının ağzına damlatılınca kadın geri gelir. Beraber dönüşe geçtikleri sıra rastladıkları mandarin beğenince kadın onunla gider. Koca karısını arar, bulur ve üç damla kanı geri ister. Kadın saç iğnesini çıkarıp üç damla kan verdiğinde sivrisineğe dönüşür. O günden beri verdiği üç damla kanın peşinde dolaşır dururmuş.”

“Yolumuz Fransızlar’ın yaptığı Kuzey-Güney tren hattını kesiyor, hala kullanılan yol bir uçtan diğerine 32 saat sürüyor.” Aracın birlikte beklediği motosikletli kalabalık, far kısmı pencereli şeffaf yağmurluklara sarınmış. “Hue’de iş çıkışı eve gidenler iki tek atıp öyle gider, işe gidenler ise kahve içip öyle… Bun bo geleneksel çorba.”

 

18:00-18:35 arası grup, başlangıçta saraya çiçek sağlayan Dong Ba Pazarını gezer. “Kaju 15 USD ve pazarlık payı 1/5’tir.” Toparlanmakta olan pazarda, karavana büyüklüğünde tencerede ciğer ezme; karides, balık salamura; şekerle işlem görüp kurumuş meyve, kuru, yaş sebze, pek azı tanıdık baharat, ne işe yaradığını ancak Vietnamlı aşçıların bilebileceği, tavanlara dek mutfak gereçleri…

 

Parfüm Nehri’ni son kez kesen grup otele dönerken, yol üzerinde Fransızlar döneminde yapılan ilk bina ile Danimarka teknolojisiyle üretilen (Hue+Danimarka) HUDA etiketli bira tanıtımını görürler.

 

Yemeğe giderken otel önünden başlayarak adım başı, işyerleri önünde minik birer masada yer alan meyve, pirinç, çorba, su, çiçek, tütsü düzenlemeleri dolunay dolayısıyla atalara saygı sunuları. The Temple Restaurant’da spagetti ve ekmek, ufak bir değişiklik. Sohbet Gecko Bar’da sürer.

 

Thien Mu Pagodası görselleri:


 

*1963 Saygon Protestosu görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=1963+saigon+monk&hl=tr&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0ahUKEwj5k9T-z-HZAhXEjCwKHRhpBZMQsAQIRg&biw=1051&bih=518

 

Khai Dinh Mozolesi görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=Khai+Dinh+mozolesi&hl=tr&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0ahUKEwjq9KjCzuHZAhVJlCwKHWDOA6cQsAQIJg&biw=1051&bih=518

 

Minh Mang Mozolesi görselleri:


 

Geleneksel çorba bun bo görselleri:


 

Dong Ba Pazar görselleri


30 Ocak 2018 sabahı kahvaltı, puslu da olsa şahane Parfüm Nehri manzaralı…

 

Grup hafif yağışlı kapalı havada, kahvaltı sonrası yürüyerek vardığı nehir kıyısında girişinin iki yanında, tenis topu büyüklüğünde gözleri olan iki ejderhayla süslü tekneye biner. Kırmızı plastik sandalyeler dizili içerisi ılık. Aralarında, “abla”nın kendisi için kitap ayracı -20.000 Dong- ile torunu için ahşap ejder yapbozun -5 USD- yer aldığı, ortada ve pencere kenarındaki tezgâhlara serili hediyelik eşya, grubun ilgisini hak eder nitelikte… Chan, “Evleri bu, teknenin arka kısmı kendi evleri” diye anlatır, “oğul evlenince daha küçük bir tekne yapıp ayrılır. Ailenin tek geçimi bu. Hue sanat, özellikle resim şehri, buradan alabilirsiniz… Nehirde adacıklarda da yaşam var. Suya temas ettiğinde hoş koku salan bitki yüzünden adı Parfüm Nehri… 1968’de Têt bayramında 36 bölgede aynı anda başlayan ayaklanma burada, Hue’de bastırılamıyor.” Teknenin altından geçtiği köprü -Iron Bridge- parçalanmış. Kontrol noktasına yaklaşılırken içeri giren gruba Chan açıklama yapar: “Yeni yıl dolayısıyla para lazım; turistlerin ayakta durması yasak, içeride olmazsak ceza keserler”

 

Tekneden inip basamaklardan çıkılarak ya da eğimli asfalt patikayı izleyerek 1601 tarihli Thien Mu Pagodası’na varan grup, manastırın hikâyesine kulak verir. “Cennetten gelen kadın manastırı, anlamına gelen adını, tepede belirip ‘buraya kim gelir de bir manastır yaptırırsa ülkeye hâkim olacak’ diyen kadından alır… Rahip adayı, doğa seni dinginleştirecektir öğretisiyle bonsai yetiştirir.”

Taş kameriyede dingin, istikrarlı yaşamı temsil eden kaplumbağanın sırtındaki stelde yer alan 1715 tarihli Budizmi öven metnin karşısında, sekizgen şekilli yedi katlı, Mutluluğun Kaynağı Kulesi. Bahçede bir başka kameriyede, sesi 10 km öteye ulaşan çan, ana mabette ise şişkin karnı Dünyanın kötülükleri ile doluyken gülen, tunçtan büyük bir Buda heykeli ile havarilerinin bir de cehennemin on kralının heykelleri yer almakta.

Adım başı yerden yükseltilmiş bonsai düzenlemeleriyle dolu arka bahçede kırmızılı beyazlı balık dolu arkların ötesinde üstü kapalı girintide, 1963’te, rahiplerin askere alınmalarını, Saygon’da meydanda kendini yakarak -sonradan CIA’in tezgâhı olabileceği söylenen-protesto eden din adamını kente getiren mavi araba* sergilenmekte.

Kütüphanenin ötesindeki alçak binalar önünde Chan, duvardaki günlük çalışma panosunu göstererek anlatır; “Bir manastırda çocuğunun olması aile için onur… 21:30’da yatarlar, gündelik program 03:30’da uyanmalarıyla başlar. 04:00 meditasyon, Kral Ashoka zamanında dört kitap haline getirilen -Budist metin- sutraların okunması ile sürer. Öğle yemekleri bağışlardan gelir. Çocuk oldukları için eğlenceye ayrılan zaman da var… Hue nüfusunun %60’ı Budist.”

Ufak bir aralıktan, masalara dağılmış bir grup gencin yemek yediği görünen yere yakın kuytuda biri basket, birkaç top…

Buda’nın altında oturduğu ağacı geçen grup, yüksekçe bir duvarın ötesinde, ‘68’de Têt bayramı bombalaması sırasında çoğunluğu harap olan eski güzel mezarları fotoğraflar. ‘97’de yapılan anıt, savaş sırasında sağ kalanları toparlayıp örgütleyen rahip anısına dikilmiş.

 

Pagoda çıkışı eğimi izleyerek aşağı inen gruptan birkaç kişi, yolları üzerinde bir davet aldıkları eğlenceye katılır, güzel zaman geçirirler.

 

Grup araçtan iner, yoğun motosiklet akışını yarar, çepeçevre 10 km boyunca su dolu geniş hendeği, köprüyle aşıp üç katlı kapıdan Hanedanlık Sarayı’na girer. Sağlı sollu devasa dokuz top, dört mevsim ile toprak, metal, ağaç, su, ateş olmak üzere beş elementi temsil etmekte.

Avludan ve yine hendek üzerinden aşan bir diğer köprüyle ulaşılan görkemli kapının yöneticilere ayrılmış kısmından geçilir.

Kırmızı balık dolu havuza bakan köprü başında, para atılan şeffaf bölümüyle balık yemi kutusu.

Karşılama bölümünden girilen sarayda fotoğraf çekimi yasak, “abla” kaleme kuvvet: Taht on altı sütunlu, üzeri üç katlı altın oymalı saçakla, çevresi iri altı adet vazoyla süslü. Bariyerle sınırlanmış taht çevresi hariç zemin koruyucu örtü ile kaplı. “Topraklara hâkim tüm felsefelerin ölçülü bir bileşimi şeklinde inşa edilmiş. Alınlıkta şiirler yazılı; biri soyadları ve unvanların nasıl aktarılması gerektiğiyle ilgili, bu sayede kişiler sarayla bağlarını kanıtlayabiliyorlar. Ironwood, böcek almayan ağaç sütunlar kraliyet rengi sarı boyalı… Armoninin olduğu bir saray deniyor ama mükemmellik Tanrı’ya ait olduğundan bir karo ters döşenmiş.”

Kaya bahçeleri, havuzlar, hendekler, tapınaklarıyla geniş saray maketini inceleyen grup, “valide sultan”a da ayrılan binaya bakıp bizdekine benzediği fikrine varır.

 

Kahve molasını izleyen rota, havanın serin olması yüzünden grubu ilgilendirmeyen, -kadın erkek, diz, sırt, bel, göğüs çatalını gösteren giysiler üzerine bir çarpı konmuş- pano geçilerek girilen Unesco Dünya Mirası listesinden Mor Yasaklı Şehir: “30 yılda yapılan şehir, bombalama sırasında birkaç günde harap oldu, restorasyon zor ve zahmetli, surda alçı süsleri görebilirsiniz.” Üstü kapalı galerilerde fotoğraflar önünde anlatılan, “’49’da çekilmiş valide sultan fotosu; 1800’lerde giyilen tek tip tunik pantolonlu, bir diğerinde ejder esinli çarık biçimli çizmeleriyle gruplar; biri, 7-8 yaşlarında kral olup 16 yaşında dayanamadığı Fransız hâkimiyetine karşı ayaklanma başlatıp kaçan, sonra yakalanıp sürüldüğü Afrika’da ölen, bazısı bir hafta, hatta üç gün hüküm süren on bir kral… Sonuncusu mezarını vergi artırımıyla yaptırmış. Kralların kalanları Avrupa’da, kapıları çalınırsa, neden olmasın, deniyor ama…”

 

Ayakkabılarını girişe bırakan grup, kırmızı ve sarı rengin hâkim olduğu, sağda maske, kostüm, solda bambu ud, sitar, keman, davul benzeri çalgı sıralı camekânlı, ortası oturma bölümlü Kraliyet Tiyatrosu’na girer. Dansçılarla müzisyenlere ait mavi ışıkla aydınlatılmış sahne, zemini açıldığında su kuklası gösterileri için. Acente kitapçığına göre “Zarif Müzik ya da Tören Müziği anlamına gelen Nha Nhac, UNESCO tarafından “Sözel ve Elle Tutulamayan Dünya Mirası Şaheseri ilan edilmiş.”

 

1821’de imparatorun sakince kendi başına kitap okumak için yaptırdığı Kütüphane’ye ulaşan koridorun taş oyma pencerelerinin her biri ayrı motifli. Grubun, önünde toplu fotoğraf için bir araya geldiği, bina girişindeki sütunlar cam ve seramik bitki motifleriyle, çatı ejder, tek boynuz, kaplumbağa, anka kuşu figürleriyle bezeli.

İçerde, masa gibi bir yükseltide yastıkla oturan kişinin önünde, çok tanıdık alçak bir rahle bulunmakta. Cariyelerin havuzuna bakan bir diğer cephede alınlık, kuşaklar boyu eğitimi simgeleyen üç bilge adam kabartması ile süslü.

 

Öğle yemeğinin yeneceği, Saray içindeki üst düzey görevlilere ait bahçeli evlerden biri, bir mandarine ait; yemek sonrası bir hanım değişik formlu bıçaklarla, nasıl havuçtan kuş, salatalıktan nilüfer gibi süslemeler yaptığını uygulamalı olarak gösterir.

 

Araç, bir yanı Vietnamlıların, diğer yanı zamanında Fransızların oturduğu Parfüm Nehri’ne paralel yol alır; Chan’in demesine göre ‘şehirde gezerken nehir birkaç kez geçilecek’. Kral geçerken halkın çiçekler attığı yeri, Leydi Buda Barışın Pagodası ve kralların yağmur için kullandıkları yeşil mabet alanı izler.

 

Fransız sömürgesi döneminde göstermelik kral Khai Dinh mozolesi, öncekiler ahşap ağırlıklıyken beton, alçı, çelik, -Japonya’dan, İspanya’dan gelme- cam kullanıldığından farklı. Fransa’da bronzdan bir heykelini döktüren Dihn, beğendiği toprağı gasp edip mezara başlar. İki yıl sonra ölünce oğlu, vergi artırımıyla mezarı tamamlar. Beş kademeden oluşan alanda mezar, önünde değişik rütbeli askerler ile at ve fillerden oluşan maiyetinin heykellerinin yer aldığı tepenin içine çelik bir tünelle yerleştirilmiş. Güç ve sonsuzluğun ifadesi klasik iki sütun, merdiven trabzanlarında cam gözlü (bir yerde bira markası da okunan Japonya’dan gelme şişe dipleri) ejderler, nemden, yeşilden siyaha koyu renklere bürünmüş.

En üstteki alanda kapalı kısımda Khai Dinh, alçıdan rengârenk püskülü saçaklı tente altında tahtında oturur durumda. Duvarlarda alçı sıva üzerine muhteşem güzellikte dört mevsim panoları, tavanda dokuz ejder yer almakta. Ünlü ressam gelip gidip kendisini rahatsız eden kralın ziyaretlerine, yapmakta olduğu resme ayağıyla devam ederek son vermiş. Çinko yapraklı çelenkler Fransa’dan; uzun yaşam, bilgelik sembolü kaplumbağa üzerinde de Khai Dinh’in kendi fotoğrafı. Tam karşıda, bakımda Buda heykeli, kalın bulut tabakası altında puslu.

 

Araca binen grup, mezarların suyun doğusunda olması prensibine uygun olarak Parfüm Nehri’nin sol kıyısında yer alan Minh Mang Mozolesi’ne yollanır. “1841’de ölen, 400 cariye, 138 çocuklu Minh Mang’ın mezar alanı bir önceki gibi ama yatay bir alana serili.” Hendeklerle çevrili heykelli, göletli geniş bahçede anmaya gelenlerin kalacağı köşkler.

 

Dönüş yolunda grup rehberi, Vietnam’da anlatılan, sivrisineğin yaratılış öyküsünü aktarır: “Çok güzel bir kadın yıllarca kendisini bir mandarinin almasını bekler, neden sonra bir çiftçiyle evlenir. Bir zaman sonra mutsuz ölür, koca, bir yıl üç gün sonra yasa son verir, ölü kadınla nehre açılır. Yolda kırmızı gözlü, beyaz saçlı Doğu’nun ruhuna rastlar, ondan karısını geri ister. Adamın verdiği üç damla kan kadının ağzına damlatılınca kadın geri gelir. Beraber dönüşe geçtikleri sıra rastladıkları mandarin beğenince kadın onunla gider. Koca karısını arar, bulur ve üç damla kanı geri ister. Kadın saç iğnesini çıkarıp üç damla kan verdiğinde sivrisineğe dönüşür. O günden beri verdiği üç damla kanın peşinde dolaşır dururmuş.”

“Yolumuz Fransızlar’ın yaptığı Kuzey-Güney tren hattını kesiyor, hala kullanılan yol bir uçtan diğerine 32 saat sürüyor.” Aracın birlikte beklediği motosikletli kalabalık, far kısmı pencereli şeffaf yağmurluklara sarınmış. “Hue’de iş çıkışı eve gidenler iki tek atıp öyle gider, işe gidenler ise kahve içip öyle… Bun bo geleneksel çorba.”

 

18:00-18:35 arası grup, başlangıçta saraya çiçek sağlayan Dong Ba Pazarını gezer. “Kaju 15 USD ve pazarlık payı 1/5’tir.” Toparlanmakta olan pazarda, karavana büyüklüğünde tencerede ciğer ezme; karides, balık salamura; şekerle işlem görüp kurumuş meyve, kuru, yaş sebze, pek azı tanıdık baharat, ne işe yaradığını ancak Vietnamlı aşçıların bilebileceği, tavanlara dek mutfak gereçleri…

 

Parfüm Nehri’ni son kez kesen grup otele dönerken, yol üzerinde Fransızlar döneminde yapılan ilk bina ile Danimarka teknolojisiyle üretilen (Hue+Danimarka) HUDA etiketli bira tanıtımını görürler.

 

Yemeğe giderken otel önünden başlayarak adım başı, işyerleri önünde minik birer masada yer alan meyve, pirinç, çorba, su, çiçek, tütsü düzenlemeleri dolunay dolayısıyla atalara saygı sunuları. The Temple Restaurant’da spagetti ve ekmek, ufak bir değişiklik. Sohbet Gecko Bar’da sürer.

 

Thien Mu Pagodası görselleri:


 

*1963 Saygon Protestosu görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=1963+saigon+monk&hl=tr&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0ahUKEwj5k9T-z-HZAhXEjCwKHRhpBZMQsAQIRg&biw=1051&bih=518

 

Khai Dinh Mozolesi görselleri:

https://www.google.com.tr/search?q=Khai+Dinh+mozolesi&hl=tr&tbm=isch&tbo=u&source=univ&sa=X&ved=0ahUKEwjq9KjCzuHZAhVJlCwKHWDOA6cQsAQIJg&biw=1051&bih=518

 

Minh Mang Mozolesi görselleri:


 

Geleneksel çorba bun bo görselleri:


 

Dong Ba Pazar görselleri

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.