“Abla”nın Vietnam, Kamboçya, Laos Gezisi 1 - Bir milyon kalem

Bir milyon kalem

Blog yazarları topluluğu

24 Mart 2018 Cumartesi

“Abla”nın Vietnam, Kamboçya, Laos Gezisi 1


 

8 Şubat 2018’de sona erecek gezinin başlangıcı 27 Ocak gecesi 21:30’da Bostancı’dan çıkan ortanca kardeşiyle ona Göztepe'den eklenen arkadaşı, “abla”nın Teşvikiye’den katılımıyla Yeşilköy, Atatürk Havalimanı’na varır, rehberleriyle buluşurlar.

Rehberle birlikte henüz birbirine karşı yabancılık duysalar da gezi boyunca dost olacak on altı kişi, Airbus’ın tam zamanında 03:00’te kalkışla Hindiçin’e doğru yola koyulur.

 

“Abla”nın kol saati (TS) 12:18 gösterirken Ho Şi Minh’e inilir. Dört saat ekleyerek iniş noktasına uyum sağlayan yolcuları kostüm değişikliğine zorlayan hava sıcaklığı 30 derece.  Grup 18:00'de hamam efekti taşıyan deniz kokulu dışarıya adım atar. Başkent, Asya Kupası'nda, Özbekistan-Vietnam final maçı heyecanıyla çalkalanmakta… Kendisini tanıttıktan sonra ‘on numara bir şoförümüz olduğunu’ bildiren yerel rehber Lusi Hanım, bir iş arkadaşının kendisine, ‘kazanırsak evleneceğini’ söylediğini aktarır.

"Güneydeyiz, başkent Ho Şi Minh bizi yağmurla karşılıyor. Özellikle hafta sonları aileler sokakta yerler. En güzel ve uygun ziyaret, en kurak mevsim. Yaklaşan Têt kutlamaları yüzünden her yer çiçeklerle süslü. Ülke, '95'ten beri hızla gelişmekte, iki yıl önce 1 USD 18:000 Dong iken şimdi 22:000. Po denen bir kase çorba 4 USD, 50.000-100.000 Dong. Paralar çok benzer, renk ve ebatları, dikkat! Çeşmelerden su içilmez. Para ve pasaportlar odalarda kasalarda… Bir günde 7 milyon motosiklet satıldığı oldu. 80-90 milyon insan denizatına benzer bir ülkede, kalabalığın nedeni bu. Sokaklarda gezilirken dikkat edilmesi gerekenler: Sabit hızla paniksiz dümdüz yürüyün, büyük küçüğe çarparsa suçludur. Yağmurluklar her an yanınızda olmalı, araç klimaları için de kalınca bir şey. Solda '75'te tankla girilen kralın yaşadığı yer. Fransız Mahallesi'ne geliyoruz, burası idarî merkez. Büyük şehirlerde trafik var, çıkış saatlerine uyarsak... Kendini besleyen bir ülke, tarlada iş çok, kadının hayatı zor.” Arada gelen habere göre, Özbekistan'a yenilmişler. “Sokak alışverişlerinde 1/5-1/10 arası pazarlık yapabilirsiniz. Maskeler egzosa karşı.”

O arada, gezi boyu tüm bahşişler için adam başı 50 USD uygun görülür ve toplanır; grup rehberinin verdiği, ‘araçlarda sınırsız ve odalarda adam başı birer şişe bedelsiz su’ bilgisi memnuniyetle karşılanır.

 

Lokantada, her dört kişiye koca bir tabak tavuk, balık, patlıcan közleme ile servis sürer, küçük kaplarda çoğu acılı sos ile yenir. Tatlı bir parça hamur lokması lotus çayıyla sunulur; ardından da iri dokulu, suyu azalmış greyfurta benzeyen pomelo, karpuz, ananas, mango, bembeyaz yüzeyi minik siyah çekirdekli Dragon Fruit (ejder meyvesi). Yerel Saygon bira 100.000 Dong.

 

‘Bu gece Saygon uyumayacak’ diyerek akan motosikletli seli, yenilmiş ama mutlu coşkulu. Sokaklar, ortası sarı yıldızlı kırmızı zeminli bayraklı kalabalıklarla dolu.

 

Otelden, kısa bir dinlenme sonrası şenlikli gece pazarı içinden geçerek yürüyen grup, Amerikalı subaylarla tanış(tırıl)an Vietnamlı genç kızların buluşma yeri Rex Otel'in, bir cephesini süslediği meydanda duraklar. Grup rehberi, ‘bu birlikteliklerden doğan çocukların anneleri yanı sıra toplumca dışlandıklarını, yaşamlarını sokaklarda sürdürdüklerini’ anlatır. Bir zaman sonra gelen Amerikalılar, bir kısmını toplayıp Amerika'ya götürmüş.

 

Grup L'amant Cafe'de mola verir. "Abla" ile kız kardeşi mönüden, ilginç gelen Egg Coffee bulamayınca sütlü kahve seçer; içine konan Vietnam kahvesinin sıkıştırılıp üzerine kaynar su döküldükten bir süre sonra altındaki kupaya damlamasını sağlayan metal aparat bu ülkenin bir özelliği; kahve de, tadına bakınca karar verildiği üzere, güzelliği.

 

Hassasiyeti dolayısıyla bir iki kazaya neden olsa da “abla”yı ilk andan hayran bırakan, ülke genelinde kullanılan hortumlu taharet muslukları; musluktan çok, mandalına basıldığında basınçlı su verirken diğer elin işine de son veren gayet temiz, pak bir çözüm.

 

“Abla” konuyla yakın-uzak bağlantılı bir-iki alıntı yapmadan önce okurunu önemli bir konuda uyarması gerektiğini düşünür.

Vietnam, Kamboçya ve Laos topraklarında gezilen yerlerin isimleri hakkında bir belirsizlik fark edebilecek okurdan, peşin bir de özür dilemelidir. Bu üç ülkenin yazı sistemi, uzun, bol aksanlı harfli sözcükler, sözcük değil de cümle arası boşluklar, deşifre edebileceği kadar önünde duramadığı tabelalar, ‘bir şeyler göreyim, hem de not alayım’ derdindeki “abla”ya hiç yardımcı olmaz. Böylece içerik, bir anlamda gezi değil, gezi izlenimine dönüşür. “Abla” okurunda hayâl kırıklığı yaratmamış olmayı diler.

Bir de gezi boyunca çektiği fotoğraflarla, yazının sonradan bir anlam kazanmasına büyük yardımı olmuş ortanca kız kardeşine “abla” çok teşekkür eder.

 

Doğan Kitap 2017 baskısı, “abla”nın her kitabını bayılarak okuduğu Jo Nesbo’nun yazdığı Hamamböcekleri, Tayland’da bir fuhuş otelinde Norveç büyükelçisi müşterisini ölü bulan, -patenlerini külotunu çıkardıktan sonra giyen Tonya Harding* taklidi- hayat kadını Dim ile başlar. 223. sayfadan:

“…Harry resepsiyoniste “Biraz müsaade eder misiniz?” dedi ve Nho’yu kapıya doğru çekti. “Evet, yalancıları anlama konusunda uzman olan sensin…”

“Zor” dedi Nho. “Adam Vietnamlı.”

“Eee?”

“Nyugen Cao Ky’nin Vietnam Savaşı sırasında kendi halkı için dediklerini hiç duymadın mı? Vietnamlıların doğuştan yalancı olduğunu söyledi. Yalancılık genlerinde var. Nesiller boyunca dürüstlüğün kötü şanstan başka bir şey getirmediğini öğrenerek edinmişler.”

“Yani yalan söylüyor mu diyorsun?”

“Hiçbir fikrim yok diyorum. İyi rol yapıyor.”

 

*Gezi yazılarını temize çekmeye başladığı sıra Ben, Tonya filminin vizyona girişi, “abla”yı, okuduğu kitapla ortaya çıkan eşzamanlılığa hayran bırakmıştır, bu duyguyu paylaşmak ister:

https://onedio.com/haber/margot-robbie-ye-altin-kure-adayligi-getiren-rolun-gercek-sahibi-skandallarla-dolu-hayatin-sahibi-tonya-harding-kim-799726

 

L’amant Cafe Saygon görselleri:


 

Sayfalar