* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Hayata dair dersler 5, yabancılaşma

Hayata dair dersler

Bu gün sizlere başka bir konudan bahsetmek istiyorum "yabancılaşma." Hani hep duyarız insanın kendine yabancılaşması veya insanın çevreye yabancılaşması diye. İşte bu günkü anlatacaklarım bu yabancılaşma kavramı olacak.

İlk yabancılaşmayı biraz açıklamam gerekiyor. İnsan nasıl yabancılaşır veya yabancılaşmak ne demektir isterseniz önce bunlardan konuşalım. İlk önce yabancılaşma kavramı üzerinden gidelim. Kişinin bulunduğu ortama ayak uyduramaması gibi bir tanım yapabiliriz aslında. Hatta en güzeli bir örnekle anlatalım bu durumu. Diyelim ki liseden mezun oldunuz sonra üniversiteye gittiniz. O da bittikten sonra işe girdiniz çalıştınız ve liseden bir arkadaşınız bir anda karşınıza çıktı. Aradan onca sene geçmiş ve artık siz onu tanıyamıyorsunuz. Bir yerde oturdunuz ve sohbet etmeye başladınız. Karşınızdaki insan liseden hatırladığınız kişi değildir artık. Konuştukça karşınızda farklı bir insan olduğunu görürsünüz. Siz o insana yabancısınızdır artık.

Yabancılaşmada bu şekildedir aslında. Etrafınızdaki insanların yabancı olduğunu düşünürsünüz. Onların hiçbirini tanımadığınızı hissedersiniz. Hani bazen deriz ya "ben onu hiç tanıyamamışım" diye. İşte yabancılaşma da buna benzer. Bir zamanlar arkadaşlarınız olduğu düşünün. Sınıf arkadaşları, üniversite arkadaşları, aile veya iş arkadaşları. Onları tanıyamadığınızı düşünün. Yıllarca sizin en yakın olan arkadaşınızın bir anda başka biriymiş gibi davrandığını düşünün. İşte yabancılaşma böyledir. O arkadaşınız size yabancılaşmıştır ve artık onu tanıyamazsınız.

Hani ikili ilişkilerde oldukça sık rastlanan bir durumdur ya bir gün erkek gelir ve kıza artık onu tanıyamadığını söyler. Kız da aynı duyguları hisseder veya hissetmez önemli değildir. Önemli olan erkeğin dünyasında kızı tanıyamamasıdır. Onu tanıyamamasının sebebi yabancılaşmaktan başka bir şey olamaz. Bir zamanlar arkadaşlarım vardı ve bunlar uzun bir süre boyunca beraberdiler. Daha sonra aralarına biraz mesafe girmişti ve uzaklaşmışlardı birbirinden. Aradan biraz daha zaman geçtikten sonra ise tekrar yakınlaşmaya çabalamışlardı. Burada çok önemli bir şey oldu ikisi de birbirinden farklı olaylar yaşadı ve farklı şeyleri deneyimlediler. Öyle oldu ki ikisi de hayatlarında farklı yönlere gittiler. Tekrardan birleşmeyi denediklerinden bir süre sonra artık birbirlerini tanıyamadıklarını fark ettiler. Buna benzer bir örneği mutlaka çevrenizden görmüşsünüzdür. İnsanlar artık birbirlerini tanıyamaz hale gelirler yabancılaşmanın içinde ve birbirlerinden uzaklaşırlar.

Bundan bir süre önce bir kız ile tanışmıştım. Bana söylediği bir cümleyi asla unutamadım. Bana "Ben bu dünyaya ait değilim" demişti. Bu sözün üzerine çok düşündüm ben. Bir insan neden dünyaya ait olmadığını hisseder diye çok kafa patlattım. Bu sürede de kız hakkında daha fazla bilgi edinmeye çabaladım. Onun hakkında daha fazla şey öğrendikçe ne demek istediğini daha iyi anlıyordum. O etrafına yabancılaşmıştı. Artık yaşadığı ev onun değilmiş gibi hissediyordu. Gittiği okul veya konuştuğu insanlar sanki ona ait değillermiş gibiydi. Onların hepsine yabancılaşmıştı. Onun hakkında çok fazla bilgi öğrenmeme izin vermedi ama yabancılaşma süreci hakkında bir şeyler öğrenebilirdim. Geçmişinde yaşadığı bazı deneyimler onu etrafından uzaklaştırmıştı ve o kendi içinde başka bir dünya kurgulamıştı. Bu dünya içinde kaldığı sürece etrafından uzaklaşmış ve onlarla olan bağlarını zayıflatmıştı. Bu onun yabancılaşmasının asıl nedeniydi.

Bu örnek aslında bize yabancılaşmanın sadece insanlara karşı olmadığını da gösteriyor. Çevreye karşı da yabancılaşabilir insan. Etrafına, okuluna, şehrine, ülkesine karşı yabancılaşmak mümkün. Kültürüne yabancılaşmış birçok insan tanıdım şu güne kadar. Kültürünüze yabancılaştığınızı bir düşünün. Artık hiç bir gelenek, kural, örf veya adet sizin için bir anlam ifade etmiyor. Daha kötüsü onların yerine koyacak başka bir şey de bulamıyorsunuz. Evet, çok büyük bir boşluk oluşuyor kişinin dünyasında. Aslında yabancılaşmanın her türlüsünün sonucunda ortaya çıkabilecek bir durumdur boşluk hissi.

Düşünün ki bir anda arkadaşlarınızı kaybettiniz. Onların sizin içinizde bir yeri vardı ve o yer onlar gidince boşaldı. Artık hayatınızda arkadaş konumunu doldurabilecek kimse kalmadığında kendini o boşluğa bakarken bulabilirsiniz. Yabancılaşma bu boşluğun oluşmasına sebep olur ve yabancılaşma durumu ortadan kaybolmadıkça o boşlukta ortadan kaybolmayacaktır.

Kişi başkalarına veya etrafına karşı yabancılaşabileceğini anlattım yukarıda. Ancak yabancılaşmanın içlerinden bir çeşidi var ki bana sorarsanız aralarında en önemlisidir o. "Kendine yabancılaşma" evet insan kendine yabancılaşabiliyor. Yine bir zaman önce yakın bir arkadaşım vardı ve bir gün sohbet ederken bana kim olduğunu sordu. İnanın bana sorulabilecek en zor sorulardan birisidir bu. Çünkü ona cevap olarak kimliğini anlatmanız gerekiyor. Elimden geldiği kadar ona kim olduğunu anlattım. Ancak verdiğim cevaplar onun için yeterli değildi ve bana bir soru daha sordu "acaba ben gerçekte anlattığın kişi miyim?" Bu soru daha zordu çünkü ben onu anlattığım biçimde tanımıştım. Yardımsever birisiydi, iyi bir insandı, biraz içe dönüktü, başkalarına karşı soğuktu. Ancak daha sonra onun kendini bulamadığını fark ettim ve bu bulamama durumu onun kendinden uzaklaşmasını sağlamıştı. Mesela dinlediği bir müzik vardı ama onu neden dinlediğini bilmiyordu. O dönemde bir kız arkadaşı yoktu ama önceki kız arkadaşlarının hayatına neden girdiğini bilmiyordu. Bir zamanlar bir kızı sevmişti ama o kızı neden sevdiğinden haberi yoktu.

İnsanın kendine yabancılaşmasının sonuçlarını o an fark ettim ben. Diğer yabancılaşmalar evet bir boşluk yaratırdı ancak onlar kısmen de olsa kapatılabilirdi. Ancak kişi kendine yabancılaştığı anda tüm dünyaya da yabancılaşmış anlamına geliyordu ve onun üstünü kapatmak mümkün değildi. Kişi eğer kendine yabancı ise aynı ölçüde arkadaşlarına, ailesine, ülkesine de yabancılaşmış oluyordu ve inanın bana bunun üstünü örtecek bir örtü yoktu. Bu durumdan kurtulmanın tek bir yolu vardı ve o yol kişinin kendisi ile barışmasıydı.

Daha sonra ben o arkadaşımla konuşmaya devam ettim ki bu dönemde bende kendime yabancılaştığımı hissediyordum. Yaptıklarım için sebepler arayıp, etrafımdaki her şeyi sorguluyordum. Aslında birçok olayı ben sebepsiz olarak yapmıştım ve bu sebepsizliğin bir mantığı yoktu. Yani o olayları yapmamın veya yapmamamı kendime hiçbir şekilde açıklayamıyordum. Yine çok kullanılan bir metafor vardır. O metaforda kişi aynaya baktığı zaman kendini tanıyamaz. İşte o insan kendine yabancılaşmıştır. Aynaya bakar ve karşısında bir yabancı görür. Sonrasında o hayatını yaşamaz ve her şeyi bir yabancı yapar. O yabancı işe gider, insanlarla konuşur ve kalan her şeyi de yapar. Ancak bunları bir yabancı yaptığı için gerçekten kopuş durumu gittikçe artar.

Bana en kötü yabancılaşmayı sorsalar kişinin kendisi ile yabancılaşması olduğu söylerim çünkü kişi kendini tanıyamadığı sürece onun bir geri dönüşü yoktur. Belki de günümüzün en önemli sorunlarından birisidir bu. Birçok insan yaşıyor ve bir şeyler yapıyor ama bunları neden yaptıklarını asla bilmiyor. Bir gün olup da sebepleri sorguladıkları zaman o sebepleri bulamıyorlar ve kendilerini bahsettiğim boşluğun içinde buluyorlar. Bu yüzden de etrafımızdaki bir çok insanın mutsuz olduğunu görüyoruz. Sanki hayatlarından önemli bir şey alınmış gibi yaşıyorlar. Sanki bedenlerinden kendileri söküp alınmış gibi davranıyorlar. Bunun tek bir sebebi vardır ve o sebebin ismi "yabancılaşma"dır.

Bunun önüne geçmek için yapılması gereken en önemli davranış kişinin kendisini sevmesidir. Doğrularıyla ve yanlışlarıyla kişi kendini gerçekten severse işte o zaman kendi varlığını kabul edebilir. Ayrıca etrafını da sevmesi gerekir ki onları oldukları gibi kabul edebilsin. Lise arkadaşı örneğine geri dönecek olursak eğer o buluşmada kişi karşısındaki insanı eski hali ile yargılayacağı yerde karşısında gördüğü kişi olarak yargılasaydı o boyutta bir yabancılaşma yaşamayacaktı ve o buluşmadan hayal kırıklığı ile ayrılmayacaktı. Sonuçta kendisi de lisede olduğu kişi değildir artık.

Yabancılaşma belki de günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi ve hemen herkes bir şekilde bu duyguyu hissediyor. Dikkat edilmesi gereken nokta ise bu duygunun ne sıklıkla hissedildiğindedir. Eğer yabancılaşmayı çok sık hissediyorsanız neler olduğunu düşünmenizin vakti gelmiştir ve kendinizi tanıma zamanıdır.

Bizi de Okusana ;) × +