Komşuma Bir Daha Gider miyim?



Komşum her karşılaşmamızda beni davet ediyor evlerine. Geçen gün yaptığım puf ekmeklerden götürdüm kızı da yer diye, ille de içeri gel dedi. Girdim.


Ev derli toplu, en ufak bir toz zerresi bile yok (bu sırada kapısını kapatıp geldiğim evimde mutfak tezgahım unla kaplı, puf ekmek içi için hazırladığım ve çocuklarım yesin diye ellerine verdiğim rendelenmiş kaşar salonumda yerlere saçılmış, oyuncaklar her yerde, çabuk kurusun diye salonuma koyduğum çamaşırlığımda kurudukları halde toplamaya üşendiğim kuru çamaşırlarım, masamın üstünde bilumum faaliyet malzemeleri, neden orda olduğunu bilmediğim, büyük ihtimalle Barış'ın kaçırdığı bir adet çay süzgeci masa altında bir yerlerde idi, biran içim daraldı, utandım, sanki cümle alem beni kınamış gibi ezildim), masasının üzerinde güzel bir masa örtüsü, kenarda yerde, hala kırılıp dökülmeden kalmayı başarmış saksıda bir yapma çiçek, koltuk örtülerinde bir tane bile parmak izi, çiş - kaka - kusmuk izi yok....

Benim oğlanlara çerez çıkardı komşum sağolsun. Birkaç dakika içinde çerez tabağı ters kepçe geldi, kenarda duran yapma çiçek birkaç defa Deniz Baran tarafından ellendi, parmak uçları ile sıkılıp mıncıklandı, komşum tatlı sert bir şekilde oğlumu uyardı. Yerlere saçılan çerezleri eğildim topladım olabildiğince, komşum "Allah aşkına yapma olur böyle şeyler" demesine rağmen. Koltuk üstleri, masalar, etrafta keşfedilecek ne varsa oğullarım ufak ufak keşfetti... Bu sırada komşumun kızı uyandı, annesi ona yemek ısıttı. "hiç yemiyor bu çocuk, her yemeğimiz kavga dövüş, ağzını açmıyor" diye yakındı komşum. Yemeyen çocuk çok zordur bilirim.... Sonra 1 yaşındaki kızını kucağına oturttu, ellerini sıkıca tutup kollarının arasına kıstırdı, böylece kızını beslemeye başladı. Çocuk önce itiraz edecek oldu ama anne kararlıydı, yedirecekti o mamayı! Sonra benim oğlanlar ilgisini çekti küçük kızın ve ağzını açtı, yedi güzelce. Komşuma mama sandalyesinin rahatlığından söz ettim. Zira o pozisyonda mama yemek zorunda kalmak, hem bebek için hem de anne için zordur diye düşündüm. Belki de bu nedenle yemiyordur bebiş...

Dedim senin ev ne güzel derli toplu, benim evim hiç böyle değil. Yarım saat içinde ev savaş alanına dönüyor. Ben kızıma pek oyuncak çıkarmıyorum dedi. Halının üzerine serdiği kilimi de 10 günde bir temizleyiciye veriyormuş. Söylediğine göre kocası çok titizmiş ve ev dağınık olsa, laf söylüyormuş komşuma... Zor bir durum!

Bir daha komşuma kolay kolay gitmem. Neme lazım, o da çat kapı gelir, görür rezil durumumu. İnsan utanıyor haliyle....

Oğullarıma ev halimiz hatıra kalsın. Gözünüzde canlandırabiliyor musunuz kuzularım? İbret için birkaç fotoğrafımız var ama yayınlamaya korkarım.

http://denizvebaris.blogspot.com/


Komşum her karşılaşmamızda beni davet ediyor evlerine. Geçen gün yaptığım puf ekmeklerden götürdüm kızı da yer diye, ille de içeri gel dedi. Girdim.


Ev derli toplu, en ufak bir toz zerresi bile yok (bu sırada kapısını kapatıp geldiğim evimde mutfak tezgahım unla kaplı, puf ekmek içi için hazırladığım ve çocuklarım yesin diye ellerine verdiğim rendelenmiş kaşar salonumda yerlere saçılmış, oyuncaklar her yerde, çabuk kurusun diye salonuma koyduğum çamaşırlığımda kurudukları halde toplamaya üşendiğim kuru çamaşırlarım, masamın üstünde bilumum faaliyet malzemeleri, neden orda olduğunu bilmediğim, büyük ihtimalle Barış'ın kaçırdığı bir adet çay süzgeci masa altında bir yerlerde idi, biran içim daraldı, utandım, sanki cümle alem beni kınamış gibi ezildim), masasının üzerinde güzel bir masa örtüsü, kenarda yerde, hala kırılıp dökülmeden kalmayı başarmış saksıda bir yapma çiçek, koltuk örtülerinde bir tane bile parmak izi, çiş - kaka - kusmuk izi yok....

Benim oğlanlara çerez çıkardı komşum sağolsun. Birkaç dakika içinde çerez tabağı ters kepçe geldi, kenarda duran yapma çiçek birkaç defa Deniz Baran tarafından ellendi, parmak uçları ile sıkılıp mıncıklandı, komşum tatlı sert bir şekilde oğlumu uyardı. Yerlere saçılan çerezleri eğildim topladım olabildiğince, komşum "Allah aşkına yapma olur böyle şeyler" demesine rağmen. Koltuk üstleri, masalar, etrafta keşfedilecek ne varsa oğullarım ufak ufak keşfetti... Bu sırada komşumun kızı uyandı, annesi ona yemek ısıttı. "hiç yemiyor bu çocuk, her yemeğimiz kavga dövüş, ağzını açmıyor" diye yakındı komşum. Yemeyen çocuk çok zordur bilirim.... Sonra 1 yaşındaki kızını kucağına oturttu, ellerini sıkıca tutup kollarının arasına kıstırdı, böylece kızını beslemeye başladı. Çocuk önce itiraz edecek oldu ama anne kararlıydı, yedirecekti o mamayı! Sonra benim oğlanlar ilgisini çekti küçük kızın ve ağzını açtı, yedi güzelce. Komşuma mama sandalyesinin rahatlığından söz ettim. Zira o pozisyonda mama yemek zorunda kalmak, hem bebek için hem de anne için zordur diye düşündüm. Belki de bu nedenle yemiyordur bebiş...

Dedim senin ev ne güzel derli toplu, benim evim hiç böyle değil. Yarım saat içinde ev savaş alanına dönüyor. Ben kızıma pek oyuncak çıkarmıyorum dedi. Halının üzerine serdiği kilimi de 10 günde bir temizleyiciye veriyormuş. Söylediğine göre kocası çok titizmiş ve ev dağınık olsa, laf söylüyormuş komşuma... Zor bir durum!

Bir daha komşuma kolay kolay gitmem. Neme lazım, o da çat kapı gelir, görür rezil durumumu. İnsan utanıyor haliyle....

Oğullarıma ev halimiz hatıra kalsın. Gözünüzde canlandırabiliyor musunuz kuzularım? İbret için birkaç fotoğrafımız var ama yayınlamaya korkarım.

http://denizvebaris.blogspot.com/

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"