Sosyal Medyanın Gelişimi



Sosyal medyanın gelişimi

Sosyal medya terimi 2008 yılından itibaren ülkemizde sıkça duyulmaya başlandı. Sosyal medya mecrası da hem kişiler hem de şirketlerce her geçen gün daha da önem verilir hale gelmeye başladı. Peki, sosyal medya ilk ne zaman ortaya çıktı? O günden bu güne ne gibi değişikler yaşandı ve sosyal medyanın gelişimi nasıl oldu? Yazımızda bunları inceleyeceğiz.
Sosyal medyanın temeli iletişim olmasına rağmen, telefonun, telgrafın ve hatta cep telefonunun icadını sosyal medyanın başlangıç noktası olarak görmemiz mümkün değil. Çünkü sosyal medya iletişime dayalıda olsa, bireysel iletişimden ziyade, kitlesel iletişime daha yatkın olup, farklı düşüncelerin bir araya gelmesinden meydana geliyor. İnternetin icadı ile kitlesel iletişim tüm dünyayı etkisi altına almaya başlarken, özellikle Microsoft’un kişisel bilgisayarları yaygınlaştırma misyonu, daha fazla kişinin bu mecraya bağlanmasını sağladı.
1988 yılında Finlandia Oulu Üniversitesinin bilgi işlem departmanında çalışan Jarkko “WiZ” Oikairen isimli çalışan ilk IRC client ve server’ı yazarak, IRC (internet relay chat) teknolojisini ortaya çıkarmış oldu. Ardından, 90’lı yılların başlarında IRC sunucularına bağlanarak, sohbet etmeyi oldukça basit hale getiren, ülkemizde de oldukça yaygın kullanıcı kitlesine ulaşmış olan mIRC programı ortaya çıktı. mIRC o güne dek, internet iletişiminde yapılmış en büyük devrimdi. Zira gördüğü ilgide bunun önemli bir kanıtıdır. Fakat, mIRC dönemi, insanların internete olan güvenlerinin tam anlamı ile oturmadığı ve insanlar bu tür programlara gerçek bilgilerini vermekten çekindiği dönemlerdir. Bu dönem
tamamen sanal bir dönem olarak sosyal medya tarihine geçti. Gerçek kişisel bilgilerin paylaşılmıyor olması, o dönem sosyal medyasını, tanımadığımız kişiler ile yüzeysel sohbetler etmekten ileriye götüremedi.
mIRC’den daha eski bir geçmişe sahip olan e-posta teknolojisi ise, profesyoneller dışında hiç kimsenin pek işine yaramıyordu. İnsanların kendi bilgilerini paylaşmaktan kaçındıkları bu dönemi, sosyal medyanın karanlık fakat bir o kadarda gelişime açık bir dönemi olarak kabul edilebiliriz.
1995 yılında İsrailli programcılar tarafından yazılan İCQ ve 1999 yılında Microsoft tarafından yapılan Messenger programları, internet iletişiminin sanaldan gerçeğe geçiş sürecini başlatan adımlar olarak, sosyal medyanın önemli birer kilometre taşı olmuşlardır. İCQ ve Messenger programları temel olarak hızlı ve basit bir şekilde arkadaşlarımız ile iletişim kurmamızı sağlamak amacı ile yaratılmışlardır. Bu programlar aracılığı ile kendi sosyal çevremizi ile iletişime geçmemiz, artık sosyal medyayı “kendimiz” olarak kullanmaya ve temel kişisel bilgilerimizi internette paylaşmaya başlamamızı sağlamıştır. Microsoft’un Şubat 2006 yılında Messenger programını, kendi sosyal ağı Windows Live ile entegre hale getirerek Windows Live Messenger dönemini başlatmış, fakat Microsoft’un bu sosyal ağ hamlesi hiçbir zaman hedeflediği popülariteye ulaşamamıştır.
90’lı yılların sonlarında başlayan sözlük  ve blog akımı ise, sosyal medyaya fark ve çeşitlilik getirerek, bu alanın gelişimine katkıda bulunmuştur. Sözlükler
ülkemizde temel olarak, belli konular hakkında tanıtıcı açıklamaların yapıldığı mecralardır. Zamanla ilginin artması ve çok çeşitli görüşlere sahip kişilerin bu alanı etkin şekilde kullanmaya başlaması ile birlikte önemli bir içeriğe sahip olan sözlükler, artık herhangi bir konu hakkında araştırma yaparken ilk başvurduğumuz kaynaklar arasında yer alıyor. Bloglar ise, ilk olarak kişisel web sitesi sahibi olmayı oldukça basitleştirerek dikkatleri üzerine çekti. Bazı blog yazarlarının oldukça fazla ilgi görüp, sosyal medyada hatırı sayılır bir şöhrete sahip olmaları ise, internet kullanıcılarını blog sahibi olmak konusunda teşvik etti. İlk ortaya çıktığından bu yana popülaritesini kaybetmeyen blog akımı halen giderek artan bir ilgi görüyor.
Sosyal ağların özellikle Türkiye’de ilgi görmeye başlaması Myspace ve Yonja.com gibi siteler ile başlamıştır. Bu dönemden itibaren, bu tarz sosyal ağlara üye olan kişiler, kendileri hakkında gerekli pek çok bilgiyi paylaşmaya başlamışlardı. Artık dünyanın herhangi bir noktasında yaşanan bir gelişmeden, anında haberdar olabiliyorduk.
Sosyal medyanın dünya genelinde büyük bir patlama yaşaması ise, ilk IRC server’ı yazıldığında 4 yaşında olan Mark Zuckerberg tarafından 2004 yılında kurulan Facebook ile gerçekleşmiştir. Facebook kısa süre içerisinde, tüm dünya genelinde en çok ziyaret edilen ve en çok üyesi bulunan  site haline gelmiştir. Günümüzde Facebook kullanıcılarının pek çoğu, önemli bilgilerini tüm Facebook kullanıcıları ile paylaşmaktan çekinmiyor. Facebook başlayan bu akım pek çok şirketinde ilgisini çekerek, bu mecraya olan reklam yatırımlarının artmasını sağladı. Reklam yatırımları arttıkça, Facebook’a rakip veya Facebook’u tamamlayıcı pek çok sosyal ağ ortaya çıktı. Başta internet devi Google tarafından hayata geçirilen Google + projesi şu anda Facebook’un en ciddi rakibi durumunda. Bunun yanı sıra bir mikro blog sitesi olan Twitter, Facebook’un tam anlamı ile rakibi olamayacak olsa da, pek çok sosyal medya kullanıcısını kendisine bağlamayı başardı.
Sosyal medyada tamamlayıcı unsura sahip olan sitelerinde oldukça ciddi rakamlara ulaşan kullanıcıları bulunuyor. Bu listenin ilk başlarında, insanların gittikleri yerleri paylaşmalarına olanak sağlayan, lokasyon bazlı bir uygulama olan Forsquare, kişilere kendi isminizle veya anonim olarak sorular sorabileceğiniz Ask.fm ve Formspring.me ve ayrıca kendinize ait olan ya da beğendiğiniz fotoğrafları paylaşmanızı sağlayacak olan Pinterest bulunuyor.
Akıllı cep telefonu ve tablet bilgisayarların hayatımıza girmesi ile, sosyal ağlara katkıda bulunan pek çok uygulamada geliştirilmiştir. Örneğin, çektiğiniz fotoğrafları kolayca düzenleyip sosyal ağlarınıza göndermenizi sağlyan İnstagram uygulaması, çok kısa bir süre içinde popüler olup, çok yüksek bir piyasa değeri kazanmıştır.
Sonuç olarak sosyal medya artık hem kişilerin hem de şirketlerin vazgeçilmez birer unsuru haline gelmiştir. Gelişimi hızla süren bu mecranın yarın bizlere neler getireceğini bekleyip göreceğiz.
Bu haber sosyal medya haber blogu Sosyaling.com'un izni ile http://www.sosyaling.com/sosyal-medyanin-gelisimi/ adresinden alınmıştır.




Sosyal medyanın gelişimi

Sosyal medya terimi 2008 yılından itibaren ülkemizde sıkça duyulmaya başlandı. Sosyal medya mecrası da hem kişiler hem de şirketlerce her geçen gün daha da önem verilir hale gelmeye başladı. Peki, sosyal medya ilk ne zaman ortaya çıktı? O günden bu güne ne gibi değişikler yaşandı ve sosyal medyanın gelişimi nasıl oldu? Yazımızda bunları inceleyeceğiz.
Sosyal medyanın temeli iletişim olmasına rağmen, telefonun, telgrafın ve hatta cep telefonunun icadını sosyal medyanın başlangıç noktası olarak görmemiz mümkün değil. Çünkü sosyal medya iletişime dayalıda olsa, bireysel iletişimden ziyade, kitlesel iletişime daha yatkın olup, farklı düşüncelerin bir araya gelmesinden meydana geliyor. İnternetin icadı ile kitlesel iletişim tüm dünyayı etkisi altına almaya başlarken, özellikle Microsoft’un kişisel bilgisayarları yaygınlaştırma misyonu, daha fazla kişinin bu mecraya bağlanmasını sağladı.
1988 yılında Finlandia Oulu Üniversitesinin bilgi işlem departmanında çalışan Jarkko “WiZ” Oikairen isimli çalışan ilk IRC client ve server’ı yazarak, IRC (internet relay chat) teknolojisini ortaya çıkarmış oldu. Ardından, 90’lı yılların başlarında IRC sunucularına bağlanarak, sohbet etmeyi oldukça basit hale getiren, ülkemizde de oldukça yaygın kullanıcı kitlesine ulaşmış olan mIRC programı ortaya çıktı. mIRC o güne dek, internet iletişiminde yapılmış en büyük devrimdi. Zira gördüğü ilgide bunun önemli bir kanıtıdır. Fakat, mIRC dönemi, insanların internete olan güvenlerinin tam anlamı ile oturmadığı ve insanlar bu tür programlara gerçek bilgilerini vermekten çekindiği dönemlerdir. Bu dönem
tamamen sanal bir dönem olarak sosyal medya tarihine geçti. Gerçek kişisel bilgilerin paylaşılmıyor olması, o dönem sosyal medyasını, tanımadığımız kişiler ile yüzeysel sohbetler etmekten ileriye götüremedi.
mIRC’den daha eski bir geçmişe sahip olan e-posta teknolojisi ise, profesyoneller dışında hiç kimsenin pek işine yaramıyordu. İnsanların kendi bilgilerini paylaşmaktan kaçındıkları bu dönemi, sosyal medyanın karanlık fakat bir o kadarda gelişime açık bir dönemi olarak kabul edilebiliriz.
1995 yılında İsrailli programcılar tarafından yazılan İCQ ve 1999 yılında Microsoft tarafından yapılan Messenger programları, internet iletişiminin sanaldan gerçeğe geçiş sürecini başlatan adımlar olarak, sosyal medyanın önemli birer kilometre taşı olmuşlardır. İCQ ve Messenger programları temel olarak hızlı ve basit bir şekilde arkadaşlarımız ile iletişim kurmamızı sağlamak amacı ile yaratılmışlardır. Bu programlar aracılığı ile kendi sosyal çevremizi ile iletişime geçmemiz, artık sosyal medyayı “kendimiz” olarak kullanmaya ve temel kişisel bilgilerimizi internette paylaşmaya başlamamızı sağlamıştır. Microsoft’un Şubat 2006 yılında Messenger programını, kendi sosyal ağı Windows Live ile entegre hale getirerek Windows Live Messenger dönemini başlatmış, fakat Microsoft’un bu sosyal ağ hamlesi hiçbir zaman hedeflediği popülariteye ulaşamamıştır.
90’lı yılların sonlarında başlayan sözlük  ve blog akımı ise, sosyal medyaya fark ve çeşitlilik getirerek, bu alanın gelişimine katkıda bulunmuştur. Sözlükler
ülkemizde temel olarak, belli konular hakkında tanıtıcı açıklamaların yapıldığı mecralardır. Zamanla ilginin artması ve çok çeşitli görüşlere sahip kişilerin bu alanı etkin şekilde kullanmaya başlaması ile birlikte önemli bir içeriğe sahip olan sözlükler, artık herhangi bir konu hakkında araştırma yaparken ilk başvurduğumuz kaynaklar arasında yer alıyor. Bloglar ise, ilk olarak kişisel web sitesi sahibi olmayı oldukça basitleştirerek dikkatleri üzerine çekti. Bazı blog yazarlarının oldukça fazla ilgi görüp, sosyal medyada hatırı sayılır bir şöhrete sahip olmaları ise, internet kullanıcılarını blog sahibi olmak konusunda teşvik etti. İlk ortaya çıktığından bu yana popülaritesini kaybetmeyen blog akımı halen giderek artan bir ilgi görüyor.
Sosyal ağların özellikle Türkiye’de ilgi görmeye başlaması Myspace ve Yonja.com gibi siteler ile başlamıştır. Bu dönemden itibaren, bu tarz sosyal ağlara üye olan kişiler, kendileri hakkında gerekli pek çok bilgiyi paylaşmaya başlamışlardı. Artık dünyanın herhangi bir noktasında yaşanan bir gelişmeden, anında haberdar olabiliyorduk.
Sosyal medyanın dünya genelinde büyük bir patlama yaşaması ise, ilk IRC server’ı yazıldığında 4 yaşında olan Mark Zuckerberg tarafından 2004 yılında kurulan Facebook ile gerçekleşmiştir. Facebook kısa süre içerisinde, tüm dünya genelinde en çok ziyaret edilen ve en çok üyesi bulunan  site haline gelmiştir. Günümüzde Facebook kullanıcılarının pek çoğu, önemli bilgilerini tüm Facebook kullanıcıları ile paylaşmaktan çekinmiyor. Facebook başlayan bu akım pek çok şirketinde ilgisini çekerek, bu mecraya olan reklam yatırımlarının artmasını sağladı. Reklam yatırımları arttıkça, Facebook’a rakip veya Facebook’u tamamlayıcı pek çok sosyal ağ ortaya çıktı. Başta internet devi Google tarafından hayata geçirilen Google + projesi şu anda Facebook’un en ciddi rakibi durumunda. Bunun yanı sıra bir mikro blog sitesi olan Twitter, Facebook’un tam anlamı ile rakibi olamayacak olsa da, pek çok sosyal medya kullanıcısını kendisine bağlamayı başardı.
Sosyal medyada tamamlayıcı unsura sahip olan sitelerinde oldukça ciddi rakamlara ulaşan kullanıcıları bulunuyor. Bu listenin ilk başlarında, insanların gittikleri yerleri paylaşmalarına olanak sağlayan, lokasyon bazlı bir uygulama olan Forsquare, kişilere kendi isminizle veya anonim olarak sorular sorabileceğiniz Ask.fm ve Formspring.me ve ayrıca kendinize ait olan ya da beğendiğiniz fotoğrafları paylaşmanızı sağlayacak olan Pinterest bulunuyor.
Akıllı cep telefonu ve tablet bilgisayarların hayatımıza girmesi ile, sosyal ağlara katkıda bulunan pek çok uygulamada geliştirilmiştir. Örneğin, çektiğiniz fotoğrafları kolayca düzenleyip sosyal ağlarınıza göndermenizi sağlyan İnstagram uygulaması, çok kısa bir süre içinde popüler olup, çok yüksek bir piyasa değeri kazanmıştır.
Sonuç olarak sosyal medya artık hem kişilerin hem de şirketlerin vazgeçilmez birer unsuru haline gelmiştir. Gelişimi hızla süren bu mecranın yarın bizlere neler getireceğini bekleyip göreceğiz.
Bu haber sosyal medya haber blogu Sosyaling.com'un izni ile http://www.sosyaling.com/sosyal-medyanin-gelisimi/ adresinden alınmıştır.


BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"