* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Mutlu Aile Defteri (2012)



8 Şubat’ta güçlü oyuncu kadrosuyla gösterime giren Mutlu Aile Defteri, Münir Özkul ve Adile Naşit’in anne babayı oynadığı “Neşeli Günler”, “Aile Şerefi”, “Gülen Gözler” aile filmlerini anımsatıyor. Zaten bu projelerden beslendiğini film içinde görsel olarak belirtiyor. 94 dakikalık komedi, dram komedinin yönetmenliğini televizyondan aşina olduğumuz Nihat Durak yapıyor. Seyirci Koltuğu’da daha önce “İlk Aşk”la kendisine yer vermiştim. Senaryo ise Ali Demirel, Volkan Sümbül, Emre Özdür’e emanet edilmiş. TİMS Production’ın yapımcılığını üstlendiği filmin baş rollerinde Tuncel Kurtiz, İlker Aksum, Binnur Kaya, Büşra Pekin, Bülent Emrah Parlak, Öner Erkan, Goncagül Sunar yer alıyorlar.

Emekli Albay Yıldırım Taşyumruk, mesleği gereği sert ve mesafeli bir baba olmuştur. Genç yaşta eşini kaybetmesiyle 3 çocuğu kendisi büyütür. 72 yaşındayken bir gün çatıdan düşer ve uzaktaki 3 çocuğu yanına gelir. Kardeşlerin hem babalarından hem de birbirlerinden sakladıkları önemli şeyler vardır. Otoriter babanın korkusundan bu yalanların çıkmaması için kılı kırk yararlar. Mutlu aile tablosu yapmak ise tek kurtuluştur.

Asker babamız olsun/olmasın, ataerkil toplumun evlatları olarak çoğumuzun karşılaştığı sorunları Mutlu Aile Defteri güzelce özetliyor. Baba figürünü sert, otoriter, sevgi gösterisinden uzak görmeye alışığız. Sebep? Hala anlamış değilim. Filmde çok güzel bir cümle vardı: “Anne sevgiyi verir, baba eğitimi”. Neden böyle bir iş bölümü olur ki? Film cevabı vermese de süreci eğlenceli olarak aktarıyor. Hiç yabancı olmadığımız bir konuyu tekrar gündeme getiriyor; yani beklenti yüksek değil. Verdiği mesaj da adında dahi belli: mutlu aile olmak, aile birliğini her şeye rağmen sürdürebilmek. Bunu gerçekleştirmek için gerekli tek şey sanırım iletişim. Mesajı ulaştırma yöntemi ise hiç fena değil.

Çekim İzmir’de gerçekleşmiştir. Hikayeyi daha yumuşak ve güzel aktarabilmek için harika bir seçim olduğu şüphesiz. Zira mekanlar (ev, Kordon, faytonla gezmek) çok başarılı görünüyor. Görüntü netliği, karakterlere göre kostüm ve makyaj tasarımı da uyumludur. Müzik çalışması ise ne yazık ki vasatın altında. Mirkelam’ın “Asuman” şarkısı öyküyle harika uyuşmuş. Şarkının müziği, ritmi, hikayeye kattığına hiç itirazım yok. Lakin tek şarkıyla neredeyse tüm filmi idare etmişler. Film sadece Asuman karakterini içermiyor. O sadece yan karakter. Her ne kadar onun yaptıkları yüzünden olaylar hallaç pamuğuna dönse de bu şarkı nedeniyle baş rolde görünüyor ki doğru değil. Cimrilik yapılmış izlenimi bırakıyor.

Senaryodaki eksiklikler hayli göze batıyor. Kurgunun düzgün ilerlememesi, ana konudan sıklıkla sapılması, komediyi eklemek adına yersiz sahne ve karakterlerin eklenmesi ( --- SPOILER --- Örneğin uçaktaki güzellik yarışmasına katılacak kızlar, onlara televizyonda öneri veren Ceyhun Yılmaz --- SPOILER ---) çıtayı biraz düşüyor. Bu olumsuzluklar tabi ki filmi seyretmenize, beğenmenize engel değil. Diyalogların doğallığı gerçekten güldürüyor. Sıcak, samimi bir ortam yaratıyor. Abartının gebe olduğu bazı sahneler dahi genel öyküyü sekteye uğratmıyor. Sadece komedi filmi değil, dram komedi olduğunu hatırlayarak izlerseniz vaktin daha çabuk geçeceğinden eminim. Ailecek seyredilebilecek orta karar bir başarısı var.
Mekanın İzmir seçilmesi dışında en beğendiğim şey kadro oldu. Bazı kendini “entel” sınıfına koymaya çalışıp, televizyon dizilerine sürekli laf sokan kişiler, kadrodaki oyuncuları beğenirse hakikaten şaşacağım. Tuncel Kurtiz dışındakileri zaten televizyonda tanıyıp beğenmedik mi? Başarılarını ilk televizyon projelerinde göstermediler mi? Buna ispat olarak Binnur Kaya’yı vermek istiyorum. Bilkent Üni. Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunudur.  Tiyatro çalışmalarından sonra “Kaynanalar” dizisi ile televizyona geçiş yaptı. Sonrasında “Avrupa Yakası”yla adını duyurdu. İlker Aksum ise Ankara’daki Konservatuvar eğitimi sonrası “Olacak O Kadar”, “Çarli”, “5 Maymun Çetesi”, “Çarli İş Başında” gibi projelerle kendini göstermiştir. Goncagül Sunar ise Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunudur. “Mahallenin Muhtarları”, “Ruhsar”, “Eyvah Kızım Büyüdü” dizileriyle boy göstermiştir. Demek ki neymiş? Televizyon projelerine bu kadar sert ve “yukarıdan” bakmamak gerekiyormuş. Türk sineması herkesi kalkındıracak durumda değilken ve tiyatroyla beslenip nefes alan bir toplum ne yazık ki olamadığımız için oyuncuların kendini gösterebilecek televizyon projelerini bu kadar aşağılamamak gerekiyor. Uzun süredir yazmak istiyordum, bu filme kısmetmiş J

İlker Aksum, Binnur Kaya, Goncagül Sunar çok başarılıydı. Binnur Akkaya’nın tiplemeye kayacak performansı ise her zamanki gibi göz kamaştırıyordu. İnsanın bakınca dahi gülümsetecek mimikleri var. Hani neredeyse “Çok Güzel Hareketler Bunlar”da meşhur olan Büşra Pekin ve Bülent Emrah Parlak’ı dahi beğendim. Karakterlerini rol gibi göstermeyip yaşıyorlar. Tabi Tuncel Kurtiz usta, Kaya ve Aksum öyküyü hayli yukarı çıkarıyor. Yönetmenin doğru tercihi filmi seyretmeye yönlendiriyor.

http://seyirci-koltugu.blogspot.com/



Reklamlar

Bizi de Okusana ;) × +