* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Adalete bak Adalete!

ADALETE BAK ADALETE... Bir memlekette hukuk olursa politikacıları elinde alet O yerde ayağa düşer adalet... **** Politika ve atalet musallatsa şayet Sadece ağızlarda sakızdır adalet! **** Vatandaşlara değil de yandaşlara hizmet ediyorsa adalet Bu rezalete göz yumanların başına gelir her türlü felaket. **** Bir partinin adında adalet sözünün olması adalet dağıtacağını kanıtlamaz Adaleti mallanacağını, onu kendi çıkarları için kullanacağını gösterebilir Bunu iyi bil de, ona göre davran, gaflet uykusuna dalma; aman dikkat et! **** Adalet uyumazsa vatandaş rahat uyur. **** Eğer herkese eşit uygulanırsa yasa Yoksullar bayram eder, zalimler bürünür yasa. *** Adaletin simgesi terazidir ama kimi politikacılar onu istedikleri gibi at oynatacakları bir arazi sanıyorlar ve “nerde adalet?” diye sorulunca hemen arazi oluyorlar... **** İki politikacı konuşuyorlardı. Biri diğerine; “Sizde deniz yok ama deniz bakanlığı var” diye güldü. Öbürü, “Sizde de adalet yok ama adalet bakanlığı var ya!” dedi. **** Adaleti geciktiren sadece yargıçlar değildir, onlara fazla yük bindiren ve yazışmalarla hak arayanı canından bezdiren, bürokrasi ve de baskıcı yöneticilerdir. Öğretmenliğimin son yıllarında, iktidarı ele geçiren anavatancılar tarafından siyasi nedenlerle sürgüne gönderildim. İdare Mahkemesine dava açtım. Yazışmalar, duruşmalar derken tam bir yıl sonra aklanıp eski görev yerime döndüm ama çoluk çocuğum rezil oldu, aile düzenim sarsıldı. Burnumu sürtmek isteyenler bir yıl kârlı çıktılar... Gecikmiş adalet, adalet değildir, diye boşuna söylenmemiş... **** Avukat baba emekli olup sürüp giden davalarını çiçeği burnunda avukat oğluna bırakmış. Bir süre sonra oğul sevinçle babasının yanına koşmuş; “Müjde baba, müjde! Senin yıllarca bitiremediğin davayı bir celsede sona erdirdim” demiş. Babasından takdir beklerken öfkeyle karşılanmış. “Ne yaptın?” diye bağırmış baba, “Ben o davayla seni okutmuş, adam etmiştim.” **** Abdurrahim Karakoç bakın bu konuda ne diyor: “Gene tehir etme üç ay öteye, Bu dava dedemden kaldı hâkim bey. Otuz yıl da babam düştü ardına; Siz sağ olun, o da öldü hâkim bey. ** Yaşım yetmiş iki, usandım gel-git; Bini geçti burada yediğim zılgıt. Eğer diyeceksen, bana ne, öl git; Oğlumun bir oğlu oldu hâkim bey. *** Sekiz evlek tarla, bir geverlik su, Yüz yılda hüküme bağlanmaz mı bu? Kazanmasam da hu, kazansam da hu! Canım ta burnuma geldi hâkim bey. ** Keşife, meşife, damgaya harca, Kanımız kurudu harca da harca... Sayenizde avukatlar yıllarca, Fakiri yoldu da yoldu hâkim bey. *** Kabahat sizde mi, kanunlarda mı? Şaşırdım billahi yolu yordamı. Kızma sözlerime alam kadanı Sıkıntıdan içim doldu hâkim bey. ** Mülkün temeliydi adalet hani? Bizim hak temelde saklı mı yani? Çıkartıp da versen kim olur mani? Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim bey. *** Hem davacı pişman, hem de davalı. Bu yolda tükettik çulu çuvalı. Sabret makamından çalma kavalı, Sürüler ekine daldı hâkim bey.”

Bizi de Okusana ;) × +