31. İstanbul Film Festivali onbeşinci günü "abla"nın gördüğü dört film: Alacakaranlığın Portresi, Mutluluğa Boya Beni, Kurtuluş Son Durak, Yeraltı

14 Nisan 2012 Cumartesi günü "abla"'nın ilk filmi yine klasik anlamda işletmecili salonların son bir kaçından biri Atlas Sineması'nda. Salonun, peredeye hakim amfi tarzı yapısını, localarını, kimbilir ne anılar taşımakta eski koltuklarını "abla "pek sever.

Rusya, 2011 yapımı Alacakaranlığın Portresi: Yönetmen Angelina Nikonova, oyuncular Olga Dihovichnaya, Sergei Borisov, Roman Merinov... Yoksulluğun uçlarda çözüm arayışına ittiği, şiddetin olağanlaştığı insanlar arasında görece varsıl sosyal hizmetler görevlisi Marina, iki yüzlü bir yaşam sürerken, ayakkabısının topuğunun kırılması ile başlayan günde, yardım almaya gittiği kafede kötü karşılanır, taksi beklerken kapkaça, ardından da üç polisin tecavüzüne uğrar. Pasaportunun kaybını bildirmeye gittiği poliste çantasının kalitesizliğini ve içkili olduğunu belirtir bir dilekçe vermeye zorlanır. Bir yandan aile içi şiddete uğrayan çocuklara, gençlere yardıma çalışmaktayken karşılaştığı tecavüzcü polisin peşine düşer, bir dönem onunla yaşar, adamı, tacize uğradığını düşündüğü kızın babasına yönlendirir. Baba polisten dayak yer ama bu kez Marina babanın suçlu olmayabileceği şüphesine düşer. Ödüllü, adına layık alacakaranlık film "abla"ya kalırsa, bir yaşam biçimini B Planı olmaksızın, neredeyse bir gecede geride bırakırken allak bullak olan bir toplumu pek güzel betimler.

Fransa, 2011 yapımı Mutluluğa Boya Beni: Yönetmen Jean-François Laguionie. Laser altyazılı bu güzel canlandırma filmde, tastamam'lar, yarım'lar ve eskiz'ler bir tablonun içinde yaşamakta, boyanmışlıklarına göre belirlenmiş hiyerarşinin sıkıntısını çekmekteyken, içlerinden bir kaçı tabloyu tamamlaması için ressamı bulmaya yola düşerler. "Abla"nın yaklaşmakta olan Zamanların Sonu'nda deneyimleneceğini düşündüğü bir üst boyuta geçişi çağrıştıran, -dikeyde ve yatayda- tablolardan tablolara geçerek yaptıkları yolculuğun bir yerinde boyalar ve fırçalar bulurlar. Boyanma fırsatı ellerine geçtiğinde -"abla"nın bir üst boyuta geçiş için gerekli olduğunu düşündüğü uygun titreşime yükselmeyi anımsatan biçimde- başta beceriksizce de olsa, her biri kendini, bir diğerini boyar, dönüştürür, yetkinleştirir. Sonunda biri, daha az zahmetli olduğu için artık manzara resimleri yapmakta olan ressamı deniz kıyısında bulur, kısa bir sohbet sonrası yine yola koyulur; bu kez amacı ressamı kimin boyadığını bulmaktır.

Türkiye, 2011 yapımı Kurtuluş Son Durak: Yönetmen Yusuf Pirhasan, oyuncular Belçim Bilgin, Demet Akbağ, Asuman Dabak... İzleyiciyi oyunculardan Ayten Soykök ile karşılayan filmin senaristi Barış Pirhasan "Bu bir komedi" der, "zaten 10 dakika içinde anlaşılacak, ben yazdım oğlum yönetti." Evlenmelerine az zaman kala nişanlısının, bir arkadaşına meyledip terk ettiği Eylem işini devreder, kolunun altında gelinliği Kurtuluş son durakta bir apartman dairesine sığınır. Komşuları, biri evli bir adamın metresi, düzenli dayak yiyen bir başkası, babası kardeşlerince başına yıkılmış biri, kuaförlük yapan diğeri, kendilerince destekledikleri Eylem'in, intihar girişiminden sağ çıkmasından sonra şiddet karşısında geliştirdiği eylem planını uygularken istemeden bir cinayete neden olurlar. Birbirini izleyen, muhteşem oyunculukla taçlanmış çok komik olaylar giderek gelişir. İlle izlenesi filmi "abla" çok beğenir.

Film sonrası katılımcılara ilk soru filmin kaba bütçesi hakkındadır. Yanıtlayabilecek kişilerin burada olmadığını belirten Pirhasan, kendi aldığı miktarı açıklamaya yanaşmaz.
Bu konularda hassas olduğunu, bu tarz filmleri elinden geldiğince izlediğini belirten hanım izleyicinin, "bu konuda feyz aldığınız bir kaynak var mı?" sorusu, Pirhasan tarafından şöyle yanıtlanır: "Başta jenerikte de belirtildiği gibi, iki arkadaşımızın hikayesinden çıktı anafikir, sonra grup çalışması yapıldı, ardından senaryoyu yazdım. Kara komedinin çok parlak örnekleri var, bunun ilk olduğunu iddia etmek zor, ne sinemada ne edebiyatta."
İngilizce konuşan izleyicinin "Filmin alt metninden kadın dayanışmasının, durumun çözümüne yardımcı olacağı mesajı aldım..." yaklaşımına Pirhasan'ın yanıtı "Böyle bir konuya gülmek, korku duvarını yıkar, sonrasında herkes kendi meşrebince bir tavır koyar; bir filmden elde edilecek en iyi sonuç da bu olsa gerektir" olur.

Türkiye, 2012 yapımı Yeraltı: Yönetmen "abla"nın en iyi Türk filmleri listesinin başındaki yerini korumakta Masumiyet'in yönetmeni Zeki Demirkubuz, oyuncular Engin Günaydın, Nihal Yalçın, Nergis Öztürk... Neredeyse tümünü gördüğü Zeki Demirkubuz filmlerine göre "abla"nın farklı bulduğu film, kendisini ifade etmekte zorlanan bir adamın, biriktirdiği nefretle şiddete yönelmesini pek güzel anlatır. Kendisinin ne olduğunun bilincine vardığında bir anlamda huzuru da bulur. Pera Salonu'nda diz dize izledikleri bu özel film için "abla"nın dileği, festival izleyicisi elini ayağı çektikten sonra da hak ettiği ilgiyi görmesi.
14 Nisan 2012 Cumartesi günü "abla"'nın ilk filmi yine klasik anlamda işletmecili salonların son bir kaçından biri Atlas Sineması'nda. Salonun, peredeye hakim amfi tarzı yapısını, localarını, kimbilir ne anılar taşımakta eski koltuklarını "abla "pek sever.

Rusya, 2011 yapımı Alacakaranlığın Portresi: Yönetmen Angelina Nikonova, oyuncular Olga Dihovichnaya, Sergei Borisov, Roman Merinov... Yoksulluğun uçlarda çözüm arayışına ittiği, şiddetin olağanlaştığı insanlar arasında görece varsıl sosyal hizmetler görevlisi Marina, iki yüzlü bir yaşam sürerken, ayakkabısının topuğunun kırılması ile başlayan günde, yardım almaya gittiği kafede kötü karşılanır, taksi beklerken kapkaça, ardından da üç polisin tecavüzüne uğrar. Pasaportunun kaybını bildirmeye gittiği poliste çantasının kalitesizliğini ve içkili olduğunu belirtir bir dilekçe vermeye zorlanır. Bir yandan aile içi şiddete uğrayan çocuklara, gençlere yardıma çalışmaktayken karşılaştığı tecavüzcü polisin peşine düşer, bir dönem onunla yaşar, adamı, tacize uğradığını düşündüğü kızın babasına yönlendirir. Baba polisten dayak yer ama bu kez Marina babanın suçlu olmayabileceği şüphesine düşer. Ödüllü, adına layık alacakaranlık film "abla"ya kalırsa, bir yaşam biçimini B Planı olmaksızın, neredeyse bir gecede geride bırakırken allak bullak olan bir toplumu pek güzel betimler.

Fransa, 2011 yapımı Mutluluğa Boya Beni: Yönetmen Jean-François Laguionie. Laser altyazılı bu güzel canlandırma filmde, tastamam'lar, yarım'lar ve eskiz'ler bir tablonun içinde yaşamakta, boyanmışlıklarına göre belirlenmiş hiyerarşinin sıkıntısını çekmekteyken, içlerinden bir kaçı tabloyu tamamlaması için ressamı bulmaya yola düşerler. "Abla"nın yaklaşmakta olan Zamanların Sonu'nda deneyimleneceğini düşündüğü bir üst boyuta geçişi çağrıştıran, -dikeyde ve yatayda- tablolardan tablolara geçerek yaptıkları yolculuğun bir yerinde boyalar ve fırçalar bulurlar. Boyanma fırsatı ellerine geçtiğinde -"abla"nın bir üst boyuta geçiş için gerekli olduğunu düşündüğü uygun titreşime yükselmeyi anımsatan biçimde- başta beceriksizce de olsa, her biri kendini, bir diğerini boyar, dönüştürür, yetkinleştirir. Sonunda biri, daha az zahmetli olduğu için artık manzara resimleri yapmakta olan ressamı deniz kıyısında bulur, kısa bir sohbet sonrası yine yola koyulur; bu kez amacı ressamı kimin boyadığını bulmaktır.

Türkiye, 2011 yapımı Kurtuluş Son Durak: Yönetmen Yusuf Pirhasan, oyuncular Belçim Bilgin, Demet Akbağ, Asuman Dabak... İzleyiciyi oyunculardan Ayten Soykök ile karşılayan filmin senaristi Barış Pirhasan "Bu bir komedi" der, "zaten 10 dakika içinde anlaşılacak, ben yazdım oğlum yönetti." Evlenmelerine az zaman kala nişanlısının, bir arkadaşına meyledip terk ettiği Eylem işini devreder, kolunun altında gelinliği Kurtuluş son durakta bir apartman dairesine sığınır. Komşuları, biri evli bir adamın metresi, düzenli dayak yiyen bir başkası, babası kardeşlerince başına yıkılmış biri, kuaförlük yapan diğeri, kendilerince destekledikleri Eylem'in, intihar girişiminden sağ çıkmasından sonra şiddet karşısında geliştirdiği eylem planını uygularken istemeden bir cinayete neden olurlar. Birbirini izleyen, muhteşem oyunculukla taçlanmış çok komik olaylar giderek gelişir. İlle izlenesi filmi "abla" çok beğenir.

Film sonrası katılımcılara ilk soru filmin kaba bütçesi hakkındadır. Yanıtlayabilecek kişilerin burada olmadığını belirten Pirhasan, kendi aldığı miktarı açıklamaya yanaşmaz.
Bu konularda hassas olduğunu, bu tarz filmleri elinden geldiğince izlediğini belirten hanım izleyicinin, "bu konuda feyz aldığınız bir kaynak var mı?" sorusu, Pirhasan tarafından şöyle yanıtlanır: "Başta jenerikte de belirtildiği gibi, iki arkadaşımızın hikayesinden çıktı anafikir, sonra grup çalışması yapıldı, ardından senaryoyu yazdım. Kara komedinin çok parlak örnekleri var, bunun ilk olduğunu iddia etmek zor, ne sinemada ne edebiyatta."
İngilizce konuşan izleyicinin "Filmin alt metninden kadın dayanışmasının, durumun çözümüne yardımcı olacağı mesajı aldım..." yaklaşımına Pirhasan'ın yanıtı "Böyle bir konuya gülmek, korku duvarını yıkar, sonrasında herkes kendi meşrebince bir tavır koyar; bir filmden elde edilecek en iyi sonuç da bu olsa gerektir" olur.

Türkiye, 2012 yapımı Yeraltı: Yönetmen "abla"nın en iyi Türk filmleri listesinin başındaki yerini korumakta Masumiyet'in yönetmeni Zeki Demirkubuz, oyuncular Engin Günaydın, Nihal Yalçın, Nergis Öztürk... Neredeyse tümünü gördüğü Zeki Demirkubuz filmlerine göre "abla"nın farklı bulduğu film, kendisini ifade etmekte zorlanan bir adamın, biriktirdiği nefretle şiddete yönelmesini pek güzel anlatır. Kendisinin ne olduğunun bilincine vardığında bir anlamda huzuru da bulur. Pera Salonu'nda diz dize izledikleri bu özel film için "abla"nın dileği, festival izleyicisi elini ayağı çektikten sonra da hak ettiği ilgiyi görmesi.

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"