* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Kadınların siyaseti, siyasetin kadınları!

Geçen günlerde ARGE-MER Araştırma Grubunun, Google üzerinden yaptığı bir araştırmanın sonuçları dikkat çekiciydi. Bu araştırma, Türk siyasi hayatında aktif olan ve siyasete yön veren 100 etkili popüler kadın siyasetçisiyle ilgiliydi. İlgi çeken ise siyasetteki 100 etkili kadın değil, hiçbir etkisi olmayan 43 ildeki siyasetteki kadınlardı… Araştırmada öne çıkan 100 isimin çoğu bildik siyasetçilerdi. Kamuoyunda bilinmesine rağmen, “etkisiz” bulunanlarda elbette vardı… Ama konumuz 43 ilde siyasete giremeyen, girse de etkili olamayan veya “fırsat verilmeyen” kadın siyasetçiler… Bunun birçok nedeni var… Erkek egemen toplumda, erkek egemen siyaset çok daha cazip geliyor. Siyaseti belirleyen erkekler, “lafa giren kadın siyasetçi” istemiyor… Toplantılarda sorumsuzca davranan erkekler, kendilerine çeki düzen verdirecek kadına sıcak bakamıyorlar. Gün gelir, “eksik etek” bildikleri kadının emrine girmek, erkeklerin dünyasına ters geliyor. Hele hele “saçı uzun, aklı kısa” birisinin siyaseten öne çıkmasını sindiremiyorlar. Bunda “inanç” veya “dünya görüşü” ya da “yetişme tarzı” aramanın bir mantığı yok. Çünkü bu durum sadece belli dünya görüşü olan bir partide değil, her partide var. Siyaset erkek işidir ve kadın evinde durmalıdır… Erkelerin olduğu toplumda çiçek gibi bir kadının ne yeri var, ne de gereği. Ama buna rağmen de 43 il içerisinde siyasette etkili olan, aktif rol oynayan kadınlar da var. Bunları da sınıflandırmak gerekiyor. Birincisi “kendisini ispatlamış” kadınlarımızdır ki, bunların dünya olaylarına karşı söyleyecek sözü var, o kenti ilgilendiren sorunlara da çözüm önerileri var. Üstelik de bu çözümü bizzat hayata geçirecek kapasiteye sahipler… Birinci sınıfa girenlere kimsenin bir sözü olmaz ama çelme atanı çok olur. Hele hele bu türdeki kadınlar, “kadın kolları” dışında bir yere talip olduklarında kıyamet “derinden” kopar. Milletvekili, belediye başkanı veya belediye ya da il genel meclislerine üye olmaya niyetlendikleri anda ipler kopmaya, sinirler gerilmeye başlar. Yahu, siyaset diyordunuz işte siyaset; kadın kolları neyinize yetmiyor, değil mi ama… Hem bu sizin için “sosyal bir aktivite” olur. Evde sıkıldığınızda güne gidecek arkadaş çevresini de genişletmek için Kadın Kollarına girersiniz… Böylece oğlunuz veya kızınızın işe girmesinde, tayininin çıkartılmasında “söz sahibi olma” şansınız da olur… Az mı, boru değil ya… *** Sadece bu değil elbet… Bunlar hasbelkader siyasette etkisi olan kadınlarımız… Kapasitesi varsa yükselir, yoksa da “bir parti üyesi” gibi “çağrıldığında” partiye gider. Eşe dosta da “ben de siyasetteyim” diye hava bile atar. Diğerleri ise çok daha başka… Bir de “siyasetin kadınları” var… Bu kadınlarımız siyaset yapmaz, siyaset yapıyormuş gibi davranır... Eşi veya babası siyaset yapamıyordur, onun kontenjanından, onun yerine siyaset yapmaktadır. Ya da “parti içi gücüm olsun” diye her dediğine “evet” diyecek, kendisine yakın olan kadınların siyasete sokulması ve orada siyaset yapıyor görünmesidir. Bir şekilde siyasette aktif ama “figüran” olarak yer alır. Dünya olaylarını değerlendiremez, güncel konularda bir fikri yoktur. Siyasetin “s”sini bilmez. Akşam eşi veya babası ne demişse, sabah partide ona göre davranır. Çıkar, erkeğin çıkarıdır. Güç, erkeğin gücüdür. Kendisi ise bir piyondan öte bir şey değildir. Kişiliksiz, silik, sönük olan bu tiplere “istifa et” dendiğinde istifa ederler, neden istifa ettiğini, nereden ayrıldığını bile bilmezler. Bu kadınlarımızın bir suçu yok elbet. Onlara yön verenlerin güç savaşına kurban edilmişlerdir hepsi o kadar. *** İşte benim anlamadığım bu kadınlarımızdır… Neden kendinize figüranlığı layık görüyorsunuz? Kendinizi geliştirme, siyasette söz sahibi olma ve kendi fikirlerinizi kamuoyuna aktarma şansınızı varken, “kukla” konumunu kendinize layık görüyorsunuz? Bu mu yani, kadınların siyasetteki etkisi? Zaten sizi istemeyen erkek siyasetinde bir yerlere gelmeniz çok zorken, “kullanılmak” şartıyla daha da silikleştirilmenize, kişiliğinizin yok edilmesine ne gerek var? Eğer durum böyleyse evinize gidip, çocuklarınızı yetiştirmeniz, inanın bu toplum için çok daha iyi olur. Siyaset, erkek veya kadın işi diye kesin çizgilerle örülemez. Siyaset, söyleyecek sözü olan, sorunları bilip, çözüm üreten, fikirleriyle topluma örnek olan kadın veya erkeklerin yeridir. Eşlerinizin siyasi gücü olsun diye bir yerde kukla olmanızın hiçbir âlemi yok. Sonra da diyorlar ki, neden siyasetteki 100 etkili kadın arasında yokuz diye… 43 ilde, kadınlara siyaseti yasak eden zihniyet ve “kullanılan” kadınlar nedeniyledir. Kadınlar siyasette olmalı. Nüfusumuzun yarısı kadınsa eğer, kadınların da söyleyecek sözü, yapacak işi, çözecek sorunları var demektir. Siz, gönül rahatlığıyla siyasete girin, “birileri” istiyor diye değil. O birleri eşiniz dahi olsa, onun gücünü gölgenizle taşıyamazsınız. Twitimden seçmeler Çok şey konuşup hiç bir şey söylemektense, az konuşup çok şey söylemek lazım. www.twitter.com/naifkarabatak

Bizi de Okusana ;) × +