* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Uludere de neler oldu?

Birazcık Uludere'de neler olduğundan bahsetmek istiyorum. İsterseniz önce olayı bir hatırlayalım. Manşetlere katliam, siviller öldürüldü gibi başlıklarla çıkan olayda F-16'larımız sınırımızdan içeriye giren 35 tane petrol kaçakçısını bombalamıştı. Birazcık durup incelemek istiyorum izninize. Kaçakçıların bombalandığı alan sivile yasaklanmış bir bölge. Yani 35 tane köylünün o bölgeye girilmesi yasak. Ayrıca yasağın bir diğer anlamı da buraya girme eğer girersen ateş açılabilirdir. Yani o bölge içerisinde gezen 35 kişi kendisine ateş açılmasını göze almış demektir. Ayrıca 35 kişinin bir arada dolaşması da şüpheleri arttıran bir diğer nokta. Neye yönelik şüpheler derseniz o 35 kişinin PKK'lı olduğuna yönelik bir şüphe derim. Yani yasaklanmış bir bölgede gezen 35 kişi sivil olamaz diye düşünülmüştür büyük ihtimalle ve ateş açılmıştır. Bir diğer taraftan geçtiğimiz zamanlarda yapılan terörist saldırıları da düşündüğümüzde katırlarla topraklarımıza girdiklerini hatırlayabiliriz. Sonra katırlarda getirilen silahlar ile de askerlerimizi şehit ettiklerini de hatırlayabiliriz. Aynı Uludere de olduğu gibi. Aslında bunların hepsi basit bir hata denebilecek bir noktadayız.

Bir diğer taraftan ise kendimize şu soruyu sormamız lazım "petrol kaçakçılığı yapan insanların cezası ölüm mü olmalı?" Bu soruyu sorduğumuz iki farklı cevap verebilirsiniz. Ancak benim cevabım hayır olmamalı olacaktır. Yani o 35 kişi ölmeyi hak etmiyorlardı diyebilirim. Başka bir taraftan İHA'ların sağladığı görüntü üzerinden yürütülen bir operasyondan bahsediyoruz. Ancak burada yine karşımıza sorular çıkıyor "İHA'lardan gelen görüntülerden o insanların terörist olup olmadığı anlaşılamaz mıydı?" Bu sorunun cevabını ancak görüntüleri gördükten sonra öğrenebileceğiz. Benim bu noktadaki düşüncem anlaşılabilir olacaktır. En azından şüpheli bir konumda algılanıp bir bombardıman yerine bir kara operasyonu ile gerçek öğrenilebilirdi. Aslında karşımızda iki ihtimal oluştu aslında birinde basit bir hata diğerinde ise daha bilinçli bir hata veya başka bir şey.

İncelemeye devam edelim. Genelkurmay yaptığı açıklamada bunların bir hata üzerinde olduğundan bahsetmiş ve gerekçelerini açıklamıştı benim yukarıda yaptığım gibi. Elbette yine yukarıda sorduğum soruların cevaplarına yer verilmemişti bu açıklamada. Yine karşımıza iki seçenek çıkıyor. Bunlardan birisi basit bir hata deyip geçmek diğeri ise sadece basit bir hatadan ibaret olmadığını düşünmek ki ben iki seçeneği seçiyorum.

Birazda bombalamadan sonra neler olduğuna bakalım isterseniz. Çok hızlı bir şekilde haber yayıldı. BDP çok sert açıklamalar yaptı. Hükümet, MHP ve CHP ise suçluların bulunmasını istedi. Cenazeler taşınırken tabutların üzerlerinde PKK bayraklarını gördük. BDP başkanı bu topraklar artık kürdistandır açıklamasını yaptı. Öldürülenlerin evlerinde asılı Apo posterlerini gördük ve bir anda onlar zaten teröristti mesajı verilmeye çalışıldı bize. Bu esnada CHP suçu hükümete atan açıklamalar yapmaya başladı. Demeye çalıştılar ki onlar teröristti ve ölmeyi hak ediyorlardı. Bu ses gittikçe yükseldi ve ilk andaki "katliam" çığlıklarını bastırdı. Belki de gerçekten terör örgütü sempatizanıydılar henüz emin değiliz.

Bu davranışlarda bir kaç noktaya dikkat etmemiz gerekiyor. Bunlardan birincisi ilk anda yayılan katliam söylemleriydi. Söylemler çok ilgimi çekti çünkü bir anda her yerde karşımıza çıkmışlardı ve oldukça yüksek sesle söyleniyorlardı. Sanki birileri ki kimler olduğunu birazdan söyleyeceğim Arap baharı benzeri bir Kürt baharı oluşturmaya çabalıyordu. Bu arada BDP cephesinden gelen açıklamalara baktığımızda ve söylemlerin amaçlarını araştırdığımızda ortaya aynı sonuç çıkıyordu. Kürtleri ayaklandırmak ve isyana sürüklemeyi amaçlayan kelimeler duymuştuk onlardan. Söylemler bana Arap baharını hatırlattı sonra başka köşe yazarları tarafından da söylenir oldu bu teori. Sanki BDP ve PKK bir Kürt baharı başlatmaya çalışıyorlardı. BDP başkanının "burası artık Kürdistandır" açıklaması da bu teorinin en büyük kanıtıdır. Gördüğümüz PKK bayrakları ise PKK'nın bütün Kürtleri sahiplenmeye çalışmasıydı. Onlar bizim insanımız ve onları siz öldürdünüz. Artık barış olamaz demenin bir başka yoluydu tüm bunlar.

İkinci önemli nokta ise ölenlere terörist damgası vurulmaya çalışılmasıydı. Bu davranış aslında diğer taraftan BDP'nin yaptıkları ile büyük benzerlikler göstermekte ve ölenler PKK'lıydı diyerek terör örgütünün onları sahiplenmesini kolaylaştırmaktadır. Burası inanın çok önemli. İki farklı söyleminde aynı amaca hizmet ettiğini düşünmemizi sağlıyor bu önemli nokta. Sanki ortak olarak demeye çalışılıyor ki onlar bizden değildi terör örgütüne mensuptu. Bu söylenirken ise bir diğer taraftan da terör örgütü dedi ki öldürülenler Kürt'tü ve bütün Kürtler bizimdir. Bir anda her şey değişmeye başladı ne kadar ilginç.

O halde düşündüğümüz zaman yapılan söylemlerin büyük bir bölümünün bölücü hareketi desteklediğini görürüz. Peki bunlar olurken bir diğer tarafta neler yaşandı. Saldırıda öldürülenlerin bir bölümü tabutlardaki PKK bayraklarına tepki gösterdi ve bu tepkileri izledik hep beraber. Terör örgütüne lanetler okundu, bunları da gördük. Bakanlar aileleri ziyaret ederken aslında ailelerin bakanlara dolayısıyla hükümete dolayısıyla devlete tepkili olmadıklarını da gördük ama bize hepsinin terörist olduğu söylenmişti ve onlara da Türkiye'nin düşmanları olduğu aktarılmıştı. Ancak bunlar işe yaramadı. Burası çok önemli bir olay oldu ve bu olaydan nemalanmaya çalışan grupları gördük. Ancak yüreği yanan aileler bile onlara bu fırsatı vermedi ama olayların çok dışında olan insanlar katliam söylemlerine devam ettiler.

Peki bütün bunlarda amaç neydi? Terör örgütünün çok ağır darbeler aldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu darbeleri almasında bölge insanın verdiği bilgiler de çok önem taşımakta. Artık bölge insanının terörden bıktığını daha önemlisi korkmadığını görüyoruz burada. Korkmadıkları için de istihbarat bilgisini doğrudan onlar veriyor. Başka bir yandan ise ikinci bir açılım söylentisi olduğu bir zamandan geçiyor. İlk açılım ile herkes istediğini düşünebilir ama bölge halkının kendine güvenini ve Türkiye'ye bağlılığını arttırdığı bir gerçek. O halde yaşananlar bütün bu süreçleri sabote etmeyi amaçlıyor da diyebiliriz ki bu söylediğimiz doğru olacaktır. Zayıflamakta olan terör örgütünün tekrardan güçlenmeye çalışmasından başka bir şey değildir aslında yaşananlar. Bunu da BDP'li vekillerin katıldığı oturumlarda kahkahalarla gülmesinden görebiliyoruz. Gerçekten oradaki insanlara değer veriyor olsalardı gülmezlerdi.

Peki biraz da buradan kimlerin kazançlı çıkabileceğini sorgulayalım. Ben dengeleri değiştirebilecek bir olayla karşılaştığım zaman bu olaydan kimlerin kazançlı çıkabileceğine bakarım. Genel olarak ondan kazançlı çıkan insanlar o işin sorumluluğunu üzerinde taşırlar. Terör örgütü çıkar sağlayacaktır yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı. Terör örgütünü destekleyenler karlı çıkacaktır. Ayrıca ülkemizin güçlenmesini, bölgede barışın hakim olmasını istemeyenlerde kazançlı çıkacaktır. Şimdi ilk cümlemi hatırlayalım. Demiştim ki "F-16'lar 35 tane petrol kaçakçısını bombaladı." Kim bombaladı F-16'lar. F-16'lar TSK'nın emrinde yani bombalayan TSK oluyor. Yani TSK bombalama eyleminin sorumlusu. En son sorduğum soruyu hatırlayalım hani kimlerin karlı çıkacağı ile alakalı olanı. TSK bu olaydan karlı çıkabilir mi acaba?

Bu ülkenin büyümesini ve gelişmesini istemeyenler karlı çıkar demiştim. Acaba TSK bunu istemiyor mu? Şimdi tarihsel sürece bir bakalım ki tarihsel sürecin tamamını anlatmayacağım. Darbeler yapan, 80'de kendi insanına kendi insanını öldürten, bir çok sayıda darbe planları yapan, komutanlarının Ergenekon davasından dolayı tutuklu olduğu, PKK'yı kurduğu ve bilinçli olarak bitirmediği söylenen bir kurum var karşımızda. Bana bunların Türkiyenin bekası için yapıldığını kimse anlatmaya çalışmasın. O zaman TSK'nın yada içinde bir bölümün bu olaylardan karlı çıkacağını da söylemiş yada en azından düşünmüş oluruz. Sözlerime şu anki hava kuvvetleri komutanının isminin bir dönem Ergenekon ile anıldığını eklersek eğer sorularımızın sayısı bir hayli artacaktır. Elbette amacım suçlamaları kişilere veya kurumlara atmak değil. Bunun ötesinde size daha farklı bakış açıları kazandırabilmektir. Sanırım bundan sonra bize gelişmeleri ilgiyle izlemek kalacaktır. Hep beraber izleyelim o halde.

not: Bu yazının gecikmesinin sebebi gelişmeleri izlemek ve onlara göre bir yazı yazmak istememden kaynaklanmaktadır.

Görsel

Bizi de Okusana ;) × +