* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Dostluğun Rengi

DOSTLUĞUNUZ, DOSTUNUZ HANGİ RENK?

Dost, dostluk hakkında çok şey söylenmiştir. Bir görüşe göre, hepimiz tek kanatlı melekleriz ama birbirimizi kucaklamadan uçamayız. Kucaklaşma da dostça olur. En güzel yol dosta giden yoldur. Bu yolu dikenlerinden arındırmalı; güllerle, karanfillerle doldurmalıdır. Dost nedir? Dost alan değil verendir; üzüntülü olsa bile, seni üzmemek için gülen, neşelendirendir. Yanımıza çıkar sağlamak için gelmeyendir.
Bu konuda yazdığım dizelerden örnekler vereyim.

Gel de bak şu halime
Bak en güzel kelime
Arkadaşım ol benim
Ver elini elime.
***
Menekşe buldum derede
Sordum güzellik nerede
Dedi dostluktadır güzellik
Arama başka yerde.”
***
Elma attım denize
Geliyor yüze yüze
Girin dost bahçesine
Gece dönsün gündüze.
Cüneyt Ülsever, dostu şöyle tanımlıyor: “Dost hiçbir gizemin ardına sığınmadan yanında yüreğinizi açtığınız kişidir. İnsan doktorun yanında fiziki yönden ne hissederse dostunun yanında da duygusal açıdan öyle hisseder. Nasıl doktor sizi yargılamadan, hakkınızda hüküm üretmeden, sadece hasta olan organınıza odaklanır ve sadece onu iyileştirmeyi düşünürse; dost da sıkıntınız, derdiniz, ayıbınız, vukuatınız, kabahatiniz, hatta suçunuz karşısında sadece onunla nasıl baş edebileceğinizi düşünür.”
Aristo, “Dostunun kusurlarını ona yalnızken söyle, başkalarının yanında ise öv” diyor. “Bencillik dostluğun zehridir. İyi dostluklar temiz hesaplarla kurulur” Balzac
“Düşmanına borç verirsen onu kazanırsın, dostuna borç verirsen onu kaybedersin” diyen Benjamin Franklin sosyal bir gerçeğe değiniyor çünkü para alışverişi yüzünden nice dostluklar bozulmuştur. Alacağını isteyen dosta borçlu düşman kesilmiştir.
“Yalnız kendi nefsini düşünerek dost arayan, hizmetçi arıyor demektir” Cenap Şahabettin. Çoğu kişilerin dostluk anlayışı budur; seni hizmetçi gibi kullanmak ister...
“Güvenme dostuna, saman doldurur dostuna” sözü de sahte dostlar için söylenmiştir. Sahte dostların gülen yüzlerine sakın aldanmayın/ Düşmanlardan daha çoktur onların yolumuza döşedikleri mayın. Bakın bir manide ne söyleniyor:
Bir su içtim testiden
Sensin beni mest eden
Cennet mekânı olsun
Beni sana dost eden.
Bence dayak değil dostluk cennetten çıkmadır ve dostluk, dost davranışlar bizi cennete götürmese bile hayatımızı cennete döndürür.
En iyi, en güzel dost sanattır, sanat bizi renkli dünyalara uçuran kanattır. Kitap da dostumuzdur. Ne zaman, nerde olursak olalım yardımımıza koşar, derdimizi unutturur. Dostların yakınlığı sınırlıdır; durumu müsait değildir, onun da kendine göre sorunları vardır. Oysa kitap her dakika yanımızda, emrimizde ve hizmetimizdedir. Değerini bilelim.
Dostlarımızın renkleri olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyorsunuz öğrenin.
Yeşil dost: Her şeye olumlu bakar ve her şeyde umutlanacak bir yön bulur.
Mavi dost: Denizin ve gökyüzünün rengi gibi huzur ve dinginlik verir.
Sarı dost: Güneşin rengi gibi yüzümüzü güldürür, hüzünlü olduğumuzda bize bir yıldız gösterir.
Kırmızı dost: Sıcacık sevgi sözcükleriyle bize yaşamın kurallarını anımsatır ama bizi değişmeye özendirir.
Portakal renkli dost: Büyüyebilmemiz için rumuzu yeni bir enerji ve sevgi vitaminleriyle güçlendirir.
Gri dost: Bize sessizliği öğretir, kendimizi, başkalarını daha iyi tanıyabilmemiz için yansıtır, içimizi gösterir.
Mor renkli dost: Asil ruhluların rengidir. Gerçek yetkeyi ve yüreğimizin bilgeliğini öğrenmemize yardımcı olur.
Kahverengi dost: Boş hayallerden vazgeçip ayağımızı yere basmamıza, günlük yaşamın basit gerçeklerini anlamamıza yardım eder.
Beyaz dost: Deneyimlerimizin her birinden kazanılacak bilgeliği keşfetmemize yardımcı olur.
Tüm bu dostları bir araya getirebilirsek gökkuşağını keşfederiz.
Bir bilgeye dostluğun ne olduğunu sordular. Bilge, “ Bir tek dostluk yoktur, dostluk çeşitlidir” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Kimi dost maymun gibidir; tencere kaynarken maymun oynar. Bu dost tencere kaynadığı sürece vardır. Kimi dost ekmek, su gibidir; Gerek duyduğun besini hemen verir. Bazı dostlar da ağaca benzerler. Uzaktadır, bir şey vermesine gerek yoktur ama güçlü bir şekilde durduğunu bilmek insana destek sağlar.
Şarap örneği dostlar da bulunur çevremizde. İçtiğinde zevk alırsın onlardan. Bu dostluk sadece zevk üstünedir, sen onu iyi şekilde korursan o zaman keyif verir.
İlaç olan dostlar sadece kötü günlerimizde ortaya çıkarlar. Bunlar insana keyif vermezler ama derdine ortak olurlar, derman ararlar.
“Sadece kötü günlerimizde ortaya çıkana nasıl dost denilebilir?” diye sordular.
“Daha da beteri var, diye başını salladı bilge. Bazı dostlar hastalık gibidirler, ortaya çıktığı anda yalnızca dert, acı getirir.”
“Sadece dert getirene dost denilemez” diye itiraz ettiler.
Bilge onları şöyle yanıtladı: “Denilebilir tabii, niye denilmesin? O tür dost kendisinin ve ne getirdiğinin asla farkında değildir.”
O sırada vezir geliyordu. Bilge, “İsterseniz bu soruyu bir de ona sorun” dedi.
Vezir soruyu dinledi, acı bir gülüşle, “Bu sorunuzu şimdi yanıtlayamam, dedi. Şu anda vezirim ve el üstünde tutuluyorum, ancak makamımdan azledildiğim zaman bilebilirim.”
Yazımı dostluğun ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini belirten bir şiirimle bitirmek istiyorum:
“Dostluktur adım
Yoktur yatım katım
Ama doyulmaz tadım
Değildir barutum bir atım
Mutluluğa doğru
Doludizgin koşar atım.
Bana ulaşmak, benimle buluşmak istiyorsan
At sevgi, özveri dolu ve erdemli bir adım.

Erhan Tığlı
*********
erhantigli@mynet.com

Bizi de Okusana ;) × +