Aşk Şiiri

NİYE AŞK ŞİİRİ YAZIYORUM?


Didim’de tatildeyken esin perim tatile çıkmadı, aklıma şiirler, öyküler geliyor, yaz diye beni dürtüyordu. Çoğu da aşklı meşkli şeylerdi. Sahilde dolaşırken;

“Sarı kurdelem sarı / Sensin ömrümün varı” diye bir şarkı duydum. “Aşktır ömrümün varı/ Aşkla gelir yaşamanın tadı” dedim kendi kendime. Aşkı gönül çiçeğine benzeterek şunları yazdım:

“Aşktır ömrümün varı / Aşkla yeşerir bağım / Erir dağımın karı / Doğal güzelliklerin/ Aşktır ayvası narı /Gönlünde çiçek yoksa / Kovan ne işe yara / Nasıl bal yapar arı”

Bazı arkadaşlar, dostlar evli barklı, çoluk çocuğa karışmış, torunları olan bir kişiye aşk şiiri yazmayı yakıştıramıyorlar. Yadırgıyorlar, hatta ayıplıyorlar. Bu yüce duyguyu basit bir cinsel istekle karıştırıyorlar. Daha önce yazdığım “SEVDALIYIM DOSTLAR” şiirimde belirttiğim gibi beni yaşama bağlayan, mutlu eden güzellikler, onlara duyduğum ilgi ve sevgidir. Bu aşkla coşuyor, dert dağlarını aşıyorum;

“Bu sevda olmasaydı / Gönüle dolmasaydı / Dünya neye yarardı / Güzeli olmasaydı” diye şarkı söylüyorum.

İsmail Hakkı Baltacıoğlu, öğrencilerine Sultanahmet Çeşmesi’nin güzelliğini anlatıyormuş. Dinleyenlerden biri, “Hocam, ben o çeşmeyi daha önce gördüm ama sizin sözünü ettiğiniz güzelliklerin hiçbirini görmedim” demiş.

Profesör ona âşık olup olmadığını, kitap okumayı ve güzel sanatlarla ilgilenip ilgilenmediğini, güzellikler karşısında kendinden geçip geçmediğini sormuş, hepsine hayır yanıtını alınca içini çekerek şöyle demiş:

“Öyleyse boşuna uğraşmayalım. Ne ben sana o güzellikleri anlatabilirim ne de sen anlayabilirsin. İkimiz de ayrı dünyaların insanlarıyız.”

Nazım Hikmet de bu konuda şunları söylüyor:

“Çok şükür âşığım. Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, birçok düşünceye ve fikre âşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir.”

Daha söylenecek çok söz var ama şimdilik bu kadar yetiversin. Uzun söze ne hacet; arif olan anlar. Davul zurnanın az, sivrisineklerin saz olması dileğiyle.


Söz konusu şiirim:

SEVDALIYIM DOSTLAR

“Sevdalıyım dostlar sevdalı
İş yaparken akan tere
Bal veren güzelliklere
İşçi Mustafa’ya köylü Güler’e

Sevdalıyım dostlar sevdalı
İnancın gür ekinine
Emeğin gül dikenine
Yazar Selim’e sanatçı Nedim’e

Sevdalıyım dostlar sevdalı
Özverinin altın başağına
Erdemin üzüm bağına
Öğretmen Nuran’a öğrenci Canan’a

Sevdalıyım dostlar sevdalı
Doğruluğu iyiliği güzelliği
Yaşayana yaşatana”

Erhan Tığlı NİYE AŞK ŞİİRİ YAZIYORUM?


Didim’de tatildeyken esin perim tatile çıkmadı, aklıma şiirler, öyküler geliyor, yaz diye beni dürtüyordu. Çoğu da aşklı meşkli şeylerdi. Sahilde dolaşırken;

“Sarı kurdelem sarı / Sensin ömrümün varı” diye bir şarkı duydum. “Aşktır ömrümün varı/ Aşkla gelir yaşamanın tadı” dedim kendi kendime. Aşkı gönül çiçeğine benzeterek şunları yazdım:

“Aşktır ömrümün varı / Aşkla yeşerir bağım / Erir dağımın karı / Doğal güzelliklerin/ Aşktır ayvası narı /Gönlünde çiçek yoksa / Kovan ne işe yara / Nasıl bal yapar arı”

Bazı arkadaşlar, dostlar evli barklı, çoluk çocuğa karışmış, torunları olan bir kişiye aşk şiiri yazmayı yakıştıramıyorlar. Yadırgıyorlar, hatta ayıplıyorlar. Bu yüce duyguyu basit bir cinsel istekle karıştırıyorlar. Daha önce yazdığım “SEVDALIYIM DOSTLAR” şiirimde belirttiğim gibi beni yaşama bağlayan, mutlu eden güzellikler, onlara duyduğum ilgi ve sevgidir. Bu aşkla coşuyor, dert dağlarını aşıyorum;

“Bu sevda olmasaydı / Gönüle dolmasaydı / Dünya neye yarardı / Güzeli olmasaydı” diye şarkı söylüyorum.

İsmail Hakkı Baltacıoğlu, öğrencilerine Sultanahmet Çeşmesi’nin güzelliğini anlatıyormuş. Dinleyenlerden biri, “Hocam, ben o çeşmeyi daha önce gördüm ama sizin sözünü ettiğiniz güzelliklerin hiçbirini görmedim” demiş.

Profesör ona âşık olup olmadığını, kitap okumayı ve güzel sanatlarla ilgilenip ilgilenmediğini, güzellikler karşısında kendinden geçip geçmediğini sormuş, hepsine hayır yanıtını alınca içini çekerek şöyle demiş:

“Öyleyse boşuna uğraşmayalım. Ne ben sana o güzellikleri anlatabilirim ne de sen anlayabilirsin. İkimiz de ayrı dünyaların insanlarıyız.”

Nazım Hikmet de bu konuda şunları söylüyor:

“Çok şükür âşığım. Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, birçok düşünceye ve fikre âşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir.”

Daha söylenecek çok söz var ama şimdilik bu kadar yetiversin. Uzun söze ne hacet; arif olan anlar. Davul zurnanın az, sivrisineklerin saz olması dileğiyle.


Söz konusu şiirim:

SEVDALIYIM DOSTLAR

“Sevdalıyım dostlar sevdalı
İş yaparken akan tere
Bal veren güzelliklere
İşçi Mustafa’ya köylü Güler’e

Sevdalıyım dostlar sevdalı
İnancın gür ekinine
Emeğin gül dikenine
Yazar Selim’e sanatçı Nedim’e

Sevdalıyım dostlar sevdalı
Özverinin altın başağına
Erdemin üzüm bağına
Öğretmen Nuran’a öğrenci Canan’a

Sevdalıyım dostlar sevdalı
Doğruluğu iyiliği güzelliği
Yaşayana yaşatana”

Erhan Tığlı

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"