BEN "İNSAN"IM!

Adım Özlem ve ben bir "insan"ım. Yaşımın, işimin, yaşadığım coğrafyanın, kimlik rengimin hiçbir önemi yok. Hatta adımın bile. Ben sadece bir "insan"ım. Aklımın alabildiği, beş duyu organımın hissedebildiği ve yüreğimin olabildiği kadar insan!

Kem gözlerin ve sözlerin hüküm sürdüğü bu akıl almaz zamanda, söz söyleme cesaretini gösterip, söyleyebilecek söz bulamayan veya sözü olamayanların çirkince susturduğu nice sayısız isimden biriyim ben de; Hem Hırant Dink'im hem de bir o kadar Uğur Mumcu!

Hem sokaktaki yaşam savaşında kendince tutunmaya çalışan tinerci çocuğum ben, hem de dünyanın herhangi bir yerinde açlık sınırına, sınırlar ötesi dayanma gücüyle karşı koymaya çalışan binlercesinden biri. Hem bir köşede, oyuncak diye eline tutuşturulan kurşunlarla akıllara zarar oyunların en ağırını ödemekteyim küçücük bedenimle, hem de başka bir toprak parçasının üzerinde annemin reva görüldüğü en ağır işkenceleri kaydetmekteyim güzel gözlerimle silinmemecesine belleğime!

Utanılacak hiçbir şey yapmadığı halde adı tam olarak yazılmayan F.T'yim ben, namus kisvesi altında töreye peşkeş çekilmiş, ve A.Ö'yüm; aynı zihniyetin insani tanımlaması olmayan davranışlarına maruz kalarak daha 16 yaşında anne belletilmiş!

Deprem enkazından 7 gün sonra sağ olarak çıkartılan 25 yaşındaki genç kızım ben. Özlük haklarını korumak için açlık grevine yatmış tekel işçisi. Cumhurbaşkanının önünde oğlunu şehit vermenin acısıyla yığılıp kalan, bir cana karşılık bir madalya sunulan babayım ben. Kaybolan çocuklarını aylardır beklemekten vazgeçmeyen yüreği yaralı anne!

Herkesim ben; kadın, erkek, çocuk, siyah, beyaz, ermeni, türk, yahudi, müslüman farketmez. Herkesi ve herşeyi görebildiğim, duyabildiğim, hissedebildiğim kadar herkes. Her türlü insanlık dışı söze, davranışa, harekete şiddetle karşı çıkabildiğim, tepki verebildiğim avazım çıktığınca karşı koyabildiğim kadar insan!

Adım Özlem ve öncelikle "insan"ım ben. Cinsiyetim, yaşım, rengim, dilim, ırkım hepsi sonra gelir. İnsanca olan, insana yakışan her sözü, davranışı, hareketi başımın üzerinde taşır, iyi ve güzel bellerim. Önünde saygıyla eğilirim. Beni böyle kabul eden, duyan, gören, dinleyen, hisseden beri gelsin!
Adım Özlem ve ben bir "insan"ım. Yaşımın, işimin, yaşadığım coğrafyanın, kimlik rengimin hiçbir önemi yok. Hatta adımın bile. Ben sadece bir "insan"ım. Aklımın alabildiği, beş duyu organımın hissedebildiği ve yüreğimin olabildiği kadar insan!

Kem gözlerin ve sözlerin hüküm sürdüğü bu akıl almaz zamanda, söz söyleme cesaretini gösterip, söyleyebilecek söz bulamayan veya sözü olamayanların çirkince susturduğu nice sayısız isimden biriyim ben de; Hem Hırant Dink'im hem de bir o kadar Uğur Mumcu!

Hem sokaktaki yaşam savaşında kendince tutunmaya çalışan tinerci çocuğum ben, hem de dünyanın herhangi bir yerinde açlık sınırına, sınırlar ötesi dayanma gücüyle karşı koymaya çalışan binlercesinden biri. Hem bir köşede, oyuncak diye eline tutuşturulan kurşunlarla akıllara zarar oyunların en ağırını ödemekteyim küçücük bedenimle, hem de başka bir toprak parçasının üzerinde annemin reva görüldüğü en ağır işkenceleri kaydetmekteyim güzel gözlerimle silinmemecesine belleğime!

Utanılacak hiçbir şey yapmadığı halde adı tam olarak yazılmayan F.T'yim ben, namus kisvesi altında töreye peşkeş çekilmiş, ve A.Ö'yüm; aynı zihniyetin insani tanımlaması olmayan davranışlarına maruz kalarak daha 16 yaşında anne belletilmiş!

Deprem enkazından 7 gün sonra sağ olarak çıkartılan 25 yaşındaki genç kızım ben. Özlük haklarını korumak için açlık grevine yatmış tekel işçisi. Cumhurbaşkanının önünde oğlunu şehit vermenin acısıyla yığılıp kalan, bir cana karşılık bir madalya sunulan babayım ben. Kaybolan çocuklarını aylardır beklemekten vazgeçmeyen yüreği yaralı anne!

Herkesim ben; kadın, erkek, çocuk, siyah, beyaz, ermeni, türk, yahudi, müslüman farketmez. Herkesi ve herşeyi görebildiğim, duyabildiğim, hissedebildiğim kadar herkes. Her türlü insanlık dışı söze, davranışa, harekete şiddetle karşı çıkabildiğim, tepki verebildiğim avazım çıktığınca karşı koyabildiğim kadar insan!

Adım Özlem ve öncelikle "insan"ım ben. Cinsiyetim, yaşım, rengim, dilim, ırkım hepsi sonra gelir. İnsanca olan, insana yakışan her sözü, davranışı, hareketi başımın üzerinde taşır, iyi ve güzel bellerim. Önünde saygıyla eğilirim. Beni böyle kabul eden, duyan, gören, dinleyen, hisseden beri gelsin!

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"