Wrecked (2011)

Sinemaseverlerin zaman zaman yaşadığı talihsizliklerden biri, oyunculara kanıp kimseyi dinlemeden filmi ısrarla izleme arzusuna yenik düşmesidir. Afişte Adrien Brody’i gören bünye tabi ki de bu yanılgıya tekrardan düşer. ABD-Kanada yapımı gerilim filmini Christopher Dodd kaleme alırken, Michael Greenspan da yönetiyor. Türkiye’de Haziran 2011’de gösterime giren 85 dakikalık filmin başrol oyuncusu Adrien Brody aynı zamanda yapımcılar arasında da yer alıyor.

Raymond, bir anda uyanır ve kendisini vahşi doğanın içinde bulur. Fakat ortada iki problem vardır: Uyandığı arabada bir ceset vardır ve Raymond hiçbir şey hatırlamamaktadır.

Konu itibariyle birçok oyuncu beklentiniz olmuyor. Ormanın içinde tek başına kalan biri de zaten nereye kadar kendiyle konuşacak?  Haliyle ortada diyalog da çok az. Lakin bu iki durum bir süre sonra sıkmaya başlıyor. Film etkileyici başlasa da devamında o başarı süremiyor. Konunun darlığı filmin yavaş ilerlemesine de sebep oluyor. Seyircinin birçok kez karşılaştığı, yalnız insanın gördüğü halüsinasyonlarda da pek bir değişiklik, yaratıcılık göremiyorsunuz. Bundan dolayı korkamıyorsunuz. E korkutmayan gerilim filmi de çok fazla keyfi vermiyor. Raymond’ın başına gelen talihsizlikler de (spoiler gibi görünse de zaten sizin de aklınıza gelecek şeyler, o yüzden çekinmeden yazıyorum) oldukça sıradan ve klasik geliyor. Örneğin vahşi doğanın ortasında cep telefonunun çekmemesi. Öyle bir mekanda ne gibi talihsizlikler yaratılabilir bilmiyorum ama eminim daha başarılı şeyler çıkabilirdi. Ayrıca onca zorluk içinde bir adamın sakalı ve saçı hiç mi uzamaz? Adrien Brody köse de biz mi bilmiyoruz?
Filmin güzel olmasa da vasat üstü sayılabilecek yanlarına gelince… Haliyle doğayı izlemek, doğanın içinde olmak oldukça keyif veriyor. Fakat bir süre sonra o da hafiften iç bayıyor. Bununla birlikte, Müziğin azlığı konuya göre rahatsız etmiyor. Raymond ile köpeğin ilişkisi de insanı mutlu ediyor. Senaryo kötü olsa da Adrien Brody tek başına oyunculuğunu konuşturuyor. Yalnız adamı, onun verdiği mücadeleyi, mimikleri ile ekrana harika aktarıyor. Gerçi neredeyse ilk yarım saat aynı yerde durarak bıktırsa da bunu senaryonun vasatlığına bağlamak gerekir. 1973 doğumlu oyuncu ve yapımcı Adrien Brody, 2002 yapımı “The Pianist” ile en iyi erkek oyuncu Bafta ve Altın Küre adayı olurken Oscar heykelciğinin de sahibi olmuştur. “The Pianist” ve “The Jacket” filmleri dışında hayran kalarak izlediğim projesi maalesef olmasa da oyunculuğu tartışılmaz bir aktör olarak her daim gündemde.

Sinemaseverlerin zaman zaman yaşadığı talihsizliklerden biri, oyunculara kanıp kimseyi dinlemeden filmi ısrarla izleme arzusuna yenik düşmesidir. Afişte Adrien Brody’i gören bünye tabi ki de bu yanılgıya tekrardan düşer. ABD-Kanada yapımı gerilim filmini Christopher Dodd kaleme alırken, Michael Greenspan da yönetiyor. Türkiye’de Haziran 2011’de gösterime giren 85 dakikalık filmin başrol oyuncusu Adrien Brody aynı zamanda yapımcılar arasında da yer alıyor.

Raymond, bir anda uyanır ve kendisini vahşi doğanın içinde bulur. Fakat ortada iki problem vardır: Uyandığı arabada bir ceset vardır ve Raymond hiçbir şey hatırlamamaktadır.

Konu itibariyle birçok oyuncu beklentiniz olmuyor. Ormanın içinde tek başına kalan biri de zaten nereye kadar kendiyle konuşacak?  Haliyle ortada diyalog da çok az. Lakin bu iki durum bir süre sonra sıkmaya başlıyor. Film etkileyici başlasa da devamında o başarı süremiyor. Konunun darlığı filmin yavaş ilerlemesine de sebep oluyor. Seyircinin birçok kez karşılaştığı, yalnız insanın gördüğü halüsinasyonlarda da pek bir değişiklik, yaratıcılık göremiyorsunuz. Bundan dolayı korkamıyorsunuz. E korkutmayan gerilim filmi de çok fazla keyfi vermiyor. Raymond’ın başına gelen talihsizlikler de (spoiler gibi görünse de zaten sizin de aklınıza gelecek şeyler, o yüzden çekinmeden yazıyorum) oldukça sıradan ve klasik geliyor. Örneğin vahşi doğanın ortasında cep telefonunun çekmemesi. Öyle bir mekanda ne gibi talihsizlikler yaratılabilir bilmiyorum ama eminim daha başarılı şeyler çıkabilirdi. Ayrıca onca zorluk içinde bir adamın sakalı ve saçı hiç mi uzamaz? Adrien Brody köse de biz mi bilmiyoruz?
Filmin güzel olmasa da vasat üstü sayılabilecek yanlarına gelince… Haliyle doğayı izlemek, doğanın içinde olmak oldukça keyif veriyor. Fakat bir süre sonra o da hafiften iç bayıyor. Bununla birlikte, Müziğin azlığı konuya göre rahatsız etmiyor. Raymond ile köpeğin ilişkisi de insanı mutlu ediyor. Senaryo kötü olsa da Adrien Brody tek başına oyunculuğunu konuşturuyor. Yalnız adamı, onun verdiği mücadeleyi, mimikleri ile ekrana harika aktarıyor. Gerçi neredeyse ilk yarım saat aynı yerde durarak bıktırsa da bunu senaryonun vasatlığına bağlamak gerekir. 1973 doğumlu oyuncu ve yapımcı Adrien Brody, 2002 yapımı “The Pianist” ile en iyi erkek oyuncu Bafta ve Altın Küre adayı olurken Oscar heykelciğinin de sahibi olmuştur. “The Pianist” ve “The Jacket” filmleri dışında hayran kalarak izlediğim projesi maalesef olmasa da oyunculuğu tartışılmaz bir aktör olarak her daim gündemde.

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.