Cemal Süreya'yı Anmak


Cemal Süreya'nın kabir ziyareti yapılmışken onun üzerine bi kaç kelam etmek hissiyatı uyandı. Onu uzun uzun anlatamam ben, şiirlerini elbet bilir ve severim ama zordur bir şairi hele ki Cemal Süreya gibi birini anlatmak. Bir iki şiirinden bahis eyleriz elbet. İlla ki ölüm yıldönümünü beklememek lazım kabir ziyaretleri gibi böyle "anmalar" için de.

Onu anlatamayışım için; sesimdeki "söyleyemediğim sözcükler"i bahane ediyorum.

Kaybettiği bir iddianın sonucu olarak isminden bir harf atması gerekmiştir. O da soy ismindeki iki y'den birini atmayı uygun görmüştür rivayete göre.

"Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazmıştır:
'Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i,
Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı.'"

O küçük yaşta annesini kaybettiği için sevdiği kadına "Annem çok küçükken öldü/beni öp, sonra doğur beni." demiştir. Belki de büyümeyen bir çocuğun büyük acısı mı, bir kadına "uzaktaki" annesi kadar değer vermesi mi neyi nasıl anlatmıştır açıklayamayız.

"Güvercin Kanadı"nın kısaltılmışıdır "Üvercinka" ama hiç bir şeyin kısaltılmışı değildir o şiir. "Afrika Dahil" demiştir. Onun için sevdiği yüreğini eller ellemez bütün kara parçalarında aynı işlev yürürlüktedir. "Afrika Dahil"dir.

"ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil"


Keşke dediği yalnız bir şeyleri bahane ederek sevmeleri vardır onun. "Ayırdetmek zor", "hepsi güzeldir" zırvalıklarına girmeden; bende en çok anlam uyandıranı, benim için en güzeli:
"iki çay söylemiştik orda, biri açık, / keşke yalnız bunun için sevseydim seni"
dizeleridir.

Onu anlatacak kadar Cemal Süreya'yı kavramadım. Onu "tanıyorum" ama hala daha tanımaya devam ediyorum. O yüzden çok da "bilmiş" kelimeler etmek istemiyorum. Onu tanımak için çok şiirini okumalı.

"8.10 Vapuru" ile çok da uzatmadan tamamlamalı aslında.

Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar

Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var

Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzğarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Söylemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Cemal Süreya'nın kabir ziyareti yapılmışken onun üzerine bi kaç kelam etmek hissiyatı uyandı. Onu uzun uzun anlatamam ben, şiirlerini elbet bilir ve severim ama zordur bir şairi hele ki Cemal Süreya gibi birini anlatmak. Bir iki şiirinden bahis eyleriz elbet. İlla ki ölüm yıldönümünü beklememek lazım kabir ziyaretleri gibi böyle "anmalar" için de.

Onu anlatamayışım için; sesimdeki "söyleyemediğim sözcükler"i bahane ediyorum.

Kaybettiği bir iddianın sonucu olarak isminden bir harf atması gerekmiştir. O da soy ismindeki iki y'den birini atmayı uygun görmüştür rivayete göre.

"Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazmıştır:
'Tanrı Bin birinci gece şairi yarattı, Bin ikinci gece cemal'i,
Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, Başa döndü sonra, Kadını yeniden yarattı.'"

O küçük yaşta annesini kaybettiği için sevdiği kadına "Annem çok küçükken öldü/beni öp, sonra doğur beni." demiştir. Belki de büyümeyen bir çocuğun büyük acısı mı, bir kadına "uzaktaki" annesi kadar değer vermesi mi neyi nasıl anlatmıştır açıklayamayız.

"Güvercin Kanadı"nın kısaltılmışıdır "Üvercinka" ama hiç bir şeyin kısaltılmışı değildir o şiir. "Afrika Dahil" demiştir. Onun için sevdiği yüreğini eller ellemez bütün kara parçalarında aynı işlev yürürlüktedir. "Afrika Dahil"dir.

"ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil"


Keşke dediği yalnız bir şeyleri bahane ederek sevmeleri vardır onun. "Ayırdetmek zor", "hepsi güzeldir" zırvalıklarına girmeden; bende en çok anlam uyandıranı, benim için en güzeli:
"iki çay söylemiştik orda, biri açık, / keşke yalnız bunun için sevseydim seni"
dizeleridir.

Onu anlatacak kadar Cemal Süreya'yı kavramadım. Onu "tanıyorum" ama hala daha tanımaya devam ediyorum. O yüzden çok da "bilmiş" kelimeler etmek istemiyorum. Onu tanımak için çok şiirini okumalı.

"8.10 Vapuru" ile çok da uzatmadan tamamlamalı aslında.

Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar

Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var

Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzğarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Söylemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"