Bir Rock’n Roll Klişesi: Zorlu Yol: Dewey Cox’un Hikayesi (Walk Hard: The Dewey Cox Story) (2007)


Dün öyle enerjisizdim ki ne pozitif ne negatif hiçbir enerji çeşidini yayamadım. Soğuğa alınmam fena oldu, küsmemeliydik. Bu arada fark etti iseniz yazıyorum. Özlemişim…
Sinema Gurmesi değilim ama iyi film kötü film ayırt etmesini yapabilirim diye düşünüyorum. Tilkilerim de öyle deyince asıldım klavyeye…

John C. Reilly’yi bilir misiniz? The Aviator’da, Step Brothers’da, Magnolia’da oynamıştır. 1965 doğumludur, ikizler burcudur. Durun ya saptım galiba konudan.

Walk Hard The Dewey Cox Story bütün Rock’n Roll efsaneleri ile dalga geçen ciddi alt metni olan güzel bir film. Film başlarken Dewey Cox (John C. Reilly) sahneye çıkacaktır ve önce her zaman yaptığı gibi hayatını gözden geçirir. Çiftçi bir ailenin oğlu olan Dewey’nin Nate adında bir kardeşi vardır. Nate inanılmaz yetenekli tabir doğru ise “10 parmağında on marifet” bir çocuktur. Mozart ayarında piyano çalar, dersleri mükemmeldir, saygılıdır vs. Dewey ise ortalama bir çocuktur. Kardeşini oyun oynarken kılıçla ikiye bölen Dewey artık ondan her konuda iki kat daha iyi olmak zorundadır.

Filmde her şey vardı. Uyuşturucu, şansına hit olmak, kadınlar, turneler, alkol, seks, gözyaşı, ironik ölümler, tabii ki müzik, sözleri tuhaf bir şekilde güzel olan şarkılar, dönemsel akımlarla geçilen dalga… Kısaca ne kadar klişe varsa hepsi ile ince bir dalga geçilmiş. Senaryosunu Judd Apatow’un yazdığı, Jake Kasdan’ınsa yönetmenlik koltuğuna oturduğu filmde sürpriz insanlar da var. Mesela The Office dizisinde oldukça iyi işler yapan ve Pam karakteri ile bildiğimiz Jenna Fischer bayağı iyiydi. Beatles grubunu da unutmamışlar. John Lennon tiplemesi ile Paul Rudd, Ringo Starr olarak Jason Schwartzman, Paul McCartney olarak Jack Black vardı. Ve çok enteresan bir şekilde John C. Reilly’nin sesi bayağı güzeldi.
Bir de Dewey Cox’un gerçekten yaşamış biri olduğuna inanmak istedim. Çünkü bunu inandırmak için çok uğraşmışlar. Ama gördüğünüz film afişindeki duruş size kesin tanıdık gelmiştir. The Doors’un efsane solisti Jim Morrison’ın da aynı duruşta çok meşhur bir pozu var. Güzel bir göndermeydi bu da.

Sonra mı?
Devamım artık gelir…
Saygılar efendim…


Dün öyle enerjisizdim ki ne pozitif ne negatif hiçbir enerji çeşidini yayamadım. Soğuğa alınmam fena oldu, küsmemeliydik. Bu arada fark etti iseniz yazıyorum. Özlemişim…
Sinema Gurmesi değilim ama iyi film kötü film ayırt etmesini yapabilirim diye düşünüyorum. Tilkilerim de öyle deyince asıldım klavyeye…

John C. Reilly’yi bilir misiniz? The Aviator’da, Step Brothers’da, Magnolia’da oynamıştır. 1965 doğumludur, ikizler burcudur. Durun ya saptım galiba konudan.

Walk Hard The Dewey Cox Story bütün Rock’n Roll efsaneleri ile dalga geçen ciddi alt metni olan güzel bir film. Film başlarken Dewey Cox (John C. Reilly) sahneye çıkacaktır ve önce her zaman yaptığı gibi hayatını gözden geçirir. Çiftçi bir ailenin oğlu olan Dewey’nin Nate adında bir kardeşi vardır. Nate inanılmaz yetenekli tabir doğru ise “10 parmağında on marifet” bir çocuktur. Mozart ayarında piyano çalar, dersleri mükemmeldir, saygılıdır vs. Dewey ise ortalama bir çocuktur. Kardeşini oyun oynarken kılıçla ikiye bölen Dewey artık ondan her konuda iki kat daha iyi olmak zorundadır.

Filmde her şey vardı. Uyuşturucu, şansına hit olmak, kadınlar, turneler, alkol, seks, gözyaşı, ironik ölümler, tabii ki müzik, sözleri tuhaf bir şekilde güzel olan şarkılar, dönemsel akımlarla geçilen dalga… Kısaca ne kadar klişe varsa hepsi ile ince bir dalga geçilmiş. Senaryosunu Judd Apatow’un yazdığı, Jake Kasdan’ınsa yönetmenlik koltuğuna oturduğu filmde sürpriz insanlar da var. Mesela The Office dizisinde oldukça iyi işler yapan ve Pam karakteri ile bildiğimiz Jenna Fischer bayağı iyiydi. Beatles grubunu da unutmamışlar. John Lennon tiplemesi ile Paul Rudd, Ringo Starr olarak Jason Schwartzman, Paul McCartney olarak Jack Black vardı. Ve çok enteresan bir şekilde John C. Reilly’nin sesi bayağı güzeldi.
Bir de Dewey Cox’un gerçekten yaşamış biri olduğuna inanmak istedim. Çünkü bunu inandırmak için çok uğraşmışlar. Ama gördüğünüz film afişindeki duruş size kesin tanıdık gelmiştir. The Doors’un efsane solisti Jim Morrison’ın da aynı duruşta çok meşhur bir pozu var. Güzel bir göndermeydi bu da.

Sonra mı?
Devamım artık gelir…
Saygılar efendim…

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.