* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

GÜN/VIII




Bir çocuğun yaşamı bu iki dudağın arasında olabilir mi? Bebeği yokmuşcasına bakan içini göremediğim şu gözlerde, neyi nasıl ifade edeceği bilinmeyen dar vakitlere sıkıştırılmış kelimelerden oluşan şu duyduğum sözlerde? İçinde raporların olduğu söylenen mavi bir dosyanın tutulduğu, uzaktan, oturduğum yerden bana titrermişcesine gelen ellerde? Ve yine o ellerin tuttuğu, bir gazeteden kesilmiş haber küpüründe yer alan bir türlü bakamadığım o çocuk resminde? Bu çocuk gerçekten hasta olabilir mi? Ve bu adam da onun tamamlayamadığı ameliyat parasının peşinde yollarda, otobüslerde yardım isteyen taksi şoförü babası? İsterseniz telefonu vereyim hastaneyi arayın, derken yalan söylüyor olabilir mi? Ya bu yüzündeki mutsuz, çaresiz, acı ifade? Bunların hepsi bir oyun, bir rol olabilir mi?

Şoförün uyarısıyla adam iniyor otobüsten ve gidiyor. Peki ya benim boğazımda kalan bu düğüm de neyin nesi? Doğru/yanlış, gerçek/yalan soruları arasında yüreğimin sıkışması? Bir yanım inanmamışken hiçbir şekilde, diğer yanımın “o çocuğa bir şey olursa senin yüzünden” diye kıpırdaması? Bak görüyor musun en korktuğum şey oluyor işte. İnsanlar her gün biraz daha yok ediyorlar insan yanımı. İnancımı çalıyorlar benden. Ve beni böylesine kararsız, böylesine iki arada bir derede, böylesine yaralı bırakıyorlar. Şimdi; o çocuk varsa sahiden ve doğruysa her şey ve bir şey olursa ona eğer, sahi suç en çok hangimizde?






Görsel: Flickr.com

Bizi de Okusana ;) × +