* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

GÜN/IX



Çay tabağının kenarına koyulan iki madeni para. Birer tane daha içelim, diyor paraları koyan. Tamam, diyor diğeri ama madeni paraları geri vermeye yelteniyor elindeki kağıt parayı göstererek ve ekliyor, bu seferkiler benden. Hayır, diyor teklifi ilk yapan ısrarlı ama sevecen bir ses tonuyla ve eliyle boş çay bardağını, tabağının kenarında parıldayan iki madeni parayla garsona doğru iteliyor. Diğeri pes etmemeye kararlı, kocaman bir tebessümle, hayatta olmaz diyor, vallahi ben ısmarlayacağım. Bir süre daha devam eden bu tatlı atışmanın galibi madeni paralar oluyor ve vakit kaybedilmeden iki demli çay daha geliyor masaya sıcacık. Sadece çaylar mı? Yüzler sıcacık o an, gözler, sözler, bardaklara uzanan eller, benim gibi bu anın sessiz tanığı olan kendi halindeki yürekler...

Oysa bugün hava gri ve yağmurlu. İçim gibi. Bugünlerde gitmekle vazgeçmek arasında kaldığım yolum gibi. Cevabı verilmeyen, belki de verilemeyen sorularım gibi. Sol yanımda taşıdığım ince ince sızlayan adını tam olarak koyamadığım ağrı gibi. Adım gibiyim ben bugünlerde; ağır, yoğun, yorgun ve karmaşık. Kendi dilime yakışmayan bir kelime gibi...

Belki de bu yüzden sabahın en erkenindeki o görüntü, o çay tabağının kenarındaki madeni paralar aklımın en erkeninde şimdi. Hatta yüreğimin. Biliyorum çünkü; bugün hayat içimde değil benim. Bir nefes alımlık duraklarda, cevaplarla çoğaltılan sorularda değil. Sol yanımdaki o tanımsız ağrıda, hele adımda hiç değil. Bugün hayat o çay tabağının kenarına konmuş olan o iki madeni parada şimdi. Aklıma ve yüreğime eklediğim...



Görsel: Deviantart

Bizi de Okusana ;) × +