Vestel | Dost Teknoloji Kazığı

Bundan yaklaşık iki buçuk yıl önce bir dizüstü bilgisayar aldım. Sanırım bayram tatiliydi ve ben kısa süreliğine memlekete gitmiştim. O kısa süre içerisinde bilgisayarı almam gerekti çünkü "bilgisayar ve öğretim teknolojileri" okuyordum, ikinci sınıftaydım ve bilgisayar şarttı. Daha önce de alacağım bilgisayar hakkında bir kaç araştırma yapmıştım ama karar vermemiştim hiçbir şeye. Hangi marka hangi model ve ne tür özelliklere sahip olacağına henüz karar vermemiş olsam da artık bir kaç gün içinde bir bilgisayar almaya karar vermiştim. Araştırmalarımı yoğunlaştırdım. Öncelikle minimum özellikleri belirledim. İhtiyacımı karşılayacak bir bilgisayar olmalıydı çünkü. 2 gb ram yeterliydi en az 256 mb harici ekran kartı da işimi görürdü. Harddisk çok da önemli değildi zaten hemen hemen her bilgisayar 160 gb üzerinde belleğe sahipti. İşlemcisi Amd mi olsun İntel mi diye tecrübeli arkadaşlara sordum ve forumlara baktım. Çoğunluğu İntel diyordu. Karar verdim. İntel işlemcili , en az 256 mb ekran kartı , 2 gb ram, çift çekirdek ve 2 ghz ve üstü işlemci hızı bana yeterliydi.

Sıra gelmişti hangi marka seçeceğime. O dönemde dolar fırlamıştı ve benim bilgisayar için vereceğim para maksimum 1600 Tl idi. Ben öğrenciyim para kazanmıyorum çalışmıyorum parayı babam verecek. Kredi Kartı hiç kullanmadı ve kullanmaz. Peşin veya taksitle ödeyecek. Artık hiçbir mağaza taksitleri öyle senetle felan yapmıyo mutlaka kredi kartı istiyo. Durum böyle olunca babamın arkadaşı devreye girdi.Vestel Mağazası sahibi ile de arkadaştı. Bir bakalım dedi. Ben normalde Vestel 'in dizüstü bilgisayar ürettiğini bile bilmiyordum. Önyargılı olmayayım diyerek tamam bakalım dedim. Hem sadece bakacaktık. Gittik. Ve evet daha önce hiç düşünmediğim bir bilgisayarı alarak çıktık mağazadan.

Aldık çünkü bu bilgisayarın özellikleri düşündüklerimin hepsinden daha iyiydi. 2,4 ghz işlemci hızı, 2 gb ram, 256 ekran kartı, çift çekirdek, 800 mhz fsb hızı vs. Ayrıca tanıdık olduğu için taksit yapıyorlardı. Normalde yapmadıkları birşeymiş. 2.400 tl den 1. 750 ye indiler. Normalde bu kadar inmezlermiş felan. Normalde bu özelliklere sahip bir bilgisayarı 1.750 ye alamazdım "o dönemde". Aklıma takılan tek şey "Vestel" di. "Vestel" ve "dizüstü" bana komik geliyordu. Vestel televizyon yapardı çamaşır makinası yapardı, buzdolabı yapardı ama dizüstü denilince benim aklıma "Vestel" gelmezdi. " Sony Vaio, Toshiba, MSI, Apple, Hp" gelirdi "Vestel" gelmezdi. "Dell, Lg, Exper, Acer , IBM, Asus" gelirdi ama " Vestel" gelmezdi. "Vestel yeni değil mi bu işlerde yani nasıl güvenebilirim ki ?" diye sorunca mağaza satış görevlisi onlarca şey sıraladı. " Yok hiçbir firmanın teknik servislerine Vestel'in ki kadar hızlı ulaşamazsınız da yok hiçbir firma size şu imkanları vermez de" bilmem ne bilmem ne.

Doğruydu Türkiyenin hemen hemen her yerinde servisleri vardı ama anladım ki bu olmak zorunda. Çünkü ürettikleri şeylerin mutlaka servis görmesi gerekiyor çok kısa bir süre sonra. Ayrıca Toshiba çamaşır makinası buzdolabı üretmediği için her ilde servis açmak zorunda değil. Benim dizüstü bilgisayarımı teslim ettiğim servis elemanı muhtemelen az önce bir çamaşır makinesinin rezistansını sökmüştü. Onlar o işlerden anlıyordu. Bilgisayar çok daha farklı bir alandı. Arızalanan ipad'ınızı teslim ettiğiniz adamın bir elinde "kurbağacık" olduğunu düşünün. Vestel'in "servis" kandırmacasına inanmamanız gerektiğini anlamışsınızdır umarım.

Öncelikle açık söyleyeyim sinirliyim, kızgınım. Çünkü kazıklanan bir insan ister "sakız" aldığında kazıklanmış olsun ister "araba" aldığında. Sonuçta kandırılmıştır ve "keriz yerine konulmuştur". Bazen insanlar keriz yerine konulduklarını kabullenmezler çünkü bu iyi birşey değildir. Keriz yerine konulmanın kendi beceriksizliği ve hatası olduğunu düşünürler evet bu yanlış değildir ama onu keriz yerine koyanların daha suçlu olduğunu düşünemezler. Bir alışverişte kandırılmışsan suçun yüzde 30 u sende yüzde 70 i kandırandadır. Ama kandırılan insanlar yüzde 30 luk suçunu örtmek için kandıranın yüzde 70 lik suçunu görmezden gelirler. Belki bir daha ordan alışveriş yapmazlar ama neden alışveriş yapmadıklarını da kimselere anlatmazlar. Çünkü "keriz" olduklarını kimsenin bilmesine gerek yokturdur.

Ben sadece kendimi düşünmüyorum burada. Kendi suçumu kabul ediyorum ama üstünü örtmüyorum. Çünkü başkalarını da uyarmak benim görevim. Daha nasıl keriz yerine konulduğumu anlatmadım ona birazdan gelicem. Önce neden en başta güvendim ve nasıl güvenerek suçlu duruma düştüm onu açıklayayım. Güvendim çünkü "Türk Malı" dedim. Kendi markamız dedim. Güvendim çünkü garanti verdiler referans gösterdiler. Güvendim çünkü o şubenin sahibi de saygı duyduğum bir abimin arkadaşıydı. Bir sorunla karşılaşırsak halledebilirdik. Ama bu sebeplerle güvenmiş olmam benim suçlu olduğum gerçeğini değiştirmez.

Şimdi geçelim kandırılma sürecime. Bilgisayarı aldığımın ikinci günü tatilim bitti ve ben okula döndüm. Daha adam akıllı kullanmamıştım bilgisayarı. Ama garip bişeyler vardı. Müthiş derecede yavaştı. Ödevleri yetiştirme derdine düşmüştüm. Bilgisayarda donmalar , uzun uzun yanıt vermemeler, ödevin ortasında kapanmalar. Neyse hemen servise götürdüm. Normalde ilk 30 gün içerisinde arızalaması halinde değiştirme hakkım vardı ama bu arıza muhtemelern yazılımsal bir hata diyerek bunu dile bile getirmedim. Servis benden aldı bilgisayarı- servis almıyor ben götürüyorum bu arada- ve ertesi gün aradılar. Gelin alın bilgisayarınızı. Gittim düzeldi mi dedim. Biz bir soruna rastlamadık dediler. Nasıl rastalamadınız bu çok yavaş, donuyo, kapanıyo vs dedim. Ama adamlar biz çalıştırdık herhangi bir sorun yok deyince ben de "iyi madem" diyerek eve gittim. Bozuk değilse ne güzel işte. Ama aynı şeyler olmaya devam ediyordu. Tekrar götürdüm. Bunu alın bi kaç gün kullanın bakın dedim. Tamam dediler. İki üç gün sonra almaya gittim. Baktınız mı dedim. Evet dediler dediğiniz sorunlar var. İyi o halde düzelttiniz mi bari? Yok yapmadık. Format atmamız lazım. Ama biz atarsak 40 tl alırız. Format servise dahil değil çünkü. Ben bilgisayar öğretmenliği okuyorum. Format atmakta ne var. Bir de 40 tl. Vay anasını sayın seyirciler. Ben atarım dedim. Aldım. Gittim verdikleri dvd ile atım formatı ama aynı hala. Götürdüm tekrar servise. Bi kaç gün sonra aradılar gelin alın dediler. Gittim. Bu arada servis merkezde ben ilçedeyim. Her gidiş gelişim 8 tl ye mal oluyo. Şu ana kadar 5 kez gittim ve bilgisayarı alalı 20 gün olmamıştı. Yaptınız mı dedim. Evet yaptık Bios'u güncelledik. dediler. Bu muydu yani. 3 - 4 gün boyunca yaptıkları tek şey 10 dakikalık bir Bios güncellemesiymiş. Düzelsin ve ben ödevlerimi yetiştireyim de önemli değil diyerek eve gittim. Komik gelecek size belki güleceksiniz ama durum aynıydı. Tekrar götürdüm. Düzelmemiş dedim. Aldılar bir hafta kadar ellerinde kaldı aldığımın 30 uncu günü aradılar gelin alın diye. Zaten final haftasıydı. Alıp memlekete dönecektim. Ama düzelmediyse vermeyin. Zaten 30 gün doldu. Benim elimde bir hafta durmadı bu alet. Düzelmediyse değişelim dedim. Yok düzeldi dediler. Aldım memlekete döndüm. Aynıydı. Memlekette götürdüm. Aradılar. Bişey yok dediler. Aldım. Aynıydı. Tekrar götürdüm. Aldılar iki ü gün sonra aradılar gelin alın dediler. Gittim aldım. Biosu güncelledik oldu dediler. Olmamıştı. Bi daha götürdüm. Format attılar vs. 40 gün içinde 8 9 kez götürmüştüm servise. Ama sorun devam ediyordu. Sorun vardı ve o kadar bariz di ki biz bulamadık demeleri bile sinir bozucuydu. Çünkü görememiş olmaları için bakmamış olmaları gerekiyordu. Bir keresinde biz inceledik bişey göremedik dediklerinde aldım bilgisayarı servise gittim ve müsade edin ben burda ödevimi tamamlayacam. Nasıl uhrevi bir mekansa burası benim bilgisayar burda çalışıyor. Yeriniz müsaitse burada çalışmak istiyorum dedim. Tamam dediler. Daha bilgisayarı açar açmaz "ses takılı kaldı, dondu". Bakın işte böyle oluyor deyince "Hımmm biz bi daha bakalım buna" dediler aldılar. Sinir bozucu tarafı bilgisayarı aldığınızdan beri kullanamıyorsunuz servislerde sürünüyorsunuz ve adamlar sizin yalancı olduğunuzu ima ediyor.

Bıktım usandım. Aldığım yere gittim. Durumu anlattım. Gülerek "Şimdi bilgisayarınız bozuk mu?" diye sordular. "Evet ama şimdi değil aldığımdan beri bu durum böyle" dedim. Hala gülerek "Siz onu servise götürün o halde" dediler. Ben de "Yani hep yaptığım şeyi bir daha mı yapayım.10 kez götürdüm zaten" dedim. onlar tekrar gülerek " Siz götürmeye devam edin onlar yapmak zorunda" dedi. Bakış açısına bakar mısınız? Adam müşteri açısından bakmıyo hala Vestel tarafından bakıyo olaya. "Onlar elbette ki yapmak zorunda ama ben bu bilgisayarı haftada bir kez götürmek zorunda mıyım?" dedim. Artık gülmüyorlardı. "Bizim yapacak bir şeyimiz yok. Biz sattık. Bundan sonraki herşey sizinle servis arasında. Biz satıcıyız" diyorlardı.


Aracı olan akrabamızla beraber tekrar mağazaya gittiğimizde. Benim bilgisayarı açtığımı (bildiğin civatalarını sökmek) iddia ettiler. Götürdüğüm ikinci servisten öyle söylenmiş ona. Birincisi ben açmamıştım ve iyice salak yerine koyuyorlardı bizi. İkincisi ilk servis bu bilgisayarı açmıştı zaten. Hem de kapatma düğmesinin kırarak. Ardı ardına suçlamalar geliyodu ama ikiincisi daha komikti. Bilgisayardan anlamadığımı sanıyordu galiba "Laf aramızda bilgisayarı çökertmişsiniz. Rica ettim servisten yardımcı oldular. Söylemeyecektim ama söylmek zorunda kaldım" dedi. Komedi gibi. Bilgisayardan asıl anlamayan kendisiymiş. Bilgisayarın çökmesinden anladığı ne merak ettim. Klavyenin makinenin içine gömülmesi gibi bişey sanıyo galiba. Çökme olayı yazılımsal bişey. Format atarsın başa döner herşey. Ben zaten kullanamamışım hiç, aldığım günden beri serviste adamın söylediklerine bak. En son " Bizi ilgilendirmez almasaydınız" dedi. Vestel alarak böyle aptalca bir duruma düşmeyi haketmiştik aslında. "Her yerden şikayet geliyor. İnsanlara bozuk mal satıyorsunuz" dediğimizde de. "Eeee bizim işimiz de bu. Satmak" dediler. Benim için bir markanın reklamlarda ne söylediği değil alışveriş yaptığım bir mağazasında bana yapılanlar önemlidir. Bir mağazasının anlayışı tüm şirketin anlayışını bakış açısını yansıtır. Vestel benim için bitmişti. Ben bir daha Vestel'in hiçbir ürününü kullanmam almam. Akrabalarıma arkadaşarıma da ondan uzak durmalarını söylüyorum. "Türk Malı" "Teknolojinin Türkçesi" , "Dost teknoloji" gibi sloganlara kanmamaları konusunda uyarıyorum. Bence reklamlarda "Türk Malı" ifadesi yasaklanmalı. Çünkü burada milli duyguların sömürülmesi ticarete alet edilmesi durumu var. Vestel herşeye el atıyor ama kaliteyi ihmal ediyor.Bu yazıyı bu kadar geç yazmamın bir sebebi de garanti süresinin dolmasını istemiş olmamdı. Zira kişisel bir çıkar için yaptığımı düşünmesin kimse. Kimsenin Vestel'in bilgisayarı değiştirmesi gibi bir amacımın olduğunu düşünmesini istemedim. Bu bilgisayar bende ve bu halde kullanmak istiyorum. Zaten satmaya satılmaz atmaya atılmaz.

Bilgisayarın tasarımına değinmek bile istemiyorum. Tam anlamıyla rezalet. Ses çıkışı bilgisayarın altında. Böyle bişey olabilir mi? Hoparlör olmadan bir film izlemeniz imkansız. Ordan gelen ses de zaten fanın çıkardığı sesin içinde kaybolup gidiyor. Zaten ben bu bilgisayarda video izleyemiyorum. İnternetten izlediğim videolarda değil ama bilgisayarda kayıtlı videolarda hemen bilgisayar kilitleniyor. Ve çözüm bulamadıkları sorun bu. Fan hiç durmadı hep çalışıyor. Hep ısınıyor buna rağmen. Batarya birinci yılında bir anda 15 dakikaya düştü. 6 aydan sonra bataryanın garantisi bitiyormuş. Çok güç tüketiyor batarya mı dayanır? 2 yıl doldu 15'e yakın servis macerası oldu. Son 7 -8 aydır durumu kabullendim.Bu şekilde kullanıyorum servise gitmiyorum. Yorulmuştum zaten. Oldu bi kere dedim. Bu da tecrübe oldu bana artık dedim ve kapattım konuyu.Ayrıca gittiğim hiçbir Vestel servisinde Vestel bilgisayar kullanılmıyordu. Vestel bilgisayarınızı götürdüğünüz Vestel servisinin Vestel bilgisayarlar kullanmıyor olması bile sizin kendinizi bir kez daha aptal hissetmenizi sağlıyor.

Kapattım ama sonra düşündüm. İnsanların gerçekleri anlaması için illa kandırılması mı gerekiyor diye. Ayrıca bugün insanlar almak istedikleri ürünleri googleda aratıp araştırıyor, kullanan kişilerden görüşler okuyor. Ben neden beni okuyan insanların kandırılmalarını engellemeyeyim ki. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum Vestel ürünleri almayacağım ve kullanmayacağım. Bazı ürünlerinin diğerleri kadar sorunlu olmaması umurumda bile değil. Ürünlerde sorun çıkabilir sonuçta insan yapımı. Ürünü arızalı çıkan tek marka Vestel değil. Ama bir markanın büyüklüğü, kaliteli mallar sattığı müşterilerine nasıl dost olduğuyla değil, arızalı mallar sattığı müşterilere nasıl bir tavır aldığıyla ölçülür. Uzun lafın kısası "Dost kazığı" yemek istemiyorsanız "Dost teknoloji" yalanlarına inanmayın. Bunu sadece ben söylemiyorum.Google'a "vestel almayın" yazarsanız buna benzer bir çok şikayet görebilirsiniz.
Bundan yaklaşık iki buçuk yıl önce bir dizüstü bilgisayar aldım. Sanırım bayram tatiliydi ve ben kısa süreliğine memlekete gitmiştim. O kısa süre içerisinde bilgisayarı almam gerekti çünkü "bilgisayar ve öğretim teknolojileri" okuyordum, ikinci sınıftaydım ve bilgisayar şarttı. Daha önce de alacağım bilgisayar hakkında bir kaç araştırma yapmıştım ama karar vermemiştim hiçbir şeye. Hangi marka hangi model ve ne tür özelliklere sahip olacağına henüz karar vermemiş olsam da artık bir kaç gün içinde bir bilgisayar almaya karar vermiştim. Araştırmalarımı yoğunlaştırdım. Öncelikle minimum özellikleri belirledim. İhtiyacımı karşılayacak bir bilgisayar olmalıydı çünkü. 2 gb ram yeterliydi en az 256 mb harici ekran kartı da işimi görürdü. Harddisk çok da önemli değildi zaten hemen hemen her bilgisayar 160 gb üzerinde belleğe sahipti. İşlemcisi Amd mi olsun İntel mi diye tecrübeli arkadaşlara sordum ve forumlara baktım. Çoğunluğu İntel diyordu. Karar verdim. İntel işlemcili , en az 256 mb ekran kartı , 2 gb ram, çift çekirdek ve 2 ghz ve üstü işlemci hızı bana yeterliydi.

Sıra gelmişti hangi marka seçeceğime. O dönemde dolar fırlamıştı ve benim bilgisayar için vereceğim para maksimum 1600 Tl idi. Ben öğrenciyim para kazanmıyorum çalışmıyorum parayı babam verecek. Kredi Kartı hiç kullanmadı ve kullanmaz. Peşin veya taksitle ödeyecek. Artık hiçbir mağaza taksitleri öyle senetle felan yapmıyo mutlaka kredi kartı istiyo. Durum böyle olunca babamın arkadaşı devreye girdi.Vestel Mağazası sahibi ile de arkadaştı. Bir bakalım dedi. Ben normalde Vestel 'in dizüstü bilgisayar ürettiğini bile bilmiyordum. Önyargılı olmayayım diyerek tamam bakalım dedim. Hem sadece bakacaktık. Gittik. Ve evet daha önce hiç düşünmediğim bir bilgisayarı alarak çıktık mağazadan.

Aldık çünkü bu bilgisayarın özellikleri düşündüklerimin hepsinden daha iyiydi. 2,4 ghz işlemci hızı, 2 gb ram, 256 ekran kartı, çift çekirdek, 800 mhz fsb hızı vs. Ayrıca tanıdık olduğu için taksit yapıyorlardı. Normalde yapmadıkları birşeymiş. 2.400 tl den 1. 750 ye indiler. Normalde bu kadar inmezlermiş felan. Normalde bu özelliklere sahip bir bilgisayarı 1.750 ye alamazdım "o dönemde". Aklıma takılan tek şey "Vestel" di. "Vestel" ve "dizüstü" bana komik geliyordu. Vestel televizyon yapardı çamaşır makinası yapardı, buzdolabı yapardı ama dizüstü denilince benim aklıma "Vestel" gelmezdi. " Sony Vaio, Toshiba, MSI, Apple, Hp" gelirdi "Vestel" gelmezdi. "Dell, Lg, Exper, Acer , IBM, Asus" gelirdi ama " Vestel" gelmezdi. "Vestel yeni değil mi bu işlerde yani nasıl güvenebilirim ki ?" diye sorunca mağaza satış görevlisi onlarca şey sıraladı. " Yok hiçbir firmanın teknik servislerine Vestel'in ki kadar hızlı ulaşamazsınız da yok hiçbir firma size şu imkanları vermez de" bilmem ne bilmem ne.

Doğruydu Türkiyenin hemen hemen her yerinde servisleri vardı ama anladım ki bu olmak zorunda. Çünkü ürettikleri şeylerin mutlaka servis görmesi gerekiyor çok kısa bir süre sonra. Ayrıca Toshiba çamaşır makinası buzdolabı üretmediği için her ilde servis açmak zorunda değil. Benim dizüstü bilgisayarımı teslim ettiğim servis elemanı muhtemelen az önce bir çamaşır makinesinin rezistansını sökmüştü. Onlar o işlerden anlıyordu. Bilgisayar çok daha farklı bir alandı. Arızalanan ipad'ınızı teslim ettiğiniz adamın bir elinde "kurbağacık" olduğunu düşünün. Vestel'in "servis" kandırmacasına inanmamanız gerektiğini anlamışsınızdır umarım.

Öncelikle açık söyleyeyim sinirliyim, kızgınım. Çünkü kazıklanan bir insan ister "sakız" aldığında kazıklanmış olsun ister "araba" aldığında. Sonuçta kandırılmıştır ve "keriz yerine konulmuştur". Bazen insanlar keriz yerine konulduklarını kabullenmezler çünkü bu iyi birşey değildir. Keriz yerine konulmanın kendi beceriksizliği ve hatası olduğunu düşünürler evet bu yanlış değildir ama onu keriz yerine koyanların daha suçlu olduğunu düşünemezler. Bir alışverişte kandırılmışsan suçun yüzde 30 u sende yüzde 70 i kandırandadır. Ama kandırılan insanlar yüzde 30 luk suçunu örtmek için kandıranın yüzde 70 lik suçunu görmezden gelirler. Belki bir daha ordan alışveriş yapmazlar ama neden alışveriş yapmadıklarını da kimselere anlatmazlar. Çünkü "keriz" olduklarını kimsenin bilmesine gerek yokturdur.

Ben sadece kendimi düşünmüyorum burada. Kendi suçumu kabul ediyorum ama üstünü örtmüyorum. Çünkü başkalarını da uyarmak benim görevim. Daha nasıl keriz yerine konulduğumu anlatmadım ona birazdan gelicem. Önce neden en başta güvendim ve nasıl güvenerek suçlu duruma düştüm onu açıklayayım. Güvendim çünkü "Türk Malı" dedim. Kendi markamız dedim. Güvendim çünkü garanti verdiler referans gösterdiler. Güvendim çünkü o şubenin sahibi de saygı duyduğum bir abimin arkadaşıydı. Bir sorunla karşılaşırsak halledebilirdik. Ama bu sebeplerle güvenmiş olmam benim suçlu olduğum gerçeğini değiştirmez.

Şimdi geçelim kandırılma sürecime. Bilgisayarı aldığımın ikinci günü tatilim bitti ve ben okula döndüm. Daha adam akıllı kullanmamıştım bilgisayarı. Ama garip bişeyler vardı. Müthiş derecede yavaştı. Ödevleri yetiştirme derdine düşmüştüm. Bilgisayarda donmalar , uzun uzun yanıt vermemeler, ödevin ortasında kapanmalar. Neyse hemen servise götürdüm. Normalde ilk 30 gün içerisinde arızalaması halinde değiştirme hakkım vardı ama bu arıza muhtemelern yazılımsal bir hata diyerek bunu dile bile getirmedim. Servis benden aldı bilgisayarı- servis almıyor ben götürüyorum bu arada- ve ertesi gün aradılar. Gelin alın bilgisayarınızı. Gittim düzeldi mi dedim. Biz bir soruna rastlamadık dediler. Nasıl rastalamadınız bu çok yavaş, donuyo, kapanıyo vs dedim. Ama adamlar biz çalıştırdık herhangi bir sorun yok deyince ben de "iyi madem" diyerek eve gittim. Bozuk değilse ne güzel işte. Ama aynı şeyler olmaya devam ediyordu. Tekrar götürdüm. Bunu alın bi kaç gün kullanın bakın dedim. Tamam dediler. İki üç gün sonra almaya gittim. Baktınız mı dedim. Evet dediler dediğiniz sorunlar var. İyi o halde düzelttiniz mi bari? Yok yapmadık. Format atmamız lazım. Ama biz atarsak 40 tl alırız. Format servise dahil değil çünkü. Ben bilgisayar öğretmenliği okuyorum. Format atmakta ne var. Bir de 40 tl. Vay anasını sayın seyirciler. Ben atarım dedim. Aldım. Gittim verdikleri dvd ile atım formatı ama aynı hala. Götürdüm tekrar servise. Bi kaç gün sonra aradılar gelin alın dediler. Gittim. Bu arada servis merkezde ben ilçedeyim. Her gidiş gelişim 8 tl ye mal oluyo. Şu ana kadar 5 kez gittim ve bilgisayarı alalı 20 gün olmamıştı. Yaptınız mı dedim. Evet yaptık Bios'u güncelledik. dediler. Bu muydu yani. 3 - 4 gün boyunca yaptıkları tek şey 10 dakikalık bir Bios güncellemesiymiş. Düzelsin ve ben ödevlerimi yetiştireyim de önemli değil diyerek eve gittim. Komik gelecek size belki güleceksiniz ama durum aynıydı. Tekrar götürdüm. Düzelmemiş dedim. Aldılar bir hafta kadar ellerinde kaldı aldığımın 30 uncu günü aradılar gelin alın diye. Zaten final haftasıydı. Alıp memlekete dönecektim. Ama düzelmediyse vermeyin. Zaten 30 gün doldu. Benim elimde bir hafta durmadı bu alet. Düzelmediyse değişelim dedim. Yok düzeldi dediler. Aldım memlekete döndüm. Aynıydı. Memlekette götürdüm. Aradılar. Bişey yok dediler. Aldım. Aynıydı. Tekrar götürdüm. Aldılar iki ü gün sonra aradılar gelin alın dediler. Gittim aldım. Biosu güncelledik oldu dediler. Olmamıştı. Bi daha götürdüm. Format attılar vs. 40 gün içinde 8 9 kez götürmüştüm servise. Ama sorun devam ediyordu. Sorun vardı ve o kadar bariz di ki biz bulamadık demeleri bile sinir bozucuydu. Çünkü görememiş olmaları için bakmamış olmaları gerekiyordu. Bir keresinde biz inceledik bişey göremedik dediklerinde aldım bilgisayarı servise gittim ve müsade edin ben burda ödevimi tamamlayacam. Nasıl uhrevi bir mekansa burası benim bilgisayar burda çalışıyor. Yeriniz müsaitse burada çalışmak istiyorum dedim. Tamam dediler. Daha bilgisayarı açar açmaz "ses takılı kaldı, dondu". Bakın işte böyle oluyor deyince "Hımmm biz bi daha bakalım buna" dediler aldılar. Sinir bozucu tarafı bilgisayarı aldığınızdan beri kullanamıyorsunuz servislerde sürünüyorsunuz ve adamlar sizin yalancı olduğunuzu ima ediyor.

Bıktım usandım. Aldığım yere gittim. Durumu anlattım. Gülerek "Şimdi bilgisayarınız bozuk mu?" diye sordular. "Evet ama şimdi değil aldığımdan beri bu durum böyle" dedim. Hala gülerek "Siz onu servise götürün o halde" dediler. Ben de "Yani hep yaptığım şeyi bir daha mı yapayım.10 kez götürdüm zaten" dedim. onlar tekrar gülerek " Siz götürmeye devam edin onlar yapmak zorunda" dedi. Bakış açısına bakar mısınız? Adam müşteri açısından bakmıyo hala Vestel tarafından bakıyo olaya. "Onlar elbette ki yapmak zorunda ama ben bu bilgisayarı haftada bir kez götürmek zorunda mıyım?" dedim. Artık gülmüyorlardı. "Bizim yapacak bir şeyimiz yok. Biz sattık. Bundan sonraki herşey sizinle servis arasında. Biz satıcıyız" diyorlardı.


Aracı olan akrabamızla beraber tekrar mağazaya gittiğimizde. Benim bilgisayarı açtığımı (bildiğin civatalarını sökmek) iddia ettiler. Götürdüğüm ikinci servisten öyle söylenmiş ona. Birincisi ben açmamıştım ve iyice salak yerine koyuyorlardı bizi. İkincisi ilk servis bu bilgisayarı açmıştı zaten. Hem de kapatma düğmesinin kırarak. Ardı ardına suçlamalar geliyodu ama ikiincisi daha komikti. Bilgisayardan anlamadığımı sanıyordu galiba "Laf aramızda bilgisayarı çökertmişsiniz. Rica ettim servisten yardımcı oldular. Söylemeyecektim ama söylmek zorunda kaldım" dedi. Komedi gibi. Bilgisayardan asıl anlamayan kendisiymiş. Bilgisayarın çökmesinden anladığı ne merak ettim. Klavyenin makinenin içine gömülmesi gibi bişey sanıyo galiba. Çökme olayı yazılımsal bişey. Format atarsın başa döner herşey. Ben zaten kullanamamışım hiç, aldığım günden beri serviste adamın söylediklerine bak. En son " Bizi ilgilendirmez almasaydınız" dedi. Vestel alarak böyle aptalca bir duruma düşmeyi haketmiştik aslında. "Her yerden şikayet geliyor. İnsanlara bozuk mal satıyorsunuz" dediğimizde de. "Eeee bizim işimiz de bu. Satmak" dediler. Benim için bir markanın reklamlarda ne söylediği değil alışveriş yaptığım bir mağazasında bana yapılanlar önemlidir. Bir mağazasının anlayışı tüm şirketin anlayışını bakış açısını yansıtır. Vestel benim için bitmişti. Ben bir daha Vestel'in hiçbir ürününü kullanmam almam. Akrabalarıma arkadaşarıma da ondan uzak durmalarını söylüyorum. "Türk Malı" "Teknolojinin Türkçesi" , "Dost teknoloji" gibi sloganlara kanmamaları konusunda uyarıyorum. Bence reklamlarda "Türk Malı" ifadesi yasaklanmalı. Çünkü burada milli duyguların sömürülmesi ticarete alet edilmesi durumu var. Vestel herşeye el atıyor ama kaliteyi ihmal ediyor.Bu yazıyı bu kadar geç yazmamın bir sebebi de garanti süresinin dolmasını istemiş olmamdı. Zira kişisel bir çıkar için yaptığımı düşünmesin kimse. Kimsenin Vestel'in bilgisayarı değiştirmesi gibi bir amacımın olduğunu düşünmesini istemedim. Bu bilgisayar bende ve bu halde kullanmak istiyorum. Zaten satmaya satılmaz atmaya atılmaz.

Bilgisayarın tasarımına değinmek bile istemiyorum. Tam anlamıyla rezalet. Ses çıkışı bilgisayarın altında. Böyle bişey olabilir mi? Hoparlör olmadan bir film izlemeniz imkansız. Ordan gelen ses de zaten fanın çıkardığı sesin içinde kaybolup gidiyor. Zaten ben bu bilgisayarda video izleyemiyorum. İnternetten izlediğim videolarda değil ama bilgisayarda kayıtlı videolarda hemen bilgisayar kilitleniyor. Ve çözüm bulamadıkları sorun bu. Fan hiç durmadı hep çalışıyor. Hep ısınıyor buna rağmen. Batarya birinci yılında bir anda 15 dakikaya düştü. 6 aydan sonra bataryanın garantisi bitiyormuş. Çok güç tüketiyor batarya mı dayanır? 2 yıl doldu 15'e yakın servis macerası oldu. Son 7 -8 aydır durumu kabullendim.Bu şekilde kullanıyorum servise gitmiyorum. Yorulmuştum zaten. Oldu bi kere dedim. Bu da tecrübe oldu bana artık dedim ve kapattım konuyu.Ayrıca gittiğim hiçbir Vestel servisinde Vestel bilgisayar kullanılmıyordu. Vestel bilgisayarınızı götürdüğünüz Vestel servisinin Vestel bilgisayarlar kullanmıyor olması bile sizin kendinizi bir kez daha aptal hissetmenizi sağlıyor.

Kapattım ama sonra düşündüm. İnsanların gerçekleri anlaması için illa kandırılması mı gerekiyor diye. Ayrıca bugün insanlar almak istedikleri ürünleri googleda aratıp araştırıyor, kullanan kişilerden görüşler okuyor. Ben neden beni okuyan insanların kandırılmalarını engellemeyeyim ki. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum Vestel ürünleri almayacağım ve kullanmayacağım. Bazı ürünlerinin diğerleri kadar sorunlu olmaması umurumda bile değil. Ürünlerde sorun çıkabilir sonuçta insan yapımı. Ürünü arızalı çıkan tek marka Vestel değil. Ama bir markanın büyüklüğü, kaliteli mallar sattığı müşterilerine nasıl dost olduğuyla değil, arızalı mallar sattığı müşterilere nasıl bir tavır aldığıyla ölçülür. Uzun lafın kısası "Dost kazığı" yemek istemiyorsanız "Dost teknoloji" yalanlarına inanmayın. Bunu sadece ben söylemiyorum.Google'a "vestel almayın" yazarsanız buna benzer bir çok şikayet görebilirsiniz.

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"