Başka şarkı yok 3

Başka bir şarkı yok
Başka bir şarkı yok 2

"Git" demenin zorluğunu anlatmıştım size. O tek bir kelimenin geçtiği yerleri paramparça ettiğini eklemiştim. Aynı konu etrafında ama çerçeveyi biraz daha genişleterek devam etmek istiyorum izninizle. Bir kelimenin bu derece etkili olması aslında onun geldiği yer ile alakalıdır. Malumunuz üzere bir kelimeyi oluşturmak için ses tellerimizi kullanırız. Ses tellerimizin titremesine ağız ve dudak hareketlerimiz eklenince ses ortaya çıkar. Ancak bir kelimenin doğduğu yer burası değildir. Ses bir araçtır aynı dil gibi, lisanlar gibi. Bu araçları kullanarak da kendimizi ifade ederiz. "Kelimenin geldiği yer" dediğim noktada bu küçük açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim. O zaman o bir kelimenin ortaya çıktığı noktayı tespit etmek biraz daha zorlaşacaktır. Ses tellerine titreme emri veren beyine kadar gidip oradan da beyinin içini incelemek gerekmektedir. Ancak atalarımız bütün bu bilimsel araştırmaları yapmayıp duygusal olayları kalbe, mantıksalları da beyine bağlamıştır. Bu bağlamda "git kelimesinin" kalpten çıktığını söyleyebiliriz.

Kelimenin yolculuğu boyunca geçtiği her yeri paramparça ettiğini söylemiştim. Başlangıç noktası kalp ise önce orası parçalanmaya başlar. Sonra damarlara ve oradan boğaza kadar devam eder. Aynı zamanda akciğerler patlayacakmış gibi olur. Bir sonraki aşamada gözlerin etrafı kızarmaya başlar ve hafifçe ıslanır. Bu noktada henüz kelime söylenmemiştir. O an yaklaşana kadar akciğerlerdeki baskı giderek artar, boğazda bir yumru oluşur ve nefes almayı engeller.  Kalbin atış hızı yükselir ve ve ritim bozulur. Bu etkilere bakarak atalarımız kalp ile bağdaştırmıştır bu duyguları. Nasıl ki kelimeler birer sembol ise kalp aynı şekilde bir semboldür.

Peki neden zordur "git" demek? Bunu anlatmak için biraz kelimeyi incelemek lazım. "Git" www.tdk.gov.tr de "2.(-den) Bir yerden veya bir işten ayrılmak" anlamında kullanılmıştır. Yani birisine "git" diyorsak eğer bu "benden git" anlamına gelir. Burada dikkat çekmek istediğim bir kaç nokta var;

İlki bunu karşı taraftan istemek. Kelimeyi söyleyen kişi de karşı taraftan gidebilir. Ancak burada öyle bir durum vardır ve bir "gidememe" oluşmuştur. Bu yüzden de karşı tarafa "benden git, çünkü ben senden gidemiyorum" demek zorunda kalır tek bir kelime ile.

İkinci olarak geçen yazımda anlattığım o boşluk vardır. Öyle büyük bir yokluktur ki bu insan onun oluşmasını sağlayabilecek bir harekette bulunmakta zorlanır. Bu sebeple de karşı tarafa "git" denir. İnsanın bilerek acı çekmemesi gibidir. Ancak karşı taraf ona acı çektirebilir. "Sen gittiği zaman bir boşluk oluşacak buna katlanabilirim ama bu boşluk benim yüzümden oluşursa buna katlanamam" demektir aynı zamanda.

Üç, dört, belki onlarca başka anlamı da vardır o küçük kelimenin. Ancak bunların değişkenliği daha fazladır. Durum, şartlara, mevsime göre farklılaşır. Elbette içlerinde bazıları vardır ki söylemeden geçemeyeceğim. "Git, ben seni mutlu edemiyorum." sıkça kullandığımız bir tabirdir bu. Söylemin ardında aslında bir çok şey yatıyor olabilir. Basit ve komik bir ayrılık bahanesinden tutun "senin mutluluğun için ben sensizliği göze aldım"a kadar çeşitli nedenlerden söylenebilir. "Git çünkü bizim bir geleceğimiz yok" yine benzer bir anlam taşır; sana değer veriyorum, seni önemsiyorum ama böyle olmak zorunda çünkü bizim bir geleceğimiz yok.

Anlatmakla bitiremeyeceğin sayıda farklı sebebi vardır o tek bir kelimenin. Ancak benim anlatmak istediğim kalpten çıkan ve geçtiği her yeri paramparça eden kelimelerdir. Bunların genel bir özelliği vardır ve  o da "sen git ve ben sonucuna katlanmaya niyetliyim"dir. Daha önce de söylediğim gibi zordur o kelimeyi söylemek. Onca acı arasından, boğaza oturan o yumruyu göz ardı edip söylemek daha da zordur. Sonrası mı zamanla azalır acı, boşluk hep kalır ama görmezden geliriz onu, açılan her yara bir yere kadar iyileşir.

Daha önce de söylediğim gibi "git" demek aslında "başka birini sevmem zaman alacak" demektir. Bazı kelimeler var söylememeyi dilersiniz ama başka şansınız kalmaz bazen. "Git" bunlardan biridir ve nedense çok söyler olduk bu kelimeleri...


Başka bir şarkı yok
Başka bir şarkı yok 2

"Git" demenin zorluğunu anlatmıştım size. O tek bir kelimenin geçtiği yerleri paramparça ettiğini eklemiştim. Aynı konu etrafında ama çerçeveyi biraz daha genişleterek devam etmek istiyorum izninizle. Bir kelimenin bu derece etkili olması aslında onun geldiği yer ile alakalıdır. Malumunuz üzere bir kelimeyi oluşturmak için ses tellerimizi kullanırız. Ses tellerimizin titremesine ağız ve dudak hareketlerimiz eklenince ses ortaya çıkar. Ancak bir kelimenin doğduğu yer burası değildir. Ses bir araçtır aynı dil gibi, lisanlar gibi. Bu araçları kullanarak da kendimizi ifade ederiz. "Kelimenin geldiği yer" dediğim noktada bu küçük açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim. O zaman o bir kelimenin ortaya çıktığı noktayı tespit etmek biraz daha zorlaşacaktır. Ses tellerine titreme emri veren beyine kadar gidip oradan da beyinin içini incelemek gerekmektedir. Ancak atalarımız bütün bu bilimsel araştırmaları yapmayıp duygusal olayları kalbe, mantıksalları da beyine bağlamıştır. Bu bağlamda "git kelimesinin" kalpten çıktığını söyleyebiliriz.

Kelimenin yolculuğu boyunca geçtiği her yeri paramparça ettiğini söylemiştim. Başlangıç noktası kalp ise önce orası parçalanmaya başlar. Sonra damarlara ve oradan boğaza kadar devam eder. Aynı zamanda akciğerler patlayacakmış gibi olur. Bir sonraki aşamada gözlerin etrafı kızarmaya başlar ve hafifçe ıslanır. Bu noktada henüz kelime söylenmemiştir. O an yaklaşana kadar akciğerlerdeki baskı giderek artar, boğazda bir yumru oluşur ve nefes almayı engeller.  Kalbin atış hızı yükselir ve ve ritim bozulur. Bu etkilere bakarak atalarımız kalp ile bağdaştırmıştır bu duyguları. Nasıl ki kelimeler birer sembol ise kalp aynı şekilde bir semboldür.

Peki neden zordur "git" demek? Bunu anlatmak için biraz kelimeyi incelemek lazım. "Git" www.tdk.gov.tr de "2.(-den) Bir yerden veya bir işten ayrılmak" anlamında kullanılmıştır. Yani birisine "git" diyorsak eğer bu "benden git" anlamına gelir. Burada dikkat çekmek istediğim bir kaç nokta var;

İlki bunu karşı taraftan istemek. Kelimeyi söyleyen kişi de karşı taraftan gidebilir. Ancak burada öyle bir durum vardır ve bir "gidememe" oluşmuştur. Bu yüzden de karşı tarafa "benden git, çünkü ben senden gidemiyorum" demek zorunda kalır tek bir kelime ile.

İkinci olarak geçen yazımda anlattığım o boşluk vardır. Öyle büyük bir yokluktur ki bu insan onun oluşmasını sağlayabilecek bir harekette bulunmakta zorlanır. Bu sebeple de karşı tarafa "git" denir. İnsanın bilerek acı çekmemesi gibidir. Ancak karşı taraf ona acı çektirebilir. "Sen gittiği zaman bir boşluk oluşacak buna katlanabilirim ama bu boşluk benim yüzümden oluşursa buna katlanamam" demektir aynı zamanda.

Üç, dört, belki onlarca başka anlamı da vardır o küçük kelimenin. Ancak bunların değişkenliği daha fazladır. Durum, şartlara, mevsime göre farklılaşır. Elbette içlerinde bazıları vardır ki söylemeden geçemeyeceğim. "Git, ben seni mutlu edemiyorum." sıkça kullandığımız bir tabirdir bu. Söylemin ardında aslında bir çok şey yatıyor olabilir. Basit ve komik bir ayrılık bahanesinden tutun "senin mutluluğun için ben sensizliği göze aldım"a kadar çeşitli nedenlerden söylenebilir. "Git çünkü bizim bir geleceğimiz yok" yine benzer bir anlam taşır; sana değer veriyorum, seni önemsiyorum ama böyle olmak zorunda çünkü bizim bir geleceğimiz yok.

Anlatmakla bitiremeyeceğin sayıda farklı sebebi vardır o tek bir kelimenin. Ancak benim anlatmak istediğim kalpten çıkan ve geçtiği her yeri paramparça eden kelimelerdir. Bunların genel bir özelliği vardır ve  o da "sen git ve ben sonucuna katlanmaya niyetliyim"dir. Daha önce de söylediğim gibi zordur o kelimeyi söylemek. Onca acı arasından, boğaza oturan o yumruyu göz ardı edip söylemek daha da zordur. Sonrası mı zamanla azalır acı, boşluk hep kalır ama görmezden geliriz onu, açılan her yara bir yere kadar iyileşir.

Daha önce de söylediğim gibi "git" demek aslında "başka birini sevmem zaman alacak" demektir. Bazı kelimeler var söylememeyi dilersiniz ama başka şansınız kalmaz bazen. "Git" bunlardan biridir ve nedense çok söyler olduk bu kelimeleri...


BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"