Şahsında bütün öküzlere kaldırıyorum kadehimi


8 Mart dünya kadınlar gününü kutladığım dostlardan birinden bir mail geldi. Cüretine hayran olduğum gibi bir de cesaretimi sınayıp "sıkıyorsa yayınla" demeye getirmiş. Virgülüne dokunmadan yayınlıyorum.

Sevgili İbrahim.
Öncelikle 8 Mart dolayısı ile bile olsa bir kadın olarak beni hatırladığın için teşekkür etmek isterdim ama içimden ve senin gibilere öylesine öfke doluyumki kusura bakma bunu yapamayacağım.

Bir kadın olarak doğum günleri, evlilik yıldönümleri bir de yalancı meme gibi 8 Mart kadınlar gününde hatırlanıyor olmak koyuyor açıkçası. Siz erkekler peşimizden koşarken, arkamızdan dil dökerken pek bir zekisiniz maşallah. Ancak istediğinizi aldıktan sonra unutmakta da üstünüze yok. Doğum günümüzü hatırlıyor olmanız bile bir lütuf gibi geliyor size.

Dünyada kadının çilesini falan anlatıp feministlik yapacak değilim. Biliyorum ki siz erkekler feministliği de bize bırakmazsınız. Bir şekilde bize yanaşmak için yapamayacağınız yalakalık yok. Bakıyorum da dünya da kadın hareketlerinde bile başı nedense erkekler çekiyor. Oysa ezilen, horlanan, aşağılan hep kadın. Tecavüze uğrayan, baskı şiddet gören hep kadın.

Ülkemizde töre cinayetleri, namus cinayetleri, ensest, sübyancılık konularında orta sayfa haberleri ile yarışacak da değilim. Hepsi sizin gibi öküzlerin sakat bakış açısından kaynaklanmıyor mu? Hangi aşağılık baba küçük kızım beni tahrik etti diyebilir? Ama mahkeme çıkıp diyebiliyor değil mi. Hangi rezil insan öz kızını kümesin altına gömebilir ama gömüyorsunuz değil mi? Tecavüze uğrayan kadınlar, suçlu ilan edilen yine kadınlar. Geçtim bunları bir kalem. Bu yazgı korkarım hiç değişmeyecek. Kadının çilesi bitmeyecek.

Anneniz, bacılarınız başınızın tacı ama yoldan geçen bir kadın gördünüz mü, kıçına başına bakıp laf atmaktan taciz etmekten vazgeçmiyorsunuz değil mi? Kadına mal ya da eşya gibi bakmaktan. Gerektiğinde kullanıp atmaktan geri durmuyorsunuz. Ekonomik özgürlüğünü kazanmasına, sizden eğitimli, kültürlü bilgili olmasına katlanamıyorsunuz değil mi?

Evlerinizde ahçınız, bulaşıkçınız biziz. Hasta olsanız hasta bakıcınız. Çayı koymak, sofrayı hazırlamak hanginizin aklına ne zaman geliyor? Ne zaman elinizde (bir suçunuz yoksa ya da bir beklentiniz yoksa) bir sinema bileti, bir demet çiçek ile geldiniz kapımıza. Ne zaman arayıp sordunuz, sevgilisiz kalmadıkça. Hadi çekinmeyin itiraf edin. Bırakın çiçek getirmeyi, yiyeceği salatanın marulunu pazardan alıp, akşama salatayı bari ben hazırlayayım diyen kaç kişi var içinizde?

8 Mart dünya kadınlar gününde mi aklına geldim senin mesela? Hasta mıydım? Aradın sordun mu. Sen gittikten sonra ne acılar çektim umursadın mı? Ya bir kaza geçirseydim? Ya bir köşede cesedimi bulsalardı? Bir öküzün tecavüzüne uğramış olsaydım. Umrunda mıydı? Kaç gün ağlardın arkamdan sahi? Kendi çapkınlığını umursamayıp, tecavüze uğradı diye sevgilisini, nişanlısını, karısını terkeden öküzler yok mu sanki içinizde?

Alınma ama senin gibi ağzı laf yapan adamların yüreği nerde onu da merak ediyorum. İnsan seviyorsa sahip çıkar, benimsin dediği kadar seninim demeyi de becerir. En ufak zorlukta sıvışıp, en ufak dargınlıkta küserek başka kollarda teselli aramaz. Bir kadını sadece 8 Mart'ta hatırlamanın Mart'tan marta azıp ta sevişme derdine düşen mart kedilerinin davranışlarından ne farkı kalır? Ne oldu cicim? Sevgilinle mi darıldın da ben aklına geldim. Siz erkekler en ufak bir mesajınızda hemen gel kollarıma dememizi mi bekliyorsunuz?

Oysa sizi doğurup, büyüten analar da biziz. Çocuklarınızın kahrını çeken de. Koynunuza giren sevgililer de biziz. Peşimizden yanık türküler yaktığınız, uğrumuza (sözde) aşk acısı çektiğiniz. Bizim için birbirinizle kavgalar edip savaştığınız ve ne yazık ki istediğinize ulaştıktan sonra bir köşeye attığınız. Ulaşamadığınızda her türlü pisliği atmaktan, yaftalayıp damgalamaktan çekinmediğiniz de biziz, biz kadınlarız.

Kusura bakma İbrahimciğim. Bir ara dünya erkekler gününde ben de seni hatırlarım. Belki sevgililerim terkeder. Belki ben de sana iki şiir, bir kaç güzel söz söylerim. Çiçek alır kapına dayanırım senede bir gün. Sonra mart kedileri gibi sevişir unuturum bir dahaki 8 mart abazan bayramına kadar. Doğum gününü outlooka kaydettim artık hatırlarım. Telefonunu silmiştim. Bi çaldır kapa ben seni ararım.

Hadi öptüm İbrahimciğim senin ve senin gibi tüm öküzlerin 8 Mart kadın tavlama gününü kutlarım.

Seni çok seven
Leyla Metin

(kahretsin biz kadınlar yine unutamıyoruz değil mi?)


8 Mart dünya kadınlar gününü kutladığım dostlardan birinden bir mail geldi. Cüretine hayran olduğum gibi bir de cesaretimi sınayıp "sıkıyorsa yayınla" demeye getirmiş. Virgülüne dokunmadan yayınlıyorum.

Sevgili İbrahim.
Öncelikle 8 Mart dolayısı ile bile olsa bir kadın olarak beni hatırladığın için teşekkür etmek isterdim ama içimden ve senin gibilere öylesine öfke doluyumki kusura bakma bunu yapamayacağım.

Bir kadın olarak doğum günleri, evlilik yıldönümleri bir de yalancı meme gibi 8 Mart kadınlar gününde hatırlanıyor olmak koyuyor açıkçası. Siz erkekler peşimizden koşarken, arkamızdan dil dökerken pek bir zekisiniz maşallah. Ancak istediğinizi aldıktan sonra unutmakta da üstünüze yok. Doğum günümüzü hatırlıyor olmanız bile bir lütuf gibi geliyor size.

Dünyada kadının çilesini falan anlatıp feministlik yapacak değilim. Biliyorum ki siz erkekler feministliği de bize bırakmazsınız. Bir şekilde bize yanaşmak için yapamayacağınız yalakalık yok. Bakıyorum da dünya da kadın hareketlerinde bile başı nedense erkekler çekiyor. Oysa ezilen, horlanan, aşağılan hep kadın. Tecavüze uğrayan, baskı şiddet gören hep kadın.

Ülkemizde töre cinayetleri, namus cinayetleri, ensest, sübyancılık konularında orta sayfa haberleri ile yarışacak da değilim. Hepsi sizin gibi öküzlerin sakat bakış açısından kaynaklanmıyor mu? Hangi aşağılık baba küçük kızım beni tahrik etti diyebilir? Ama mahkeme çıkıp diyebiliyor değil mi. Hangi rezil insan öz kızını kümesin altına gömebilir ama gömüyorsunuz değil mi? Tecavüze uğrayan kadınlar, suçlu ilan edilen yine kadınlar. Geçtim bunları bir kalem. Bu yazgı korkarım hiç değişmeyecek. Kadının çilesi bitmeyecek.

Anneniz, bacılarınız başınızın tacı ama yoldan geçen bir kadın gördünüz mü, kıçına başına bakıp laf atmaktan taciz etmekten vazgeçmiyorsunuz değil mi? Kadına mal ya da eşya gibi bakmaktan. Gerektiğinde kullanıp atmaktan geri durmuyorsunuz. Ekonomik özgürlüğünü kazanmasına, sizden eğitimli, kültürlü bilgili olmasına katlanamıyorsunuz değil mi?

Evlerinizde ahçınız, bulaşıkçınız biziz. Hasta olsanız hasta bakıcınız. Çayı koymak, sofrayı hazırlamak hanginizin aklına ne zaman geliyor? Ne zaman elinizde (bir suçunuz yoksa ya da bir beklentiniz yoksa) bir sinema bileti, bir demet çiçek ile geldiniz kapımıza. Ne zaman arayıp sordunuz, sevgilisiz kalmadıkça. Hadi çekinmeyin itiraf edin. Bırakın çiçek getirmeyi, yiyeceği salatanın marulunu pazardan alıp, akşama salatayı bari ben hazırlayayım diyen kaç kişi var içinizde?

8 Mart dünya kadınlar gününde mi aklına geldim senin mesela? Hasta mıydım? Aradın sordun mu. Sen gittikten sonra ne acılar çektim umursadın mı? Ya bir kaza geçirseydim? Ya bir köşede cesedimi bulsalardı? Bir öküzün tecavüzüne uğramış olsaydım. Umrunda mıydı? Kaç gün ağlardın arkamdan sahi? Kendi çapkınlığını umursamayıp, tecavüze uğradı diye sevgilisini, nişanlısını, karısını terkeden öküzler yok mu sanki içinizde?

Alınma ama senin gibi ağzı laf yapan adamların yüreği nerde onu da merak ediyorum. İnsan seviyorsa sahip çıkar, benimsin dediği kadar seninim demeyi de becerir. En ufak zorlukta sıvışıp, en ufak dargınlıkta küserek başka kollarda teselli aramaz. Bir kadını sadece 8 Mart'ta hatırlamanın Mart'tan marta azıp ta sevişme derdine düşen mart kedilerinin davranışlarından ne farkı kalır? Ne oldu cicim? Sevgilinle mi darıldın da ben aklına geldim. Siz erkekler en ufak bir mesajınızda hemen gel kollarıma dememizi mi bekliyorsunuz?

Oysa sizi doğurup, büyüten analar da biziz. Çocuklarınızın kahrını çeken de. Koynunuza giren sevgililer de biziz. Peşimizden yanık türküler yaktığınız, uğrumuza (sözde) aşk acısı çektiğiniz. Bizim için birbirinizle kavgalar edip savaştığınız ve ne yazık ki istediğinize ulaştıktan sonra bir köşeye attığınız. Ulaşamadığınızda her türlü pisliği atmaktan, yaftalayıp damgalamaktan çekinmediğiniz de biziz, biz kadınlarız.

Kusura bakma İbrahimciğim. Bir ara dünya erkekler gününde ben de seni hatırlarım. Belki sevgililerim terkeder. Belki ben de sana iki şiir, bir kaç güzel söz söylerim. Çiçek alır kapına dayanırım senede bir gün. Sonra mart kedileri gibi sevişir unuturum bir dahaki 8 mart abazan bayramına kadar. Doğum gününü outlooka kaydettim artık hatırlarım. Telefonunu silmiştim. Bi çaldır kapa ben seni ararım.

Hadi öptüm İbrahimciğim senin ve senin gibi tüm öküzlerin 8 Mart kadın tavlama gününü kutlarım.

Seni çok seven
Leyla Metin

(kahretsin biz kadınlar yine unutamıyoruz değil mi?)

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.