* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

BLOGUMA DOKUNMA!

Burası benim evim. Yaklaşık 2.5 sene olmuş taşınalı. Bir güzel yerleşmişim, emek vermişim, varolanların yerlerini değiştirip yeni yeni eşyalar yerleştirmişim, bir sürü misafir ağırlamışım, kimisinde bir kahve içimlik, kimisinde uzun sohbetler eşliğinde kendiminki gibi bir sürü eve misafir edilmişim. Yaşayıp gidiyorum işte böyle kendimce. Derken birgün evime geliyorum, anahtarımı kilide takıyorum ama dönmüyor. Kapı açılmıyor bir türlü. Pek beceriksizim ya bu konularda, söylene söylene birkaç kere daha deniyorum ama yok, her yer kapı duvar. Kendi evime giremiyorum. Sonra kapının altında bir zarf buluyorum. Ve içinde hiçbir açıklama olmadan “artık evime giremeyeceğim” yazıyor. Hiçbir şey anlamadığım için şaşkınlıkla sağa sola, arkadaşlarıma danışıyorum ve onlarında aynı durumdan muzdarip olduğunu öğreniyorum; kimse evine giremiyor. Sonradan “birkaç kişinin vermiş olduğu rahatsızlıktan ötürü” evlerimize alınmadığımız haberi ulaşıyor bizlere. Evet evet sadece “birkaç kişinin hatası” herkese mal ediliyor. Burada mantık nerede?

Kapının kilidini değiştirip, camı kırıp, arka bahçeden dolanıp evime tekrar girebilir, misafirlerimi, arkadaşlarımı bu şekilde konuk edebilirim. Ya da pılımı pırtımı toplayıp başka bir adrese taşınabilirim elbette. Bunlar olası çözümler. Ama çözüm dediğin bir sorun karşısında üretilmez mi? Burada bir sorun olduğu belli ama sorun ben değilsem, benden kaynaklanmıyorsa neden ben kendi evime girmek konusunda böylesine çözümler aramak zorunda bırakılıyorum ki?

Sahi bunun açıklaması nedir? Sadece okuduğumuz, yazdığımız, kendi kendimize karaladığımız, bununla yetinmeyip bu sayfaları “günce” kavramından çıkarıp da, fikirlerimizi, duygularımızı, anılarımızı, deneyimlerimizi paylaştığımız, kurulan bağlarla ve yapılan organizasyonlarla anadolu’da kız çocuklarımızı okuttuğumuz, İzmir’de diktiğimiz fidanlarla kendi adımızı verdiğimiz bir orman sahibi olduğumuz, hasta çocuğu için madden ve manen yapacak hiçbir şeyi kalmadığından son çare olarak bu sayfalar üzerinden bizden yardım eli isteyen bir babanın çığlığı olup yardım edebilmek amaçlı çırpındığımız blog sayfalarımız hangi nedenden ötürü ve hangi hakla karartılabilir? En doğal, en basit, en insani hakkımız olan “iletişim hakkımız” nasıl elimizden alınabilir?

Farkında mısınız sansürlenen, karartılan, elimizden alınan sadece blog sayfalarımız değil aslında, hayatımız ve hatta insanlığımız. Peki aydınlık için artık birşeyler yapmamız gerekmez mi???




*25/10/2008 tarihinde Digitürk’ün başvurusu ile Diyarbakır 1.Sulh Ceza Mahkemesi’nin aldığı bir kararla, korsan olarak yapılan maç yayınlarını engelleme gerekçesi öne sürülerek BLOGGER.COM Türk blog yazarları için yasaklanmıştı. Bu yazı da, bir süre sonra kaldırılan o yasağa istinaden, ilk olarak o dönemde 28/10/2008 tarihinde http://www.beenmaya.blogspot.com/ sayfamda yayınlanmıştı. Yazık ki geçen onca zamana rağmen zihniyetlerde hiçbir değişiklik olmamış ki benzer gerekçeler öne sürülerek BLOGSPOT.COM yine yasaklanmış durumda. Hem de sayfanızı açtığınızda gördüğünüz “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” şeklindeki kocaman bir yazıyla. Bu engel hangi suçuma dair ve hangi hakla diye sorarak ekliyorum ben de; BLOGUMA DOKUNMA!

Bizi de Okusana ;) × +