Dışarıda hayat çok renklidir


B
akıyorum da internet aleminde de fikri sabit olanlarımızın oranı bir hayli yüksek, bir şeye ya ak, ya da kara diyenlerin sayısı bir hayli var. Tıpkı farklılığını vurgulayarak bir kimlik vurgusu yapmak isteyen ama kendi düşüncesinden olmayanlara saygı göstermeyen bazı ayrılılıkçılar gibiyiz.


H
epimiz yadsınamaz derecede kendi renklerimizin fanatiğiyiz. Dünya görüşümüz, siyasi görüşümüz, futbol takımımız yemek ve giyim ve müzik tercihlerimiz için bile bu böyle. Demokrasiyi bile sadece kendi özgürlük alanımız olarak tanımlamaya meyilliyiz.


O
ysa dışarıda hayat çok renklidir. Bırakın insanı, hayvanlar içinde bile sadece köpekler renk körüdür. O da gri tonlarını farkeder yine de. Siyah beyazın tamamlayıcısıdır ve ışığın olmama haline karanlık dendiği gibi renksizliğin rengine de siyah denir. Gecenin varlığı gündüzün (ışığın) yokluğundandır. Hüznü var yapan mutluluğun yokluğudur.

Kendi kendinize depresyonda olduğunuzu hissediyor, bir türlü üzüntünün pençesinden kurtulamıyorsanız, hayatınıza ne zaman mutluluk katan bir olay yaşadığınızı düşünün. Bulabiliyorsanız ona tutunun, bulamıyorsanız, bu kez de sorunun kaynağını buldunuz demektir. Sevinin.


S
iyah ötekileştirmenin rengidir. Başkalaştırmanın. Siyaha kendi başına çok anlam yükleyemezsiniz. Siyah bir elbiseyi çekici kılan, çevresindeki diğer renkler ve özellikle beyazdır. Yoksa gece siyah giymiş bir zencinin beyaz yakalı bir gömleği yoksa, karanlıkta o da yoktur.

Tüm renkler gün ışığından ayrışır ama siyah değil. Çünkü siyah bir renk değildir. Renksizliğin ta kendisidir...

Ben şahsen (hayatın hiçbir yerinde hoşgörüyü yeterince yerleştirememiş bir ülkenin insanları olarak) en azından sanal alemde kendi düşüncemizden olmayanlara karşı biraz daha esnek olmamız gerektiğini düşünüyorum. Keşke tersi de mümkün olsa, sadece burada fanatik olup, gerçek hayata daha özgürlükçü ve rengarenk bakabilsek.


H
erşeyi siyah ya da beyaza indirgeyerek bakmaktan vazgeçip, hayata tüm renkleriyle bakabilmek için de kendi ruhumuza sürekli şu sözü fısıldamak gerek sanırım: "bırak güneş içeri girsin!"

 
Saygılarımla

Erkan BAL

Not: Şehir hayatından diğer renkleri göremiyorsanız, yeşili bol bir yere gidin haftasonu. Diğer renkleri de göreceksiniz. Herkese tavsiye ederim.









B
akıyorum da internet aleminde de fikri sabit olanlarımızın oranı bir hayli yüksek, bir şeye ya ak, ya da kara diyenlerin sayısı bir hayli var. Tıpkı farklılığını vurgulayarak bir kimlik vurgusu yapmak isteyen ama kendi düşüncesinden olmayanlara saygı göstermeyen bazı ayrılılıkçılar gibiyiz.


H
epimiz yadsınamaz derecede kendi renklerimizin fanatiğiyiz. Dünya görüşümüz, siyasi görüşümüz, futbol takımımız yemek ve giyim ve müzik tercihlerimiz için bile bu böyle. Demokrasiyi bile sadece kendi özgürlük alanımız olarak tanımlamaya meyilliyiz.


O
ysa dışarıda hayat çok renklidir. Bırakın insanı, hayvanlar içinde bile sadece köpekler renk körüdür. O da gri tonlarını farkeder yine de. Siyah beyazın tamamlayıcısıdır ve ışığın olmama haline karanlık dendiği gibi renksizliğin rengine de siyah denir. Gecenin varlığı gündüzün (ışığın) yokluğundandır. Hüznü var yapan mutluluğun yokluğudur.

Kendi kendinize depresyonda olduğunuzu hissediyor, bir türlü üzüntünün pençesinden kurtulamıyorsanız, hayatınıza ne zaman mutluluk katan bir olay yaşadığınızı düşünün. Bulabiliyorsanız ona tutunun, bulamıyorsanız, bu kez de sorunun kaynağını buldunuz demektir. Sevinin.


S
iyah ötekileştirmenin rengidir. Başkalaştırmanın. Siyaha kendi başına çok anlam yükleyemezsiniz. Siyah bir elbiseyi çekici kılan, çevresindeki diğer renkler ve özellikle beyazdır. Yoksa gece siyah giymiş bir zencinin beyaz yakalı bir gömleği yoksa, karanlıkta o da yoktur.

Tüm renkler gün ışığından ayrışır ama siyah değil. Çünkü siyah bir renk değildir. Renksizliğin ta kendisidir...

Ben şahsen (hayatın hiçbir yerinde hoşgörüyü yeterince yerleştirememiş bir ülkenin insanları olarak) en azından sanal alemde kendi düşüncemizden olmayanlara karşı biraz daha esnek olmamız gerektiğini düşünüyorum. Keşke tersi de mümkün olsa, sadece burada fanatik olup, gerçek hayata daha özgürlükçü ve rengarenk bakabilsek.


H
erşeyi siyah ya da beyaza indirgeyerek bakmaktan vazgeçip, hayata tüm renkleriyle bakabilmek için de kendi ruhumuza sürekli şu sözü fısıldamak gerek sanırım: "bırak güneş içeri girsin!"

 
Saygılarımla

Erkan BAL

Not: Şehir hayatından diğer renkleri göremiyorsanız, yeşili bol bir yere gidin haftasonu. Diğer renkleri de göreceksiniz. Herkese tavsiye ederim.








BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"