* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Aşk...

Bilemiyorum aşkı tanımlamaya gücüm yeter mi ama yine de elimden geldiğince ondan bahsetmek istiyorum size. Aşık olan birisine ne hissettiğini sorsalar midesinde kelebeklerin uçuştuğuna benzer bir cevap verir size. Bu tamamen hissettiği duyguları tanımlayamamasından kaynaklanır. Aşk anlatılamaz çünkü, onu satırlara sığdırmaya kimsenin gücü yetmez. Ne kadar cümle yazarsam yazayım buraya hissedilenlerin en ufak bir parçasını anlatamam. Bunun da sebebi şudur duygular yoğunlaştıkça onları ifade etmek güçleşir. Aşkın ifade edilebilmesine gereksinim var mıdır diyebilirsin elbette yoktur büyük ihtimalle. Ancak benim bahsettiğim dışarıya değil kendine bile ifade edilememesidir. Birisiyle karşılaşırız, bize tamamen terstir ama onu gördüğümüzde konuşamayız. Nereye baksak gülümsemesini görürüz mesela veya her yerde onun dudaklarından dökülen kelimeleri duyarız. Aşkı kavramlara, tanımlara sıkıştırmaya çabaladıkça onun gücünü azaltırız. Aşkın nedenleri yoktur ve olmamalıdır da. Sebepleri oldukça onu tanımlayabilirsin ve tanımladıkça da küçülür. 

Aşk öyle bir duygudur ki tek başına bile sevilebilir. Hatta öyle noktalara gelir ki bu karşımızdaki insanı değil ona karşı hissettiklerimize duyarız aşkı. Bazen birisini görürüz ama açılmayız hiç. Ondan uzakta, öyle bir duygu büyür ki içimizde bunun için tek kelime yazılamaz. Bir kez olsun kazara gülse dünyalara sahipmişiz gibi davranırız ama bir kez olsun başka birisi ile görürsek onu o an sahip olduğumuz dünyaların paramparça olur. O kadar hızlı yükselir ve düşeriz ki bunun acısını başka bir yerde hissetmek mümkün değildir pek. Sonra dayanamaz ve yaklaşırız, tanırız onu ve aşkı kalıplara soktuğumuz için azalır. Aşkın en güçlü hali belki de o zamandadır.

O kadar hassas oluruz ki aşkın içinde bir kelime tenimizi keserken bir tek cümle bizi yerlere serebilir. Bu cümlelerin çok keskin olmasına gerek yoktur. Aşk mantığı yok eder ve insanın içine bir çocuk neşesi doldurur. Aşkta mantık yoktur derler doğrudur sonuçta sebeplerini bilmediğiniz zaman mantığı olmaz. Çektiğimiz ıstırap aşkın genişlemesini de sağlar bir noktaya kadar. Doğru veya ters orantı yoktur; zaman, yer ve mekan hiç önemli değildir. Öyle bir duygudur ki aşk karşı tarafa anlatılamaz. ve karşı taraf ise bu anlatılamayanları göremez. Kendi duygularını karşılıksız sanır. Bu yüzden aşk tek taraflı olmaya daha yakındır çünkü duygularınızı ifade etmenin her hangi bir yolu yoktur ona baktığınızda gözlerinizde yanan bir ışık haricinde.

Öyledir ki aşk bitimine dair söylenen her cümle "gidişin ölümdü benim" ile benzerlik gösterir. Aşkın içinizden söküp alınması öyle bir boşluk yaratır ki bu boşluğu ölüme benzetir insan. "Sen gittin ve beni öldürdün" cümlesinde olduğu gibi. Gidene katil diyebilir insan. Aşkı anlatırken kalbini vurgular. Onu gördüğümüz her an daha hızlı attığı ve artan kan basıncının kulaklarımızda uğultulara neden olmasından dolayı. O giderken de "yüreğimi söktü aldı", "yüreğimi ona vermiştim, gitti ama geri getirmedi" gibi cümleler de kurarız. Ayrılıklar aşkın bir parçasıdır aslında. Kimisi ayrılık olduğunda aşk bitti der ama söylem gerçek dışıdır. Aşk daha uzun bir süre devam eder. Hissedilen duygu ise aşkın yokluğudur.

Bir bekleyiştir aşk; ve bu bekleyişten korkmaktır. Onun gelmeyeceğinden korkmak gibidir bu. Yine sebeplerin önemi yoktur hatta sebepler yoktur çoğunlukla. O gelmezse eğer ne olacağını bilemezsiniz, ne yapacağınızı bilemezsin ve bu korkutur. Belli etmezsiniz ama yine de bu korku derinliklerinizde kemirir sizi. Bir buluşma için onun gelmesini bekliyorsanız eğer onun gelmediği her an giderek artar bu korku. Sonunda öyle bir hal alır ki endişeden tırnaklarınızı yemeye başlarsınız. O gelmezse eğer ne yapacağınızı bilemezsiniz çünkü. Gidişinde ortaya çıkabilecek boşluğu görürsünüz ve bu daha fazla korkmanızı sağlar. Bütün bu bekleyişler ve korkular da aşkın dahilindedir. Sürekli bir bekleyiştir ve sürekli bir korkudur. 

Aslında aşk tanımlanamayan duyguların bütünüdür. Onlar tanımlanamadığı ölçüde büyüktür aşk. Nasıl ki hissettiklerini karşı tarafa anlatamadığınız, kelimelere dökemediğiniz bir aşk ne kadar güçlüyse o kadar da tanımlanamıyordur. Tanımlanamadığı ölçüde büyüktür zaten. Onun gözlerinin içine bakıp tenine dokunamamak kadar güçlü bir duygu yoktur hayatta. Gözlerini görebildiğiniz için mutlu ama daha fazlası olmadığı için üzüntülü olursunuz. Karşıt duyguları aynı anda hissetmektir belki de. Tarifinin imkansız olması da bu yüzdendir.

Sözümü bitirmek istiyorum ama son bir şey söylemeliyim. Farkındayım, aşkı tarif bile edemedim. Ancak yine de bunun bir önemi yok. "Her gün yeniden aşık oldum ben sana, ve her gün daha fazlası vardı" bazı aşklar vardır ve onlar hiç eksilmez, hiç bitmez. Hiç bitmeyen aşklarınız olması dileklerimle...



Bizi de Okusana ;) × +