[1mk] İmkansızın Şarkısı

Yazan: Sanem'in Penceresi

Kitabın ilk dört sayfasındaki doğa betimlemeleri,  Vatanabe ve Naoko'nun bir yere varmayı düşünmeksizin yaptıkları uzun, çok uzun yürüyüşler… Kitap hafızamda sadece bu sayfaların bana hissettirdikleriyle kalsın istiyorum. Çünkü bu anlatılanlardan ileriye gittikçe ne yazık ki ilk sayfaların büyüsü silindi gitti.
"Aradan geçen on sekiz yıla karşın o çayırlar hala o gün gibi gözlerimin önünde. Günlerdir süren incecik yağmurun yazın tozundan arındırdığı çıplak dağ, göz alıcı koyu yeşil renkteydi. Kasım rüzgarı, çevredeki susuki otlarını dalgalandırıyordu. Buz mavisi gökyüzündeyse bulutlar, çok yükseklere iplik iplik dağılıyordu. Uçsuz bucaksız gök kubbe göz kamaştırıcıydı. Rüzgar, çayırı boydan boya geçiyor ve saçlarını hafifçe yaladıktan sonra ormanın içinde yok oluyordu. Ağaçların tepesinde yapraklar hışırdıyordu. Uzaklardan bir köpeğin havladığını duyuyordum. Boğuk bir havlamaydı bu. Belli belirsiz işitilen, sanki farklı bir dünyadan geliyordu. Başka hiçbir şey duymuyordum. Hiçbir şey görmüyordum. Varlığımızdan ürkerek orman yönünde uçup giden iki kızıl kuştan başka. Yürürken Naoko bana kuyu öyküsünü anlatıyordu."
Vatanabe ve Naoko adlı iki gencin arasındaki platonik ve kısır döngüyle çevrili bir aşk var kitapta. Yer yer romantik, sancılı, çoğu zaman anlaşılmaz bir hikaye...
Çok sevdikleri ve yanlarından hiç ayrılmayan Kizuki adlı arkadaşlarının hiç sebepsiz, birdenbire intihar etmesi, terapi gören Naoko'nun, gelişme kaydettiğini, iyileşme yolunda hızla ilerlediğini öğrenirken, Naoko'nun da aniden kendini asarak yaşamına son vermesi, Naoko'nun cenazesine gelen ailesinin tutumu, terapi sırasında Naoko'yu hiç yalnız bırakmayan, ona hep destek olan Reiko'nun Naoko'nun ölümünden sonra Vatanabe ile birlikte olması....  gibi anlamsız bulduğum pek çok yer oldu.
Çok merak ediyorsanız okunabilir ama naçizane fikrim, merak edilecek bir kitap olmadığı yönünde.
# #
Yazar: Haruki Murakami
Doğan Kitap
Çev: Nihan Önol
Sayfa sayısı: 349


--
2/11/2011 01:24:00 PM tarihinde Blogger tarafından 1mk adresine gönderildi
Yazan: Sanem'in Penceresi

Kitabın ilk dört sayfasındaki doğa betimlemeleri,  Vatanabe ve Naoko'nun bir yere varmayı düşünmeksizin yaptıkları uzun, çok uzun yürüyüşler… Kitap hafızamda sadece bu sayfaların bana hissettirdikleriyle kalsın istiyorum. Çünkü bu anlatılanlardan ileriye gittikçe ne yazık ki ilk sayfaların büyüsü silindi gitti.
"Aradan geçen on sekiz yıla karşın o çayırlar hala o gün gibi gözlerimin önünde. Günlerdir süren incecik yağmurun yazın tozundan arındırdığı çıplak dağ, göz alıcı koyu yeşil renkteydi. Kasım rüzgarı, çevredeki susuki otlarını dalgalandırıyordu. Buz mavisi gökyüzündeyse bulutlar, çok yükseklere iplik iplik dağılıyordu. Uçsuz bucaksız gök kubbe göz kamaştırıcıydı. Rüzgar, çayırı boydan boya geçiyor ve saçlarını hafifçe yaladıktan sonra ormanın içinde yok oluyordu. Ağaçların tepesinde yapraklar hışırdıyordu. Uzaklardan bir köpeğin havladığını duyuyordum. Boğuk bir havlamaydı bu. Belli belirsiz işitilen, sanki farklı bir dünyadan geliyordu. Başka hiçbir şey duymuyordum. Hiçbir şey görmüyordum. Varlığımızdan ürkerek orman yönünde uçup giden iki kızıl kuştan başka. Yürürken Naoko bana kuyu öyküsünü anlatıyordu."
Vatanabe ve Naoko adlı iki gencin arasındaki platonik ve kısır döngüyle çevrili bir aşk var kitapta. Yer yer romantik, sancılı, çoğu zaman anlaşılmaz bir hikaye...
Çok sevdikleri ve yanlarından hiç ayrılmayan Kizuki adlı arkadaşlarının hiç sebepsiz, birdenbire intihar etmesi, terapi gören Naoko'nun, gelişme kaydettiğini, iyileşme yolunda hızla ilerlediğini öğrenirken, Naoko'nun da aniden kendini asarak yaşamına son vermesi, Naoko'nun cenazesine gelen ailesinin tutumu, terapi sırasında Naoko'yu hiç yalnız bırakmayan, ona hep destek olan Reiko'nun Naoko'nun ölümünden sonra Vatanabe ile birlikte olması....  gibi anlamsız bulduğum pek çok yer oldu.
Çok merak ediyorsanız okunabilir ama naçizane fikrim, merak edilecek bir kitap olmadığı yönünde.
# #
Yazar: Haruki Murakami
Doğan Kitap
Çev: Nihan Önol
Sayfa sayısı: 349


--
2/11/2011 01:24:00 PM tarihinde Blogger tarafından 1mk adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.