גן עדן (Cennet )



Bir cennet buldum kendime..
Burada odamın lambası kırık değil,
ve sabah kahvaltısını kızarmış ekmekle yapıyoruz...
Buraya gelirken bir cennet bıraktım sizlere..
Biz bıraktık...


Belim üşüyor.. Şu an yalnızca yanımda tanıdık birilerinin olmasını istiyorum..Mesela; biraz sonra odamın kapısı yavaşça hole doğru açılmalı ve teyzem içeriye girmeli.. Uyuyormuş gibi yapıp onun üzerimi örtüşünü dinlemeli, ardından karanlıkta kaybolan gölgesine bakakalmalıyım..

- Seni bir daha ne zaman görebileceğim teyze? Buradan nasıl kurtulacağım..

Pembe bluzuma dokunamıyorum, karın bölgemde sinsi bir sızı var.. Parmağım kızartma tenceresinin kulbuna yanlışlıkla değmeseydi acıya dayanıksız olduğumu fark edemezdim.. Şu an midemin yırtıldığını hissediyorum..

- Önemli bir şey yok teyze! Sadece bir kaza oldu, parmağımın ucunu yaktım.. Buz torbasını, derin dondurucu yutmuş olmalı, bulamıyorum...

Gözlerimi, içimde tükenişini an be an hissettiğim güç kırıntılarıyla, açma gayretindeyim.. Sonunda başarıyorum.. Baktığım son nokta tavandaki lambanın kırılan köşesi.. Oysa; pudra rengi camına ve çini desenlerine vurulup, bir satıcının kollarının arasından kapıp eve getirmiştim onu.. Bu olacak iş miydi? Bir insan tavanda öylece asılı duran lambadan ne isteyebilirdi ki?


- Teyze, satıcıyla yarım saat bu lamba için münakaşa ettik.. Pintiliğinden taviz vermeseydi,bu geceyi orada tezgahın başında geçirebilirdim.. Evet! Doğru söylüyorsun çok inatçıyım...

Peki; şu an inatçı mıyım? Birileri teyzesiyle yalnız başına yaşamaya çalışan ve sırf transseksüel diye mesleğini icra edemeyen bir insanın, odasının ortasında birçok yerinden bıçaklanmasını önemseyip, ardımdan benim savaşımı verebilir,beni savunabilir mi? Birileri lambamın hesabını sorabilir mi?

- Teyze, kimseye hesap vermek zorunda olmadığımı biliyorum ama yaşadığımın farkına varılmasını istiyorum artık..

Şu halime bak! Hiç kimse; bırak yaşadığımın, öldüğümün bile farkına varmayacak.. Otuz küsur yıl; şu halının üzerinde öylece noktalanacak..

- Ellerim üşüyor teyze.. Allah belamı versin! Bu adama aşık olmuştum ben.. Seni dinlemeyip hiç başlamamış ilişkinin ortasına gelmiştim...

Biri şarkı dinliyor.. Birazdan odanın kapısı açılacak.. İç çamaşırımı bacaklarımdan geçirip mahremimi kapayacak teyzem.. Belki birazdan sabah olacak.. Bir daha mesaiye kalmayacak geceleri, beni yalnız bırakmayacak.. işten gelir gelmez dış kapının kilidiyle bir süre kavgaya tutuşup ilk benim odama uğrayacak.. Çok çabuk hastalandığım için, annelik dürtüsüyle, üzeri açılmış olabilir; endişesiyle kapı kolunu yavaşça aşağıya çekecek...


- Bu sabah güzel değilim teyze..


Bir cennet buldum kendime..
Burada odamın lambası kırık değil,
ve sabah kahvaltısını kızarmış ekmekle yapıyoruz...
Buraya gelirken bir cennet bıraktım sizlere..
Biz bıraktık...


Belim üşüyor.. Şu an yalnızca yanımda tanıdık birilerinin olmasını istiyorum..Mesela; biraz sonra odamın kapısı yavaşça hole doğru açılmalı ve teyzem içeriye girmeli.. Uyuyormuş gibi yapıp onun üzerimi örtüşünü dinlemeli, ardından karanlıkta kaybolan gölgesine bakakalmalıyım..

- Seni bir daha ne zaman görebileceğim teyze? Buradan nasıl kurtulacağım..

Pembe bluzuma dokunamıyorum, karın bölgemde sinsi bir sızı var.. Parmağım kızartma tenceresinin kulbuna yanlışlıkla değmeseydi acıya dayanıksız olduğumu fark edemezdim.. Şu an midemin yırtıldığını hissediyorum..

- Önemli bir şey yok teyze! Sadece bir kaza oldu, parmağımın ucunu yaktım.. Buz torbasını, derin dondurucu yutmuş olmalı, bulamıyorum...

Gözlerimi, içimde tükenişini an be an hissettiğim güç kırıntılarıyla, açma gayretindeyim.. Sonunda başarıyorum.. Baktığım son nokta tavandaki lambanın kırılan köşesi.. Oysa; pudra rengi camına ve çini desenlerine vurulup, bir satıcının kollarının arasından kapıp eve getirmiştim onu.. Bu olacak iş miydi? Bir insan tavanda öylece asılı duran lambadan ne isteyebilirdi ki?


- Teyze, satıcıyla yarım saat bu lamba için münakaşa ettik.. Pintiliğinden taviz vermeseydi,bu geceyi orada tezgahın başında geçirebilirdim.. Evet! Doğru söylüyorsun çok inatçıyım...

Peki; şu an inatçı mıyım? Birileri teyzesiyle yalnız başına yaşamaya çalışan ve sırf transseksüel diye mesleğini icra edemeyen bir insanın, odasının ortasında birçok yerinden bıçaklanmasını önemseyip, ardımdan benim savaşımı verebilir,beni savunabilir mi? Birileri lambamın hesabını sorabilir mi?

- Teyze, kimseye hesap vermek zorunda olmadığımı biliyorum ama yaşadığımın farkına varılmasını istiyorum artık..

Şu halime bak! Hiç kimse; bırak yaşadığımın, öldüğümün bile farkına varmayacak.. Otuz küsur yıl; şu halının üzerinde öylece noktalanacak..

- Ellerim üşüyor teyze.. Allah belamı versin! Bu adama aşık olmuştum ben.. Seni dinlemeyip hiç başlamamış ilişkinin ortasına gelmiştim...

Biri şarkı dinliyor.. Birazdan odanın kapısı açılacak.. İç çamaşırımı bacaklarımdan geçirip mahremimi kapayacak teyzem.. Belki birazdan sabah olacak.. Bir daha mesaiye kalmayacak geceleri, beni yalnız bırakmayacak.. işten gelir gelmez dış kapının kilidiyle bir süre kavgaya tutuşup ilk benim odama uğrayacak.. Çok çabuk hastalandığım için, annelik dürtüsüyle, üzeri açılmış olabilir; endişesiyle kapı kolunu yavaşça aşağıya çekecek...


- Bu sabah güzel değilim teyze..

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.