Araf

Yağmurlu bir kış gecesi, üşüyorsun. Duvarlara sarılman hiçbir işine yaramıyor. Yanına kim olursa olsun derinlerinden gelen bir soğuk bu. Ne kadar kalın giyinirsen giyin veya ısıtıcını ne kadar açarsan aç üşüyorsun. Bunu bilmek garip hissettiriyor seni sanki bir daha asla ısınamayacakmışsın gibi. Sanki orada donacaksın ve senin dünyanı buzullar kaplayacak. Bir daha asla güneşin doğmayacağını düşünüyorsun aslında ne kadar zaman geçerse geçsin bir daha asla gülemeyeceksin gibi geliyor. Sanki hayatındaki her şey yanlış ve sen sürekli olarak onu tekrarlamışsın gibi geliyor. Durup diyorsun ki kendine "bunu ben hak ettim. üşümek, donmak kefaretiydi yaşamımın." bu esnada soluğundan çıkan buharları görüyorsun. Bir şarkı çalıyor sonra ve başka biri oysa sen sadece üşüyor. Attığın her adım, söylediğin her kelime, okuduğun her hikaye daha fazla üşümeni sağlıyor senin. Ne yapmışsan hayatında hepsini hata olarak görüyorsun. Sonra diyorsun ki kendine "buraya kadarmış." 

Güneşin doğduğunu görmüyorsun, söyleseler mesela inanmıyorsun onlara. "Yıldızlar göçtü" diyorsun mesela kendi gölgene sarılmış üşürken. İnanmıyorsun sana anlatılanlara, üşüyorsun ya sadece onu biliyorsun. İnanmıyorsun onlara ya bu daha fazla üşümeni sağlıyor. Daha doğrusu üşüdüğünü fark etmeni sağlıyor. Evrenin soğuğu üzerinde sanki. Kim sarılmışsa sana onun gerçek olmadığını biliyorsun bedeninin sen olmadığını bildiğin ölçüde ve herkes bedenine sarılıyor senin. 

Elini tutanlar oluyor, üşümemek için aynı yatağı paylaşıyorsun kimi zaman. Bunlar hiçbir işe yaramıyor ama yağmurlu bir kış gecesinde sen üşüyorsun. Nasıl ısınacağını bilemiyorsun aynı zamanda. Duvarlara sarılman hiç işe yaramıyor. Umudun tükeniyor yavaşça, kimsenin ruhuna sarılmadığını hissediyorsun. Gerçek canını yakıyor. Yanıldığını kabullenemeyecek kadar yorgunsun. Duvarlara sarılıp üşümek daha kolay geliyor sana. 

Öyle olmadığını söylesem sana bana inanmayacaksın biliyorum. Güneşin varlığından veya yıldızların hiç bir yere gitmediğini anlatsam yalancı diyeceksin bana. Üşümek kolay, her gün güneşi beklemekten çok daha kolay. Aslında böyle olmadığını anlatsam sana inanmayacaksın. Sonra ben kendi duvarıma sen kendi duvarına sarılacaksın. İkimiz farklı yerlerde üşüyeceğiz oysa her şey...



Yağmurlu bir kış gecesi, üşüyorsun. Duvarlara sarılman hiçbir işine yaramıyor. Yanına kim olursa olsun derinlerinden gelen bir soğuk bu. Ne kadar kalın giyinirsen giyin veya ısıtıcını ne kadar açarsan aç üşüyorsun. Bunu bilmek garip hissettiriyor seni sanki bir daha asla ısınamayacakmışsın gibi. Sanki orada donacaksın ve senin dünyanı buzullar kaplayacak. Bir daha asla güneşin doğmayacağını düşünüyorsun aslında ne kadar zaman geçerse geçsin bir daha asla gülemeyeceksin gibi geliyor. Sanki hayatındaki her şey yanlış ve sen sürekli olarak onu tekrarlamışsın gibi geliyor. Durup diyorsun ki kendine "bunu ben hak ettim. üşümek, donmak kefaretiydi yaşamımın." bu esnada soluğundan çıkan buharları görüyorsun. Bir şarkı çalıyor sonra ve başka biri oysa sen sadece üşüyor. Attığın her adım, söylediğin her kelime, okuduğun her hikaye daha fazla üşümeni sağlıyor senin. Ne yapmışsan hayatında hepsini hata olarak görüyorsun. Sonra diyorsun ki kendine "buraya kadarmış." 

Güneşin doğduğunu görmüyorsun, söyleseler mesela inanmıyorsun onlara. "Yıldızlar göçtü" diyorsun mesela kendi gölgene sarılmış üşürken. İnanmıyorsun sana anlatılanlara, üşüyorsun ya sadece onu biliyorsun. İnanmıyorsun onlara ya bu daha fazla üşümeni sağlıyor. Daha doğrusu üşüdüğünü fark etmeni sağlıyor. Evrenin soğuğu üzerinde sanki. Kim sarılmışsa sana onun gerçek olmadığını biliyorsun bedeninin sen olmadığını bildiğin ölçüde ve herkes bedenine sarılıyor senin. 

Elini tutanlar oluyor, üşümemek için aynı yatağı paylaşıyorsun kimi zaman. Bunlar hiçbir işe yaramıyor ama yağmurlu bir kış gecesinde sen üşüyorsun. Nasıl ısınacağını bilemiyorsun aynı zamanda. Duvarlara sarılman hiç işe yaramıyor. Umudun tükeniyor yavaşça, kimsenin ruhuna sarılmadığını hissediyorsun. Gerçek canını yakıyor. Yanıldığını kabullenemeyecek kadar yorgunsun. Duvarlara sarılıp üşümek daha kolay geliyor sana. 

Öyle olmadığını söylesem sana bana inanmayacaksın biliyorum. Güneşin varlığından veya yıldızların hiç bir yere gitmediğini anlatsam yalancı diyeceksin bana. Üşümek kolay, her gün güneşi beklemekten çok daha kolay. Aslında böyle olmadığını anlatsam sana inanmayacaksın. Sonra ben kendi duvarıma sen kendi duvarına sarılacaksın. İkimiz farklı yerlerde üşüyeceğiz oysa her şey...



BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.