* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Ahmet Hakan: ''Yeni başlayanlar için İmam Hatip Liseleri''


Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan 21 Ocak 2011 tarihinde köşesinde İmam Hatip Liseleri hakkında yedi madde sıralamıştır. Burada bir çok maddelerde çok haklıdır. Bu güne kadar İmam-Hatip Liseleri bir çok yönlerden eleştirilmiştir. Sanki T.C. Devleti'nin bir okulu değilmiş ve içindeki öğrenciler de başka bir ülkenin insanlarıymış gibi salt imamlığa itilerek hep dışlanmış, hep devlet kurumlarından uzak tutulmaya çalışılmıştır.

Türkiye'de aslında ''Tevhid-i Tedrisat Kanunu''na İmam-Hatip Liselerinin programları daha uygundur. Tevhid-i Tedrisat ile Dini ilimlerle Fen ilimleri aynı çatı altında toplanmıştır. İmam-Hatip Liselerinde Fen Bilimleri de vardır, Sosyal Bilimler de vardır, Dini ilimler de. Buradan yetişen öğrenciler hem ulusal ekini tanımakta, hem fen bilimlerinin farkındalar hem de İslam Dini'ni de öğrenmektedirler.

Oysa İmam-Hatip Liselerinin dışında yetişen öğrenciler tek yönlü yetişmektedirler. Ya Fen Bilimlerine ağırlık veren, ya Sosyal Bilimlere, ya da tamamen Meslek Eğitimi almaktadırlar. Diğer öğrenciler hangi alanlarda olurlarsa olsunlar, İmam-Hatip Liselerinde verilen dini ilimlerden yoksun kalmaktadırlar. İmam-Hatip Liseleri dışındaki liselerde bir müslüman için gerekli olan ilmihal bilgileri bile yeteri kadar verilememektedir.

Türkiye'de bir türlü çözülemeyen din eğitimi sorunları yüzünden veliler çocuklarını imam olsun diye değil oğlum, kızım dinini öğrensin diye İmam-Hatip Lislerine göndermektedir. Bazıları bu ülkede bu kadar imama mı gereksinim vardır diye karşı koymaktadırlar. Evet, belki bu kadar imama gereksinim olmayabilir ama diğer liselerde de öğrenciler yeteri kadar dinlerini öğrenememektedirler. Bu eksikliği gidermek için İmam-Hatip Liselerine doğru büyük bir yöneliş olmuştur.

Peki bu sorun nasıl çözülebilir? Türkiye'deki bütün okullarda din derslerinin programlarının hazırlanması ve bu dini programların yürütülmesi Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı eşbaşkanlığında yürütülmelidir. Avrupa ülkelerinde din dersleri programları o dinin cemaatleri tarafından hazırlanır. Seküler devlet dini programlara karışmaz. Türkiye'de de dini cemaatlerin yerine -Türkiye'de din cemaatlerinin karışması durumu daha karışık duruma sokabilir- Diyanet İşleri Başkanlığı üstlenebilir bu görevi.

Milli Eğitim Bakanlığı'nda lise mezunu olan öğretmen yoktur artık. Yeni atananların tamamı önlisans veya çoğunluğu lisans mezunlarıdır. Öğretmenlerinin önlisans veya lisans mezunu olan bir ülkede hala lise mezunu imamların görevlendirilmesi ne kadar gerçekçi olabilir? Toplumun eğitim düzeyi ükselmiştir ve günümüz koşullarında yalnızca lise mezunu -İmam-Hatip Lisesi- bir din görevlisi çok fazla etkili olamayacaktır. Kesinlikle bütün imamların en az önlisan öğretimini tamamlamaları zorunlu hale getirilmeli ve yeni atanacaklar da en az ön lisans veya lisans mezunu olmaları koşulu aranmalıdır.

Öğrencilerin meslek seçiminde erken yaşlarda velilerinin etkisiyle sağlıklı kararlar verememektedirler. Türkiye'de okullarda tam bir meslek tanıtımı ve yönlendirme yapılmamakta ve mesleklere yönlendirmede de öğrencinin ilgi ve yetenekleri dikkate alınmamaktadır. Öğrenciler yıllar sonra ilgi ve yetenekleri açısından kendileri için uygun olmayan mesleklere yönlendirildiklerini fark ediyorlar. Bu yüzden bir çok üniversite mezunu kendi eğitim alanlarının dışında bir alanda çalışmakt zorunda kalıyorlar. Bu da mesleğe karşı ilgiyi ve başarıyı azaltmakta ve insanları mutsuzluğa itmektedir. Bir çok arkadaş tanıyorum İmam-Hatip Okulu mezunu. Yıllarca İmam-Hatip Okulunu okuduktan sonra kendisinin bir doktor, bir yargıç olableceğicini görerek dışarıdan düz lise bitirerek başka fakültelere gidip doktor, kaymakam, mühendis yargıç, avukat olan arkadaşlar tanıyorum. Eğer Türkiye'de yeteri kadar dini eğitim verilseydi öğrencilerin İmam-Hatip Liselerine gitmeden doğrudan ilgi alanlarına giren okullara girip daha erken yaşama atılmaları sağlanmış olacaktı. Develetin de ğitim yükü azalacak ve milyarlarca parası aynı düzeyde eğitim tekrarında kaybolmamış olacaktı. Bu bakımdan öğrencinin mesleğe karşı ilgi ve yeteneklerinin belirlenmesi çalışmaları en geç ilköğretim birinci kademesi sonunda değişik tesler uygulanarak tamamlanmalı ve öğrencilerin sağlıklı bir meslek seçimlerine yardımcı olunmalıdır.

Eğer İmam-Hatip Liselerinn dışında da bütün öğrencilerin gereksinimleri kadar ve istedikleri kadar dini eğitim almalarının önü açılırsa Türkiye'deki İmam-Hatip Liselerine adeta hepsi imam olacakmış gibi yönelmelerine gerek kalmayacak ve herkes yaşamları boyunca hangi meslekte çalışacaksa, o meslek eğitimine doğru yönelecektir. Bu biçimde hem istediği kadar dini eğitim alan, hem de isrediği bir meslek eğitimine katılan kişilerden dindar bir doktor, mühendis, subay, komiser, yargıç, öğretmen olabilecektir. Kaldı ki artık bugün İmam-Hatip Lisesi mezunları yüksek öğrenim görmedikleri sürece din görevlsi olarak mesleklerini tam olarak yürütememektedirler. Kesinlikle yüksek öğrenimden mezun olmaları gerekir.

Eğer bu biçimde sağlıklı meslek seçimine yardımcı olunursa ve diğer bütün okullarda da yeteri kadar dini eğitim verilirse öğrencilerin kendi mesleklerinde daha iyi yetişmeleri ve yaşamlarında kendi meslekleriyle daha barışık olmaları sağlanacağından daha mutlu olacaklardır.

Türkiye'de daha çok insan hakları ve ini özgürlükler gelişecek ve dindar insanların da rahatlıkla devletin her kademesinde görev almaları yadırganmıyacaktır. Hem dindar insanların da her devlet kademesinde görev almaları insanlar arasında hoşnutsuzluğu ortadan kaldıracak ve ayrımcılık yapılıyor hissi de ortadan kalkacağından halk devletine daha çok bağlanacak ve sevecektir. Seküler devlet bütün inançlara eşit uzaklıkta/yakınlıkta olması gerekir. Devlet tarafsız olmalıdır. Dindarlar devletin bazı kademelerinde görav almasın denilirse işte o zaman devletin tarafsızlığı ve güvenilirliği ve toplumsal eşitlik ilkesi ortadan kalkmış olur.

Dengeler sağlandığında ne bu kadar İmam-Hatip Lisesi olacaktır ne de imamlar her şey oluyorlar yaygaraları ortadan kalkacaktır. DPT ve TÜİK verilerine göra Türkiye'nin gereksinimi olan okullar açılacak ve dengeli bir mesleki eğitim dağılımı sağlanmış olacaktır.

Bizi de Okusana ;) × +