[1mk] Sakin ve titiz hareket ediyorum. Çünkü bu tadı seviyorum.

Ben sadece benim bazen.

7 Kasim.

Gun dedigin acele etmiyor su sira. Saatlerdir yuruyorum. Saat sabahin 5:12si. Ve kapkaranlik. Ustumde Paul Smith jeans, 5 inch high heels, ince bir bluz ve ince bir ceket var. Ve dondurucu bir soguk var- ama aldirmiyorum. Yururken kendi sesimi duyuyorum - ama umrumda degil. Ayaklarim isyan edercesine zonkluyor - hissetmiyorum, sadece biliyorum. Bogazimin tam ortasinda degil de hafif sola yakin kisminda kocaman bir yumru var. Yutkunmadan saatlerdir yuruyorum. Tik tak tik tak - bu aslinda ayakkabilarimin sesi ama ben bunu yelkovan-akrep ikilisi olarak duyuyorum. Balta limani yakinlarindayim. Yuruyorum. Hafifce yavasliyorum tas kaldirimda. Gitmeliyim artik, zamani geldi zaten. Bildik tanidik balikci amcama gidiyorum - siki bir pazarliktan sonra anlasiyoruz ve beni Buyuk Ada'ya goturuyor. Yol boyunca tek kelime etmiyorum. Mavi boyasi hafif dokulmus teknesine sag elimle tutunup sol elimle bogazimdaki yumruyu kontrol etmeye calisiyorum. Ve geliyoruz. Parasini veriyorum, iniyorum. Rahatladim biraz ama tam degil. Yuruyorum tekrar. Kizilla sari arasi bir renk var etrafta. Biraz daha mavi olsun diyorum icimden. Sadece yere bakarak ilerlerken demir kapisina geliyorum eski evin. Iterek aciyorum - ve sonunda nefes aliyorum. Yutkunuyorum da. Ayakkabilarimi cikarip yalinayak basiyorum. Basa donuyorum, en basa. Kavramlari birakiyorum bir kenara. Tas merdivenlerden cikarken el oymasi trabzanlardan destek aliyorum. Anahtari cikarip iddiali koskun iddiasiz kapisini aciyorum. Orada oylece duruyorum... http://www.youtube.com/watch?v=aFRWk2mldrg

Iceri girmeden kapida oturup bi sigara yakiyorum once. Soguk ve duman genzimi yakior, ama ben bu tadi seviyorum.  Genis uzun antreden hizla yuruyup salona geciyorum. 1 aydir ugranmamasina ragmen hala piril piril parlayan vitrinden Black Label'i aliyorum, pikapin basina geciyorum. Sakin ve titiz hareket ediyorum. Bu ritueli seviyorum. (Ayin falan yapmiyorum-yanlis anlasilma olmasin) Plagi kutusundan cikariyorum, hafifce ufluyorum. Yerlestiriyorum ve sesi aciyorum - Pencereyi de acip denize dogru en uzaga bakmaya calisiyorum. Gozlerimi kapatip bu sefer babamla soyluyorum - Speaking Softly Love




--
1/10/2011 12:54:00 AM tarihinde Lola tarafından 1mk adresine gönderildi
Ben sadece benim bazen.

7 Kasim.

Gun dedigin acele etmiyor su sira. Saatlerdir yuruyorum. Saat sabahin 5:12si. Ve kapkaranlik. Ustumde Paul Smith jeans, 5 inch high heels, ince bir bluz ve ince bir ceket var. Ve dondurucu bir soguk var- ama aldirmiyorum. Yururken kendi sesimi duyuyorum - ama umrumda degil. Ayaklarim isyan edercesine zonkluyor - hissetmiyorum, sadece biliyorum. Bogazimin tam ortasinda degil de hafif sola yakin kisminda kocaman bir yumru var. Yutkunmadan saatlerdir yuruyorum. Tik tak tik tak - bu aslinda ayakkabilarimin sesi ama ben bunu yelkovan-akrep ikilisi olarak duyuyorum. Balta limani yakinlarindayim. Yuruyorum. Hafifce yavasliyorum tas kaldirimda. Gitmeliyim artik, zamani geldi zaten. Bildik tanidik balikci amcama gidiyorum - siki bir pazarliktan sonra anlasiyoruz ve beni Buyuk Ada'ya goturuyor. Yol boyunca tek kelime etmiyorum. Mavi boyasi hafif dokulmus teknesine sag elimle tutunup sol elimle bogazimdaki yumruyu kontrol etmeye calisiyorum. Ve geliyoruz. Parasini veriyorum, iniyorum. Rahatladim biraz ama tam degil. Yuruyorum tekrar. Kizilla sari arasi bir renk var etrafta. Biraz daha mavi olsun diyorum icimden. Sadece yere bakarak ilerlerken demir kapisina geliyorum eski evin. Iterek aciyorum - ve sonunda nefes aliyorum. Yutkunuyorum da. Ayakkabilarimi cikarip yalinayak basiyorum. Basa donuyorum, en basa. Kavramlari birakiyorum bir kenara. Tas merdivenlerden cikarken el oymasi trabzanlardan destek aliyorum. Anahtari cikarip iddiali koskun iddiasiz kapisini aciyorum. Orada oylece duruyorum... http://www.youtube.com/watch?v=aFRWk2mldrg

Iceri girmeden kapida oturup bi sigara yakiyorum once. Soguk ve duman genzimi yakior, ama ben bu tadi seviyorum.  Genis uzun antreden hizla yuruyup salona geciyorum. 1 aydir ugranmamasina ragmen hala piril piril parlayan vitrinden Black Label'i aliyorum, pikapin basina geciyorum. Sakin ve titiz hareket ediyorum. Bu ritueli seviyorum. (Ayin falan yapmiyorum-yanlis anlasilma olmasin) Plagi kutusundan cikariyorum, hafifce ufluyorum. Yerlestiriyorum ve sesi aciyorum - Pencereyi de acip denize dogru en uzaga bakmaya calisiyorum. Gozlerimi kapatip bu sefer babamla soyluyorum - Speaking Softly Love




--
1/10/2011 12:54:00 AM tarihinde Lola tarafından 1mk adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"