[1mk] ROMANTİK ERKEKTEN YONTULMAMIŞ AYIYA

Sürekli beyaz atlı prensin hayallerini kurup, kulağına mutlu aşk sözcüklerinin fısıldanmasını isteyen dişi yaratıklar sürekli olarak rastgeldikleri yontulmamış ayıların mimarlarıdır aslında...

Evet sorumlu aslında çoğu zaman onlardır. İstisnaları saymaysak hiçbir erkek anasının karnından odun çıkmaz. Bir daha öylesini bulamayacağı anasının karnından doğan küçük saf masum bebek büyür ve aşkı tadacak yaşa geldiğinde aslında uslanmaz bir romantiktir.

Fakat feleğin çemberinden geçerken, bir bir yüreğini parçalar hayran kaldığı güllerin dalları. Sürekli yaralar, incitir, kanatır. Kiminin kalbine bir gülün bir dikeni yeter, kimilerininki ise gülistandaki tüm dikenler tarafından tarumar edildikten sonra nasır tutmaya başlar...

Kırılan kalpler iyileşmez derler, aslından kıranın bir damla gözyaşı yeter iyileştirmeye hem de hiç bir iz kalmadan, zamanı geri almışçasına.

Ama nasırlaşmaya başlayan kalp artık incelmez böyle kolaycasına. Daha fazla acı çekmemek için nasır kalınlaşır. Kapı üstüne kapı, kilit üstüne kilit vurulur. Artık tebessümler işlemez yüreğine, ve en iyi ihtimal eğreti bir gülümsemeyle karşılık bulunur.

Her 100 erkekten 100'ü bu evreden geçer ve odunlaşır. Kiminin yüreği ince bir koruyucu zar ile örtülürken kimininki, sapasağlam duvarlarla çevrilmiştir ki artık bundan sonra ne incidir ne de bir daha aşık olabilir.

O dişi canavarlar ki çoğu basit birkaç dolanbaçlı samimiyetsiz söz ile etekleri suya indirip, süt dökmüş kediye dönerler. Çabuk inanır, inanmak ister ve çabuk kanarlar. Ve çok rahat incinirler, tıpkı incittikleri gibi.

Sürekli romantizm hayalleri kurup da ilk iletişimde 'seni seviyorum' sözüne alerjisi olan bu çakma canavarlar, egolarının ezme isteği ile ezebildikleri kadar ezmeye çalışırlar romantik yumurcağı... Sonra da kendileri ezilirler haketmişcesine...

--
1/03/2011 12:33:00 AM tarihinde Yılmaz Barış tarafından 1mk adresine gönderildi Sürekli beyaz atlı prensin hayallerini kurup, kulağına mutlu aşk sözcüklerinin fısıldanmasını isteyen dişi yaratıklar sürekli olarak rastgeldikleri yontulmamış ayıların mimarlarıdır aslında...

Evet sorumlu aslında çoğu zaman onlardır. İstisnaları saymaysak hiçbir erkek anasının karnından odun çıkmaz. Bir daha öylesini bulamayacağı anasının karnından doğan küçük saf masum bebek büyür ve aşkı tadacak yaşa geldiğinde aslında uslanmaz bir romantiktir.

Fakat feleğin çemberinden geçerken, bir bir yüreğini parçalar hayran kaldığı güllerin dalları. Sürekli yaralar, incitir, kanatır. Kiminin kalbine bir gülün bir dikeni yeter, kimilerininki ise gülistandaki tüm dikenler tarafından tarumar edildikten sonra nasır tutmaya başlar...

Kırılan kalpler iyileşmez derler, aslından kıranın bir damla gözyaşı yeter iyileştirmeye hem de hiç bir iz kalmadan, zamanı geri almışçasına.

Ama nasırlaşmaya başlayan kalp artık incelmez böyle kolaycasına. Daha fazla acı çekmemek için nasır kalınlaşır. Kapı üstüne kapı, kilit üstüne kilit vurulur. Artık tebessümler işlemez yüreğine, ve en iyi ihtimal eğreti bir gülümsemeyle karşılık bulunur.

Her 100 erkekten 100'ü bu evreden geçer ve odunlaşır. Kiminin yüreği ince bir koruyucu zar ile örtülürken kimininki, sapasağlam duvarlarla çevrilmiştir ki artık bundan sonra ne incidir ne de bir daha aşık olabilir.

O dişi canavarlar ki çoğu basit birkaç dolanbaçlı samimiyetsiz söz ile etekleri suya indirip, süt dökmüş kediye dönerler. Çabuk inanır, inanmak ister ve çabuk kanarlar. Ve çok rahat incinirler, tıpkı incittikleri gibi.

Sürekli romantizm hayalleri kurup da ilk iletişimde 'seni seviyorum' sözüne alerjisi olan bu çakma canavarlar, egolarının ezme isteği ile ezebildikleri kadar ezmeye çalışırlar romantik yumurcağı... Sonra da kendileri ezilirler haketmişcesine...

--
1/03/2011 12:33:00 AM tarihinde Yılmaz Barış tarafından 1mk adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"