Şiddetle Tavsiye: Welcome to Dongmakgol (2005)

Uzakdoğu sinemasından o kadar uzak kaldım ki, elim play tuşuna gitmiyordu Kore'den Japonya'dan Çin'den bir film gördüğümde. Doğru düzgün film izleyememem midir, dizilere bağlanmış olmam mıdır sebebi bilemiyorum ama böyle sihirli mi sihirli, vurucu mu vurucu bir dokunuşa ihtiyacım vardı işte. Bu gazla beraber beni tutabilene aşk olsun diyip hemen filme geçiyorum.

Bir köy düşünün. Dünyadan bihaber yaşıyorlar. Ama ciddi ciddi bihaberler. Kendi çaplarında yaşayıp ölüyorlar. Dışarıyla kontağı hiç açmamışlar. Açmalarına da gerek yok zaten. Kuzey ile Güney Kore kendi aralarında kapışırken, her iki taraftan da bir grup askerin yolu bu köye, bu olağanüstü insanların arasına düşüyor. Ama ne düşmek.

Şu yazmış, bu oynamış, efendime söyleyeyim o ünlü adam yönetmiş gibi ekstralara girmeye kesinlikle gerek yok. Bu film mutlaka izlenecek. Yok ben uzakdoğuyu sevmiyorum, yok ben çekik gözlüler benim tavuğuma kışt dedi, yok dilleri beni deli ediyor gibi garip ve gereksiz bahanelerin arkasına sakın ama sakın sığınmayın ve hemen bu çok farklı filmi bir şekilde edinin.

Savaş, drama, komedi, insanlık, kardeşlik, saflık. Aklınıza ne gelirse var. Önce aradaki husumete tanık oluyor, ardından kahkalara boğuluyorsunuz şahit olduğunuz olaylar karşısında. Yaşadığınız duygusallık, gözlerden akan yaş ise anlatılmaz, yaşanır işte!
Bu kadar yıldır neden izlemedim diye dövündüğümü mü söyleyeyim, uzakdoğunun işte bu yönüne aşığım mı diyeyim, yoksa oyunculuklar karşısında donup kalmamdan mı bahsedeyim. Hikayenin, müziklerin, renklerin, manzaranın enfesliğini ise size bırakıyorum.

Welcome to Dongmakgol, son zamanlarda izlediğim ve beni benden alan, çok sağlam etkileyen filmlerden biri. Şiddetle tavsiyedir: 9/10

Kocaman Acıyor...

Orijinal Yazı Uzakdoğu sinemasından o kadar uzak kaldım ki, elim play tuşuna gitmiyordu Kore'den Japonya'dan Çin'den bir film gördüğümde. Doğru düzgün film izleyememem midir, dizilere bağlanmış olmam mıdır sebebi bilemiyorum ama böyle sihirli mi sihirli, vurucu mu vurucu bir dokunuşa ihtiyacım vardı işte. Bu gazla beraber beni tutabilene aşk olsun diyip hemen filme geçiyorum.

Bir köy düşünün. Dünyadan bihaber yaşıyorlar. Ama ciddi ciddi bihaberler. Kendi çaplarında yaşayıp ölüyorlar. Dışarıyla kontağı hiç açmamışlar. Açmalarına da gerek yok zaten. Kuzey ile Güney Kore kendi aralarında kapışırken, her iki taraftan da bir grup askerin yolu bu köye, bu olağanüstü insanların arasına düşüyor. Ama ne düşmek.

Şu yazmış, bu oynamış, efendime söyleyeyim o ünlü adam yönetmiş gibi ekstralara girmeye kesinlikle gerek yok. Bu film mutlaka izlenecek. Yok ben uzakdoğuyu sevmiyorum, yok ben çekik gözlüler benim tavuğuma kışt dedi, yok dilleri beni deli ediyor gibi garip ve gereksiz bahanelerin arkasına sakın ama sakın sığınmayın ve hemen bu çok farklı filmi bir şekilde edinin.

Savaş, drama, komedi, insanlık, kardeşlik, saflık. Aklınıza ne gelirse var. Önce aradaki husumete tanık oluyor, ardından kahkalara boğuluyorsunuz şahit olduğunuz olaylar karşısında. Yaşadığınız duygusallık, gözlerden akan yaş ise anlatılmaz, yaşanır işte!
Bu kadar yıldır neden izlemedim diye dövündüğümü mü söyleyeyim, uzakdoğunun işte bu yönüne aşığım mı diyeyim, yoksa oyunculuklar karşısında donup kalmamdan mı bahsedeyim. Hikayenin, müziklerin, renklerin, manzaranın enfesliğini ise size bırakıyorum.

Welcome to Dongmakgol, son zamanlarda izlediğim ve beni benden alan, çok sağlam etkileyen filmlerden biri. Şiddetle tavsiyedir: 9/10

Kocaman Acıyor...

Orijinal Yazı

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"