[1mk] Yargısız İnfaz Yakınları

Çocuklarını
Eşlerini
Annelerini
Babalarını
Akrabalarını

Bir yerlere uğurladıktan sonra bir daha göremeyen insanlar yakınlarını bulmak için 300 haftadan beri Taksim Beyoğlu'nda Galatasaray Lisesinin önünde her Cumartesi günü ellerinde resimler arıyorlar.

Ama seslerini ne yazık ki, yine kendi durumunda olan bir avuç insandan başka hiç kimse duymuyor.

Onların yakınları alıp bir yerlere başını gitmediler.

Onların yakınları hasta değildi ve evinin yolunu bulamadıkları için evlerine dönemediler.

Onların yakınları çocuk değildi ve birileri tarafından kandırılmadılar.

Evet onların yakınları bu sisteme muhalif insanlardı, kimisi sendikacı, kimisi öğretmen, kimisi öğrenci, kimisi işçi, ama hepsi bilinçli insanlardı. Üstelik hepsi belli bir yaşın üzerindeydiler. Hiç biri çocuk değildi mesela. İnandıkları bir değerler vardı ve bu değerler için ellerinden gelen ne varsa onları yapmaya çalışıyorlardı.

Sistem kendisine muhalif olan her insanı susturmak ister ve onların da seslerini kısmak için kaybetme yolunu seçti.

Yani yargısız infaz.

Aileleri de biliyor aradıkları insanların hiç birinin şu an hayatta olmadıklarını. Ama hiç değilse cesedinin nerede olduğunu söylesinler de oradan alıp zaman zaman mezarına gidebileceğim bir yere gömeyim diye arıyor kimi eşini, kimi oğlunu, kimisi de kızını.

Evet Cumartesi anneleri ve aileleri diye adlandırılan bu insanlar ömürleri yettikçe yakınlarını arayacaklar. Duymayanlar yine duymayacak. Duyanlar yine kendileri gibi mağdur insanlar olacak. Ama bu o insanların kapitalist sistem tarafından kaybedildiğini asla saklayamayacak.

Zaman zaman bu eylemin üstünü örtmeye çalışmak için kendiliğinden kaybolan veya bir takım sebepler yüzünden kaçırılan kişiler ile aynı kefeye konmaya çalışılıyor. Bence bu nafile bir çaba olarak kalacaktır.

Bir televizyon kanalı Cumartesi anneleri ile ilgili bir program hazırlamış ve sadece o kayıp yakınları diye kurulan derneğin çalışmalarını ön plana çıkartıp adeta yargısız infaza giden insanları es geçmesi cahilliğinden mi kaynaklandı yoksa gerçekleri örtme planımıydı? Umarım cahilliğinden kaynaklanmıştır. Yok sistemi aklama programıysa siyasi olarak a-politikleşen halkı kandırabilirsiniz ama kendinizi kandırmanın size ne faydası var kendinize bir sormanızı tavsiye ederim. Son dönemlerin bir cümlesi var. Kimi görmek istiyorsan aynaya bak diye. Sizde bir aynaya bakın isterseniz bakalım ne göreceksiniz.

Aslına bakarsanız ben eskiden beri "Cumartesi Anneleri" tanımlamasını hiç sevmedim. Sadece Cumartesi günü toplanıyorlar diye böyle bir isim kondu ama toplanmanın içeriğini bana kalırsa biraz boşaltıyor. Salı günü toplansalardı "Salı Annelerimi" diyeceklerdi. Veya başka bir gün toplansalardı o günün ismi mi koyulacaktı.

Ayrıca sadece annelerin isminin geçmesi de, babalara ve eşlere de bir haksızlık yapılıyor gibi geliyor.

Ve bir takım kendini bilmez insanlarında eylemi saptırmak için ellerine bir fırsat verilmiş oluyor.

Onun yerine "Yargısız İnfaz Yakınları" diye adlandırılırsa diğer kayıplar ile karıştırılması planlı bile olsa zorlaşacaktır.

Geçenlerde bir bakan, "Bu insanları oraya toplayıp eylem yapmak için birileri kullanıyorlar" dedi. Yetmiş yaşına gelmiş bir anne, baba ve eş oğlunu, kızını ve eşini aramazda ne yapar. Aramasa kullanılmıyor, yok arar ise birileri neredeyse elden ayaktan düşmüş bu insanları kullanmış mı oluyor. Demek ki kendisinin çocuğu kaybolsa herhangi bir sebeple aramayacak. Böylesi bir düşünceye nasıl bir cevap verilebilinir ki?

Bu insanlar çok şey istemiyorlar, kızlarının, oğullarının ve eşlerinin cesedini istiyorlar.

Cesedi bile olsa verin şu insanların kızlarını, oğullarını ve eşlerini.




  


--
12/27/2010 02:18:00 PM tarihinde ümit kentsoylu tarafından 1mk adresine gönderildi Çocuklarını
Eşlerini
Annelerini
Babalarını
Akrabalarını

Bir yerlere uğurladıktan sonra bir daha göremeyen insanlar yakınlarını bulmak için 300 haftadan beri Taksim Beyoğlu'nda Galatasaray Lisesinin önünde her Cumartesi günü ellerinde resimler arıyorlar.

Ama seslerini ne yazık ki, yine kendi durumunda olan bir avuç insandan başka hiç kimse duymuyor.

Onların yakınları alıp bir yerlere başını gitmediler.

Onların yakınları hasta değildi ve evinin yolunu bulamadıkları için evlerine dönemediler.

Onların yakınları çocuk değildi ve birileri tarafından kandırılmadılar.

Evet onların yakınları bu sisteme muhalif insanlardı, kimisi sendikacı, kimisi öğretmen, kimisi öğrenci, kimisi işçi, ama hepsi bilinçli insanlardı. Üstelik hepsi belli bir yaşın üzerindeydiler. Hiç biri çocuk değildi mesela. İnandıkları bir değerler vardı ve bu değerler için ellerinden gelen ne varsa onları yapmaya çalışıyorlardı.

Sistem kendisine muhalif olan her insanı susturmak ister ve onların da seslerini kısmak için kaybetme yolunu seçti.

Yani yargısız infaz.

Aileleri de biliyor aradıkları insanların hiç birinin şu an hayatta olmadıklarını. Ama hiç değilse cesedinin nerede olduğunu söylesinler de oradan alıp zaman zaman mezarına gidebileceğim bir yere gömeyim diye arıyor kimi eşini, kimi oğlunu, kimisi de kızını.

Evet Cumartesi anneleri ve aileleri diye adlandırılan bu insanlar ömürleri yettikçe yakınlarını arayacaklar. Duymayanlar yine duymayacak. Duyanlar yine kendileri gibi mağdur insanlar olacak. Ama bu o insanların kapitalist sistem tarafından kaybedildiğini asla saklayamayacak.

Zaman zaman bu eylemin üstünü örtmeye çalışmak için kendiliğinden kaybolan veya bir takım sebepler yüzünden kaçırılan kişiler ile aynı kefeye konmaya çalışılıyor. Bence bu nafile bir çaba olarak kalacaktır.

Bir televizyon kanalı Cumartesi anneleri ile ilgili bir program hazırlamış ve sadece o kayıp yakınları diye kurulan derneğin çalışmalarını ön plana çıkartıp adeta yargısız infaza giden insanları es geçmesi cahilliğinden mi kaynaklandı yoksa gerçekleri örtme planımıydı? Umarım cahilliğinden kaynaklanmıştır. Yok sistemi aklama programıysa siyasi olarak a-politikleşen halkı kandırabilirsiniz ama kendinizi kandırmanın size ne faydası var kendinize bir sormanızı tavsiye ederim. Son dönemlerin bir cümlesi var. Kimi görmek istiyorsan aynaya bak diye. Sizde bir aynaya bakın isterseniz bakalım ne göreceksiniz.

Aslına bakarsanız ben eskiden beri "Cumartesi Anneleri" tanımlamasını hiç sevmedim. Sadece Cumartesi günü toplanıyorlar diye böyle bir isim kondu ama toplanmanın içeriğini bana kalırsa biraz boşaltıyor. Salı günü toplansalardı "Salı Annelerimi" diyeceklerdi. Veya başka bir gün toplansalardı o günün ismi mi koyulacaktı.

Ayrıca sadece annelerin isminin geçmesi de, babalara ve eşlere de bir haksızlık yapılıyor gibi geliyor.

Ve bir takım kendini bilmez insanlarında eylemi saptırmak için ellerine bir fırsat verilmiş oluyor.

Onun yerine "Yargısız İnfaz Yakınları" diye adlandırılırsa diğer kayıplar ile karıştırılması planlı bile olsa zorlaşacaktır.

Geçenlerde bir bakan, "Bu insanları oraya toplayıp eylem yapmak için birileri kullanıyorlar" dedi. Yetmiş yaşına gelmiş bir anne, baba ve eş oğlunu, kızını ve eşini aramazda ne yapar. Aramasa kullanılmıyor, yok arar ise birileri neredeyse elden ayaktan düşmüş bu insanları kullanmış mı oluyor. Demek ki kendisinin çocuğu kaybolsa herhangi bir sebeple aramayacak. Böylesi bir düşünceye nasıl bir cevap verilebilinir ki?

Bu insanlar çok şey istemiyorlar, kızlarının, oğullarının ve eşlerinin cesedini istiyorlar.

Cesedi bile olsa verin şu insanların kızlarını, oğullarını ve eşlerini.




  


--
12/27/2010 02:18:00 PM tarihinde ümit kentsoylu tarafından 1mk adresine gönderildi

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"

BU SİTEDE YAYINLANAN YAZILARIN YASAL HAK VE SORUMLULUKLARI YAZARLARA AİTTİR.