* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

ELİMİN GİTMELERİ


Saatin sesiyle zaman ikiye bölünüyor yine. Hayat ikiye bölünüyor, ben ikiye...Bir yanımı uykunun o sıcacık koynunda bırakıyor aklım, düşlerimin peşinde...Diğer yanım söylenerek kalkıyor yataktan. İşte yine aynı şey diye düşünüyorum aynada yüzüme bakarken. Karşımda aynı bildik ama bir o kadar da yabancı yüz bana ait olan...

Ellerimle son düş parçalarını da söküp alıyorum yüzümden. Ve gerçek olana hazırlıyorum kendimi. Gerçek yaşama...Zamanın izine bırakıyorum ellerimi. Bana katacaklarını, benden alıp geride bırakacaklarını bilmeden. Hiç düşünmeden. İşte diyorum, ellerimle başladığım bir gün daha...

Ve sonra gece kendimle başbaşa kaldığımda alıp da yerleştiriyorum bütün düşlerimi yüzüme, gözlerime yeniden. Ve öyle kapatıyorum gözlerimi. Ben her gece avuçlarımda sakladığım düşlerle giriyorum karanlığın o tedirgin koynuna. Sadece kendim biliyorum.

Cebimden çıkarıp masaya koyduğum ellerime bakıyorum şimdi, ilk defa görmüş gibi. Ellerim. Ellerim benim...

Günümü başlatıp gecemi sona erdiren ellerim. Gün içersinde nereye koyacağımı bilemediğim ellerim. Beni dinlemeden bir kitabın satırları arasına, bir telefonun aranmayacak tuşlarına, bir yaşamın unutulmayacak hafızasına kayıp giden ellerim...

Dilimin söyleyemediklerini dillendiren, yüreğimin gösteremediklerini hissettiren ellerim...Belirsizliğin telaşını, bir sevginin sıcaklığını, bir yalanın acımasızlığını, hayal kırıklığının acısını gözler önüne seren ellerim...Yüzümün gizlendiği, yüzümü gizlediğim ellerim...

Ellerimle tuttuğum ne kadar da çok şey varmış. Ellerimle yaşadığım...Avuçlarımın arasında sakladığım ne çok düş. Taşan ne çok gerçek. Peki ya ellerimin arasından kayıp gidenler...

Tutamadıklarım...

Tutamadığım ellerine...



Görsel: Deviantart

Bizi de Okusana ;) × +