* YAZARLARIMIZDAN SİZİN İÇİN SEÇTİĞİMİZ BLOG YAZILARI *

Bellboy beni elledi, ben ağladım..

Sarışınım evet ama aptal değilm, aptal değilim..

Bu kadını maalesef bir çoğunuz tanıyor eminim. Tanımayanlar için ufak bir tanıtım yapalım tabi. Kendisi 5 dil hakkında ultra bir şey bilmeyen, aslen sarışın olmamasına rağmen sarışınlara taş çıkartan, Takvim gazetesinde bir şeyler karalayan, Ayşe Ö'den sonra sevmediğim bir başka kağıt güzeli Ece Vahapoğlu..

Başlıkla bu kadının arasındaki bağ ne diye soranlara geliyor şimdi de: Tanzanya! Ne alaka diyenler, buradan gündemi takip etmediğini anlıyoruz. Şimdi efenim bu kadın, geçen gün zap yaparken Esra Erol'da gördüğüm (ne işi varsa artık orada) Oylum Talu ve Sabah yazarlarından Sevilay Yükselir (bu yazıda ismi geçen kişiler arasında tek sevdiğim kişi) beleş gezi bulup kapağı Tanzanya'ya atıyorlar. Otelde "yine" beleşe kalırken bellboylardan birinin sözlü tacizine mağruz kalmışlar. Ya da sadece Ece kalmış (çok alımlı ya), çünkü diğerleri taciz yoktu, 17 yaşında ergen bir çocuğun sözleri dediler.

Ece'm, sütlü kahvem, Türkiye'ye döndüğünde bunu kaleme alıyor ve harikulade bir yazı çıkartıyor bize. Okumak isteyenler: Tıklayın!

Sarışın Ece işte şey demiş.. Çocuk geldi yanıma, kocanız var mı? diye sordu. Ben şaşırdım, dedim "Neaşşşş! Sana buradan iş çıkmaz koç" / Ama bu olay Türkiye'ye geldiğinde Ece'yi o kadar etkilemiş ki, ülke gündemine gelebilmek için sanki Tanzanya devlet başkanı kendisine ahlaksız teklifte bulundu gibisinden feryat figan cırlamaya başladı. Şehrazat Evliyaoğlu gibi oldum demesini bekliyorum bugünlerde. O "kara gece"yi unutmak istiyorum diye demeçler vermesi an meselesi.

Sonra Tanzanya'da zavallı belboy gidiyor polise ifade vermek zorunda kalıyor. Daha kötüsü stajyer olarak çalıştığı oteldeki işine de son veriliyor. Kilometrecelerde uzakta, Türkiye'de çocuğun bu duruma düşmesini sağlayan Vahapo'nun şeyinde mi bunlar? Tabiki de hayır. O şu anda, Alaçatı'da tatil nasıl yapılır, Avrupa'ya kim basın gezisi düzenliyor gibi konuları düşünmekte..

Ece o kadar depresyona girmiş ki, bunu atlatmak için kendini yazıya vermiş. Ben daha çabuk atlatması için bildiği(!) diğer 5 dilde de yazmasını tavsiye edebilirim. Tabi bunların yanında bir de nerdeyse beş gündür bu konu sayesinde dolduruyor Ece köşesini, egosunu, popülaritesini falan fıstık.

Vahapo, artık düzgün olaylarla gündeme gelsen..
Kendine bir çeki düzen vermeye çalışsan.
Ciddiye alınmadığının bence sen de farkındasın.
Dil olayı hala tazeliğini korurken, bu sefer de taciz olayıyla karşımıza çıktın.
Bir dahaki nolacak?
Beni Gana'da öldürmeye çalıştılar.
Yamyamlar beni yiyecekti filan mı?

Osmanlı zamanında olsak valla Ayşe Özyılmazel ve Ece Vahapoğlu Malta'ya sürgüne yollanırdı. Bir de ben şunu anladım. Neyse, eksen kayması yaşamadan :) olayı tekrardan Vahapo'ya bağlayıp yazıyı bitiriyorum. Mağduremizin dilinden:

*Müge anlı'ya çıkan Ece Vahapoğlu kendisine sorulan taciz sorusunu duyduğu gibi hüngür hüngür ağlamaya başladı*

- Beni elledi, bana dokandı. Kocan var mı diye sordu bana. Kocasız olduğumu, beni kimsenin sevmediğini anladım. Kütahya'yı, çinileri hatırladım (!?) Yan komşumuzu hatırladım. Bana nefretle bakan gözleri hatırladım. Ve ağladım, durmaksızın geceler boyu yastığıma sarılarak hıçkıra hıçkıra ağladım. Uçakta business class'ta uçarken ağladım. House Cafe'de Dom Perignon'lu bardağım gözyaşlarımla doldu. Günlüğüme yazdım bütün olup bitenleri. Sonra farkına vardım ki, günlüğüme yazdığımı sandığım şeyleri gazetedeki köşem için yazmışım. Başıma gelen bu iğrenç(!?) olayı da sevgili türk halkı böylece öğrenmiş oldu. Ü-hü-hühü!

~~Programda Ece'nin ağlamasını görüp su getiren stajyere Vahapo sert çıkmıştır. "Su ne beee" diyerek şampanya istemiştir~~

*Ve program Ece'nin ağlamalarıyla sona ermiştir. Yine dramla reytinglerin alayına koymuştur Müge Anlı ve bunun mutluluğuyla programı bitirir..*

~Peki burada keriz yerine koyulam kim?
~O da biziz. Sadece biz.

 

Bizi de Okusana ;) × +