Yoksa siz yalancı olmayı kabul mu ediyorsunuz?!


Türkiye, çok partili sisteme geçtikten sonra en büyük yetkiyi halk elde etmiştir. Çünkü halka en büyük yetki olan "oy kullanma" yetkisi verilmiştir.

Bu oy kullanma yetkisi ile ne mi kazanıldı? Kendi kendini yönetme yetkisini kazandı...

Peki bunu vermekle doğru mu yaptılar, yanlış mı? Aslına bakılırsa o zaman için doğru yaptılar. Çünkü emperyalizme karşı Dünya da ilk büyük başarıyı kazanan bir milletti Türk halkı....

Ancak "şimdi ki halkın büyük çoğunluğuna bu sistem yakışıyor mu?" diye sorarsanız.

Cevabım "hayır" olacaktır.

Neden mi?

Çünkü, şu anda atalarının ne şartlarda emperyalistlere karşı zafer kazandıklarını bilseler ülkeyi bu hale getirmezlerdi.

O zaman soruyorum size böyle şanlı atalarımıza yakışıyor muyuz?

Bırakın onlara yakışmayı onlara tanınan en büyük hak demeye çalıştığım "demokrasiye" bile yakışmıyorlar...

Peki ne yapmalı?

Asıl konumda bu zaten...

Bugün bildiri bile kabul etmeyen bir halk nasıl harekete geçirilmeli?

Soruya soruyla cevap vereceğim ama...

Şu anda güç kimin elindeyse onu taklit ederek...

"Nasıl yani?" dediğinizi duyar gibiyim.

Şöyle ki...

Sakın yanlış anlaşılmasın amacım cemaatleri filan övmek değil... Ancak cemaatler ne yapıyorsa bizlerde sistem gereği onları yapabiliriz.

Mesela ücretsiz gazete dağıtabiliriz. Kendi içimizde birlik sağlayabiliriz, ücretsiz olarak kitap dağıtabiliriz, Atatürk evleri kurabiliriz, burslu öğrenci okutabiliriz, birlik içinde olduğumuz teşkilata bağış yapabiliriz. Ancak bunlar için kimsenin çıkar peşinde olmaması gerekir. Yani şimdi ki gibi zaten %15'i geçmeyen oy potansiyelini koltuk hırsıyla daha da aşağılara çekmemiz gerekir. Asıl böyle olanları aşağı çekmemiz gerekir.

Ücretsiz konferanslar verilmeli, okullara yardımlar gönderilmeli, ücretsiz okullar inşaatı yapılmalı, halkın dertlerini tespit edip ne yapılması gerektiğini onlara anlatmamız gerekir.

Ve son olarak insanlar bildiri almıyorlarsa eğer her sokakta afiş asabiliriz.

Bunlar haricinde sendikalara çok büyük görevler düşüyor. Sendikaların gerçek sendika olması gerekir. "mavi sendikaların" önüne engel konulmalı.

Öğretmenler, aileler bilgilendirilmeli neden bazı şeylere karşı olduğumuz anlatılmalıdır.

Sadece sorunu tespit değil aynı zamanda çözüm üretmeyi insanlara öğretmeliyiz.

Sorgulamayı öğretmeliyiz.

Bu saydıklarım için illada okula filan gitmeye gerek yoktur. Sonradan da kazanılabilir. Yeter ki bir kıvılcım olsun. İşte o kıvılcım bizleriz.

Hiç bir şey için geç değildir. Yeter ki umudumuz hiç kırılmasın. Yeter ki ne istediğimizi gerçekten iyi bilelim. Ölene kadar mutlu ve umutlu ol ki düşmanların mutsuz olsun...

Buna en iyi örnek bana göre "Tam bağımsızlık uğruna" 60-70-80 kuşağının sonuna kadar eğitimini, hayatını, bir kenara bırakıp, canını ortaya koymasıdır.

Hadi ne duruyorsunuz? Yoksa ülkeyi kurtarmaya gönüllü değil misiniz? O zaman vatan severim filan demeyin! O zaman siz olsa olsa "düpe düz YALANCI!" olursunuz!

VOLKAN KAHYALAR




www.gizlibelgeler.azbuz.com

www.akilcagi.com/volkan

Türkiye, çok partili sisteme geçtikten sonra en büyük yetkiyi halk elde etmiştir. Çünkü halka en büyük yetki olan "oy kullanma" yetkisi verilmiştir.

Bu oy kullanma yetkisi ile ne mi kazanıldı? Kendi kendini yönetme yetkisini kazandı...

Peki bunu vermekle doğru mu yaptılar, yanlış mı? Aslına bakılırsa o zaman için doğru yaptılar. Çünkü emperyalizme karşı Dünya da ilk büyük başarıyı kazanan bir milletti Türk halkı....

Ancak "şimdi ki halkın büyük çoğunluğuna bu sistem yakışıyor mu?" diye sorarsanız.

Cevabım "hayır" olacaktır.

Neden mi?

Çünkü, şu anda atalarının ne şartlarda emperyalistlere karşı zafer kazandıklarını bilseler ülkeyi bu hale getirmezlerdi.

O zaman soruyorum size böyle şanlı atalarımıza yakışıyor muyuz?

Bırakın onlara yakışmayı onlara tanınan en büyük hak demeye çalıştığım "demokrasiye" bile yakışmıyorlar...

Peki ne yapmalı?

Asıl konumda bu zaten...

Bugün bildiri bile kabul etmeyen bir halk nasıl harekete geçirilmeli?

Soruya soruyla cevap vereceğim ama...

Şu anda güç kimin elindeyse onu taklit ederek...

"Nasıl yani?" dediğinizi duyar gibiyim.

Şöyle ki...

Sakın yanlış anlaşılmasın amacım cemaatleri filan övmek değil... Ancak cemaatler ne yapıyorsa bizlerde sistem gereği onları yapabiliriz.

Mesela ücretsiz gazete dağıtabiliriz. Kendi içimizde birlik sağlayabiliriz, ücretsiz olarak kitap dağıtabiliriz, Atatürk evleri kurabiliriz, burslu öğrenci okutabiliriz, birlik içinde olduğumuz teşkilata bağış yapabiliriz. Ancak bunlar için kimsenin çıkar peşinde olmaması gerekir. Yani şimdi ki gibi zaten %15'i geçmeyen oy potansiyelini koltuk hırsıyla daha da aşağılara çekmemiz gerekir. Asıl böyle olanları aşağı çekmemiz gerekir.

Ücretsiz konferanslar verilmeli, okullara yardımlar gönderilmeli, ücretsiz okullar inşaatı yapılmalı, halkın dertlerini tespit edip ne yapılması gerektiğini onlara anlatmamız gerekir.

Ve son olarak insanlar bildiri almıyorlarsa eğer her sokakta afiş asabiliriz.

Bunlar haricinde sendikalara çok büyük görevler düşüyor. Sendikaların gerçek sendika olması gerekir. "mavi sendikaların" önüne engel konulmalı.

Öğretmenler, aileler bilgilendirilmeli neden bazı şeylere karşı olduğumuz anlatılmalıdır.

Sadece sorunu tespit değil aynı zamanda çözüm üretmeyi insanlara öğretmeliyiz.

Sorgulamayı öğretmeliyiz.

Bu saydıklarım için illada okula filan gitmeye gerek yoktur. Sonradan da kazanılabilir. Yeter ki bir kıvılcım olsun. İşte o kıvılcım bizleriz.

Hiç bir şey için geç değildir. Yeter ki umudumuz hiç kırılmasın. Yeter ki ne istediğimizi gerçekten iyi bilelim. Ölene kadar mutlu ve umutlu ol ki düşmanların mutsuz olsun...

Buna en iyi örnek bana göre "Tam bağımsızlık uğruna" 60-70-80 kuşağının sonuna kadar eğitimini, hayatını, bir kenara bırakıp, canını ortaya koymasıdır.

Hadi ne duruyorsunuz? Yoksa ülkeyi kurtarmaya gönüllü değil misiniz? O zaman vatan severim filan demeyin! O zaman siz olsa olsa "düpe düz YALANCI!" olursunuz!

VOLKAN KAHYALAR




www.gizlibelgeler.azbuz.com

www.akilcagi.com/volkan

BU HAFTA EN ÇOK OKUNAN

Sosyolojik Bir Kurum Olarak "Boş Zaman Değerlendirmesi"